Yetkililer ne diyor?

Yeni İmar Yönetmeliğinde yer alan dış cephelerin belediye himayesine alınması kararı, Karşıyaka Yapı Müteahhitleri Derneği Başkanı Niyazi Gültekin’in açıklamasıyla birlikte farklı görüşlere yol açtı


  • Oluşturulma Tarihi : 07.08.2017 09:51
  • Güncelleme Tarihi : 07.08.2017 09:51
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Yetkililer ne diyor?

SULTAN GÜMÜŞ / ÖZEL HABER

Yeni yönetmelikle birlikte belediyeler binaların dış cephe mimarisine, boyasına ve çatısına müdahale edebilecek ve özgün mimari örneklerin önü açılacak. Bu madde bilinçli kadrolar tarafından iyiye kullanıldığında İzmir’de estetik şehirler ve sokaklar inşa edilebilecek. Karşıyaka Yapı Müteahhitleri Derneği Başkanı Niyazi Gültekin’in yapmış olduğu açıklama üzerine AK Parti Karabağlar Meclis Üyesi Bünyamin Demir, Mimarlar Odası Başkanı Halil İbrahim Alpaslan ve Avcılar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı İdris Avcı da konuya ilişkin konuştu.  

HEM AVANTAJ HEM DEZAVANTAJ

Peki, belediyeler kendilerine verilen bu yetkiyi ne derece doğru kullanabilecek. Gazetemize konuşan Niyazi Gültekin, yürürlüğe girecek yeni madde hakkında şunları söyledi: “Belediyelere dış cepheye müdahale edebilme yetkisi verildi verilmesine ama belediyelerin imar birimlerinde görev yapan mimarlar dış cephe, geleneksel mimari alanında ne kadar başarılı. Belediyelerin hali hazırdaki mimarlık kadroları mevcut projelerin incelenip onaylanması ve ruhsatlandırma sürecinde bile yetmezken bir de işin içine dış cephe girecek. İmar yönetmeliğine göre belediyelerin proje başvurularını en geç bir ay içerisinde inceleyip onaylaması veya eksiği/hatası varsa karşı tarafa iletmesi gerekiyor. Ama 5-6 ayda ruhsat çıkmasını bekleyen arkadaşlarımız var. Birde dış cephe girdi mi işin içine artık 1 yıl ruhsat bekleyenleri duyarsanız hiç şaşırmayın.”

Gültekin, dış cephe yetkisinin belediye bünyesine alınacak olmasının hem avantaj hem de dezavantaj oluşturacağını belirtti. Gültekin, “ Dış cephe ile ilgili bu yetki belediyeler için avantaj sayılabileceği gibi sistemli bir şekilde yürütülmediğinde dezavantaja da dönüşebilir. Eğer belediyeler dış cephe mimarisini önemser ve kente yeni bir kimlik kazandırma gayreti içerisinde olursa elbette ki bu büyük bir fırsat. Ancak bu gayret olmadığı takdirde sadece belediyelerin iş yükünü artırmaktan başka bir işe yaramaz” dedi.

İSTİHDAM YARATACAK

Gültekin’e göre belediyeler bu aşamada dış cephe mimarisinde uzman, şehrin mimarlık kültürünü yakından tanıyan, şehre yeni bir kimlik kazandırabilecek potansiyele sahip en az 1 veya birkaç mimarı kendi bünyesinde çalıştırmalı. Yeni düzenleme doğru değerlendirilirse hem mimarlar için yeni bir istihdam kapısı açılmış olacak hem de binlerce mimarın projesini inceleyen birkaç belediye mimarının iş yükü hafifleyecek. Gültekin, “Belki 1 veya birkaç mimarı istihdam etmek belediyeler için ek bir maliyet oluşturacaktır ancak Türkiye ekonomisinin lokomotifi olan, Belediyelere emlak vergisi, kanalizasyon ve yol giderleri, proje harcı vb. milyonlarca liralık vergi veren bir sektör için bu maliyetleri üstlenmek belediyeler için çok görülmemeli” diye konuştu.

