KEMAL ÖZKURT – ÖZEL HABER - Kamuoyunda ‘Varlık Barışı’ olarak bilinen yeni düzenlemenin Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından, kayıt dışı varlıkların ekonomiye kazandırılması yeniden tartışma konusu oldu. Uzmanlar düzenlemenin sermaye girişini teşvik etmeyi amaçladığını belirtirken, kara para aklama riskine ilişkin uyarılar da gündeme geldi. Özellikle son yıllarda gayrimenkul sektörünün kara para aklamak isteyenlerin en çok tercih ettiği alanlardan biri haline geldiğine dikkat çeken sektör temsilcileri, denetimlerin artırılması gerektiğini vurguluyor. İzmir Emlak Kulübü Başkanı Rıdvan Akgün ise varlık barışı kararının ardından gayrimenkul piyasasında gözle görülür bir hareketlilik yaşandığını belirterek, yurt dışından gelen kayıt dışı sermayenin büyük bölümünün banka veya borsa yerine arsa, arazi, konut ve otel yatırımlarına yöneldiğini söyledi. Akgün, önceki varlık barışı dönemlerinde İzmir’de özellikle Menemen, Harmandalı, Çandarlı, Torbalı ve Kemalpaşa aksındaki rezerv alanlara yoğun yatırım yapıldığını ifade ederek, son dönemde de benzer bir hareketliliğin yeniden hissedilmeye başlandığını söyledi. Şehir Hastanesi çevresi ile büyük konut projelerinin bulunduğu bölgelerin de yatırımcıların radarında olduğunu belirten Akgün, toplu gayrimenkul alımlarındaki artışın dikkat çektiğini kaydetti.
GELEN PARA GAYRİMENKULE YÖNELİYOR
Varlık barışı düzenlemelerinin temel amacının yurt dışındaki kayıt dışı sermayeyi Türkiye ekonomisine kazandırmak olduğunu belirten İzmir Emlak Kulübü Başkanı Rıdvan Akgün, bu paraların büyük bölümünün gayrimenkul sektörüne yöneldiğini söyledi. Akgün, “Zaman zaman hükümetler varlık barışı şeklinde yasa çıkarıyor. Bunun amacı yurt dışına çıkan paranın Türkiye’ye geri gelmesi ve legal şekilde reel piyasada dolaşmasıdır. Aksi halde böyle bir yasa çıkmaz. Yurt dışına çıkan milyarlarca dolarlık kontrolsüz ya da illegal para var. Bu para Türkiye’ye döndüğünde aktif hale gelmesi gerekiyor. Eğer önceden planlanmış bir yatırım hedefi yoksa bu insanlar parayı otomatik olarak gayrimenkule aktarıyor. Bankaya, borsaya, altına, dövize ya da kriptoya girmiyorlar. Türkiye’de enflasyonist ortam nedeniyle yatırım yapılabilecek arsalar, araziler, projeler, yarım kalan projeler ve satılık oteller oldukça cazip. Gelen para doğrudan buralara yöneliyor” dedi.
SON BİR AYDA HAREKETLİLİK DİKKAT ÇEKTİ
Varlık barışı kararının ardından piyasada belirgin bir hareketlilik yaşandığını ifade eden Akgün, “Son bir aya baktığımızda varlık barışı kararının ardından gayrimenkul piyasasında ciddi bir hareketlilik var. Yaz ayına girmemize rağmen insanlar barınma ihtiyacının dışında birden fazla konut satın alıyor, arsa, arazi ve tarla alıyor. Çeşitli bölgelerde otel satışlarının da arttığını görüyoruz. Yani yurt dışından gelen paranın belirli noktalara yönlendirildiğini hissedebiliyoruz. Varlık barışının gayrimenkul sektörüne yansımasını bugün net şekilde görüyoruz” diye konuştu.
