Sayfa Yükleniyor...
Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Mahir UIutaş, elektriğin daha verimli kullanılması adına kamu spotları ve benzer kampanyaların Lüzumsuzsa söndür den öteye geçemediğini söyledi
ÖZKAN PEKÇALIŞKAN
Son dönemlerde enerjide verimliliğin önemi gittikçe artıyor. Bugüne kadar kullandığımız enerji kaynaklarının yavaş yavaş tükenmeye başlaması ve bunun sonucunda yenilenebilir enerji kaynaklarının önemini daha da artar hale getirdi.
Ülkelerin son dönemde en çok önem verdiği politikaların başında enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kaynaklarının daha etkin biçimde kullanılması olarak göze çarpıyor. Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Mahir UIutaş, enerjinin daha verimli kullanılmasına ilişkin bilinçlendirme çalışmalarının öneminin tartışılamayacağının altını çizerek, Ancak kamu spotları ya da benzer kampanyalar ne yazık ki lüzumsuzsa söndür boyutunu aşamıyor. Konutlarda kullanılan elektrikli ev aletleri, A veya daha üstü enerji sınıfına giren cihazlarla büyük ölçüde değiştirilmesinin yanı sıra tasarruflu ampul kullanımı da oldukça yaygın hale geldi. Isıtma ve soğutma giderlerini azaltmak için de yalıtım ve mantolama uygulamaları kapsamında tüm yurtta hummalı bir çalışma sürdürüldüğüne şahit oluyoruz. Henüz yapılacak çok şey olmasına rağmen konutlarda, ciddi bir ilerleme sağlandığını söyleyebiliriz ifadelerini kullandı.
SANAYİ İÇİN ZORLAYICI TEDBİRLER ALINMALI
Ulutaş, enerji verimliliğinin, asgari yaşam konforuna zarar vermeden daha az enerji tüketmek anlamına geldiğinin altını çizerek, Artan enerji fiyatları nedeniyle her geçen gün büyüyen Enerji yoksulu geniş halk kitleleri oluşuyor. Yurttaşlar lamba yakmaktan korkar hale geldi. Açıkçası, yurttaşlar için Tasarruf kültürü piyasa eliyle zorlayarak, oluşturuldu. Sanayi ve ticarethaneler de ise istenilen yol henüz alınamadı. Sanayi kuruluşları ve ticarethaneler, enerji giderlerini hizmet ve ürünlere yansıtabiliyor. Hatta bu kalemleri gider göstererek, vergiden düşme olanakları da var. Enerji Verimliliği Kanunu'nda örneğin binalarda mantolama yapılmamasın bir yaptırımı olmakla birlikte sanayi kuruluşlarındaki enerji yoğunluğu için gönüllük esası getirildi. Üstelik yurttaşlar için herhangi bir teşvik tanımlanmamışken, enerji yoğunluğunu düşüren sanayi kuruluşlarına enerji giderinin yüzde 20sine kadar mali bir teşvik uygulanıyor. Ancak gönüllülüğe dayalı bu teşvik mekanizması da etkili olmayarak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Türkiye'nin milli gelir başına tüketilen enerji yoğunluğunun 2023 yılına kadar, 2011 yılına göre en az yüzde 20 azaltılması hedeflediğini açıklamıştı. Ancak yürürlükteki mevzuatla bu hedeflerin tutturulması mümkün değil. Meskenler artan faturalarla baş edebilmek için olanaklar ölçüsünde tasarruf önlemi alınırken, sanayi kuruluşları için bilgilendirme ve kampanyalardan daha çok zorlayıcı tedbirlere ve yaptırımlara ihtiyaç var diye konuştu.
ENERJİ İHTİYACIMIZI SORGULAMALIYIZ
Son olarak sürekli artan enerji ihtiyacımızın gerekçelerini sorgulamadan bütünlüklü bir enerji politikasının üretilemeyeceğini dile getiren UIutaş konuşmasını şöyle sonlandırdı: Çevreye, kentsel ve tarihsel dokuya saygılı, bilgi yoğun, teknoloji yoğun bir sanayileşme ve enerji politikası yaşama geçirilmesi gerekir. Enerji yoğunluğu ancak yüksek katma değerli, çevre dostu, yerli üretim teknolojilerine dönük bir Ar-Ge ve sanayileşme politikasıyla düşürülebilir.
Haber Merkezi