Belediyelerin bu fırsatı iyi değerlendirmesi gerektiğini vurgulayan Gültekin, Alaçatı, Odunpazarı, Safranbolu gibi mimarisiyle ön plana çıkmış semtler inşa edilmesini ve kente kazandırılmasını temenni etti.

ÇOK İYİ BİR ÇALIŞMA OLACAK

Projeye olumlu baktığını dile getiren Bünyamin Demir, “İzmir’de çok fazla eski, yıpranmış bölgeler var. İzmir’e yakışmayan daha çok diyeyim. Buraların iyileştirilmesi açısından çok iyi bir çalışma olacak. İzmir’de dikkat ederseniz çok farklı renklerde, farklı görünümlerde yapılar var. Bu yapıların hiçbir mimarisi yok. Ancak biz istiyoruz ki göze hitap etsin. Madem yaşanılacak şehir o halde yaşatsın görünümüyle. Fakat iyi değerlendirilirse hakkını verebilir proje. Konak, Alsancak gibi tarihi semtlerin dokusu bozulmamalı. Gidip de buraların dokusuna müdahale edilirse işte o zaman yanlış olur. Yörenin mimarisine uygun, estetik yapılar inşa edilmeli” dedi. Demir, doğru yapıların oluşturulabilmesi içinde önerilerde bulundu: “Daha organize çalışılmalı. Her belediye kendi komisyonunu toplamalı ve Sayın Niyazi Beyi’nde ifade ettiği gibi şehrini tanıya, uzman mimarlar ile hareket edilmeli. Belediyeler tek başlarına hareket edip, karar alamaz zaten. Alırlarsa neler yaşanacağını, nasıl olumsuz sonuçlarla karşılanacaklarını biliyorlar. Böyle bir tutum karşısında İzmir’i mimarisi açısından bir kaosa da sürükleyebilirler. Kolektif bir çalışma yürütülmeli, iyi bir ekip yaratılmalı ve yaratıcı fikirler sunularak güzel tasarımların inşasına gidilmeli. Ancak dediğim gibi tarihi dokulara dokunulmamalı. Bu sağlanırsa kentin tamamen değiştirilmesi, bina cephelerinin yenilenmesi iyi sonuçlara yol açabilir.”

TASARIM BİR BÜTÜNDÜR AYRILAMAZ

Konuya ilişkin farklı görüşlere sahip Halil İbrahim Alpaslan ise, “Mimari bir tasarımdır. Dış cephesi, iç mekanı birbirinden ayrılamaz” diyerek sözlerine şöyle devam etti: “Bu paylaştırılamaz yani. İçerisi özel bir kurumun olsun, dışarısı belediye’ye ait olsun denemez. Tasarım bir bütündür ve hepsinden mimar sorumludur. Bu yetki devredilemez. Yasayla birlikte belediyelerin estetik bir kurul kurma yetkisi oldu. Onlar binaları değerlendirip bir takım kararlar alabilir. Bunun çok sağlıklı bir yöntem olmadığını düşünüyorum. Öncelikle şuan piyasada çok ciddi boşluklar var. Boşluklardan ziyade sakıncalar var. Estetik kurulların nasıl oluşturulacağı çok sağlıklı bir şekilde tarif edilmemiş. Belediyeler, mimari tasarımla, estetikle yakından ilgisi olmayan meslek dallarından uzmanlarla estetik bir kurul kurabiliyor şuan. Örneğin bir tane orman mühendisi, bir tane harita mühendisi, bir tane inşaat mühendisini toplayıp bir estetik kurul kurabiliyor. Mimari projeyi, mimari estetiği bu uzmanların oluşturduğu kurul değerlendirebiliyor şuan ki yasayla. Bunun çok sakıncalı olduğunu düşünüyorum. Bunun istismarlara açık olduğunu düşünüyorum. Ne gibi istismarlar olabilir. Mimarlara çeşitli ideolojik bakış açılarına göre binaları tasarlama mecburiyeti getirilebilir. Son dönemde Osmanlı, Selçuklu benzeri yapılar çok fazla ön planda. Hiç desteklemediğimiz, onaylamadığımız bir şekilde. Belediyenin eline böyle bir yetki verildiğinde çok fazla bu işin uzmanlarından değil de kendi ideolojisine yakın insanlardan oluşan bir estetik kurul kurar ve bahsettiğim gibi o ideolojik yapıları tasarlamaya başlarlar. Belediyelerin dış cepheye bu kadar müdahale etmesini bu sebepten uygun bulmuyorum.”