EKONOMİYE KAZANDIRILMALI
Yurt dışından gelen sermaye için sağlanan imkanların yurt içindeki kayıt dışı birikimler için de oluşturulması gerektiğini savunan Akgün, yastık altındaki paranın ekonomiye kazandırılmasının piyasalara olumlu katkı sağlayacağını söyledi. Akgün, “Yurt dışından gelen paraların ekonomiye kazandırılması için çıkarılan bu düzenlemelerin benzerinin, Türkiye’de yastık altında bulunan ve banka kayıtlarına girmemiş paralar için de yapılması gerekiyor. İnsanların yıllardır yastık altında tuttuğu paraların düşük vergiyle sisteme dahil edilmesi halinde ekonomik hareketlilik artacaktır. Bu durum borsaya, gayrimenkul satışlarına ve bankacılık sistemine olumlu yansır. Aynı zamanda yüksek faizlerin gerilemesine ve devletin iç-dış borç yükünün hafiflemesine de katkı sağlayabilir” diye belirtti.
DÜŞÜK BEYANI ARTIRIYOR
Mevcut vergi uygulamalarının gayrimenkul satışlarında düşük bedel gösterilmesine neden olduğunu savunan Akgün, “Bugün bir kişi iki yıl önce 2 milyon liraya aldığı gayrimenkulü0 milyon liraya satıyor. Devlet de ‘7-8 milyon lira kâr ettin’ diyerek yüksek vergi istiyor. Oysa Türkiye’de ciddi bir enflasyon gerçeği var. İnsan sattığı gayrimenkulün yerine yenisini koyamayacak kadar vergi ödüyor. Böyle olunca da tapuda düşük bedel göstermeye yöneliyor. Tapu harçları ve vergiler düşürülürse insanlar gerçek satış bedellerini göstermekten kaçınmaz. Böylece yastık altında bekleyen trilyonlarca liralık para da resmi olarak ekonomiye kazandırılabilir” diye konuştu.
İZMİR’DE REZERV ALANLAR ÖNE ÇIKIYOR
İzmir’de önceki varlık barışı dönemlerinde yatırımcıların daha çok gelişime açık bölgelere yöneldiğini ifade eden Akgün, özellikle kuzey aksındaki arsa ve arazilerin yoğun ilgi gördüğünü söyledi. Akgün, “Önceki varlık barışı döneminde en fazla satışlar kuzey aksında; Menemen, Harmandalı ve Çandarlı’ya kadar uzanan bölgelerde gerçekleşti. Bunun yanında Torbalı aksı, Kemalpaşa çevresi ve Uşak yönü de yatırımcıların tercih ettiği bölgeler oldu. İzmir’de arsa ve arazi yatırımı denildiğinde bu bölgeler ön plana çıkıyor. Ayrıca TOKİ’nin yaptığı projeler, rezerv alanlar ve Şehir Hastanesi çevresi gibi cazibe merkezlerinin bulunduğu bölgelerde de yoğun hareketlilik yaşandı. Önce altyapı ve kamu yatırımları geliyor, ardından konut projeleri gelişiyor ve yatırımcı da bu alanlara yöneliyor” dedi.
KİŞİSEL VERİ GİZLİLİĞİ İZLEMEYİ GÜÇLEŞTİRİYOR
Varlık barışı üzerinden gelen paranın gayrimenkuldeki izinin sürülmesinin teknik olarak zor olduğuna dikkat çeken Akgün, “Satışları yapanlar bireysel veya tüzel kişiler olduğu için kişisel verilerin korunması ve tasarruf modellerinin gizliliği nedeniyle, paranın kaynağını net bir şekilde saptamak imkansız. Kimse çıkıp ‘ben varlık barışından gelen parayla bu oteli veya araziyi aldım’ demiyor. Ancak piyasadaki toplu satış hareketliliğine ve ciddi nakit akışlarına baktığımızda, kaynağın nereden geldiğini bir sektör temsilcisi olarak hissedebiliyoruz” ifadelerini kullandı.