SON DERECE SAĞLIKSIZ ÇALIŞMALAR OLACAKTIR

Alpaslan, estetik kurulun benzer ideolojilere sahip kişilerden oluşturulacağını ve bunun eserlere de yansıtılacağını belirterek endişelerinden bahsetti: “Genelde mimarların açısından bakmayan insanlar şöyle düşünüyor. İşte bir tane uzman kuruluş olsun dış cephelere o baksın. Çok güzel dış cepheleri olsun. Ama aslında mimari tasarımı bilen bir insan mimarinin bölünemeyeceğini, ayrılamayacağını, dış cephe, iç cephe diye yetki paylaşımının yapılamayacağını, öyle bir otoritenin de mimari projeleri daha doğrusu kentsel mekânları iyi bir şekilde tasarlayamayacağını düşünemiyor. Daha çok meslek dışından oldukları için böyle bir şeyin olumlu olabileceklerini düşünüyorlar. Yasada estetik kurulun nasıl kurulacağı, nasıl çalışacağı konusunda çok ciddi sıkıntılar var. Hiç mimar almadan estetik bir kurul kurup mimari projeler değerlendirilebilecek. Öyle de bir sorun var. Estetik kurulların bir sorunu daha var aslında. Mimarların mühendislik haklarını da ellerinden alabiliyor bu estetik kurullar. Şöyle ki mimari projeler bir fikir sanat eserleri yasası kapsamında değerlendirilen eserlerdir. Yani bir sanatçının eseri gibi mimarın eseri de bir mühendislik hakkı doğurur. Ve o inşa edildikten sonra siz onu değiştiremezsiniz. Şurasını kapatın, şuraya şunu ekleyin diyemezsiniz. Mimardan izin almadan bir değişiklik yapamazsınız. Ama estetik kurullar sonradan bu tip değişikliklere de izin verebilecek. Yani mimarın izni olmadan yapıda değişikliğe gitmenin önünü de açmış oluyor. Bu açıdan da estetik kurulları çok doğru bulmuyoruz. Çok ideal bir düzenden düşünecek olursak yetkin sanat tarihçilerinin, yetkin mimarların yer alacağı bir estetik kurul kurulursa ve onlar çok iyi çalışırsa ebette ki güzel çalışmalar ortaya çıkar. Ancak biliyorsunuz ki ülkemizde böyle ideal kurullar kurulmuyor. Belediyeler genellikle şöyle yapacaktır. Kendi ideolojik bakış açılarına yakın kişilerle çalışacaktır. Böylece kimi zaman Osmanlı, Selçuklu yapıştırmaları yapılacaktır, kimi zaman mimarın İzmir dışında eklemeler yapmasına izin verilecektir. Son derece sağlıksız şeyler ortaya çıkacaktır. Açıkçası biz bu estetik kurulun öyle yararlı bir çalışma yöntemi oluşturacağını düşünmüyoruz.”

İmar planlarıyla ilgili ciddi sıkıntıların olduğunu belirten İdris Avcı ise, “Böyle bir çalışmaya gidilmektense imar planlarına yönelmeliler. 60-70 yıllık imar planları ile iş yapmaya çalışıyorlar ve bundan dolayı binlerce insan mağdur durumda” dedi.

 

 

Haber Merkezi