13 Mart 2026, Cuma 16:21
14°C İzmir

Babacan: İzmir hak ettiği yatırımları almıyor

Ortadoğu’daki gelişmelerden Türkiye ekonomisine, yerel yönetimlerden trafik cezalarına kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulunan Ali Babacan, AK Parti iktidarının İzmir ile sağlık bir ilişki kuramadığını belirtti

Babacan: İzmir hak ettiği yatırımları almıyor haberinin görseli

Berkay Erden - DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan İzmir'de basın mensupları ile buluştu.  DEVA Partisi İzmir İl Başkanlığı tarafından Tarihi Havagazı Fabrikası'nda düzenlenen basın toplantısında ülke ve İzmir gündemine dair önemli açıklamalarda bulunan Babacan’a İl Başkanı Aybar Uygur, eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve il yöneticileri de katılırken, Babacan Ortadoğu’daki gelişmelerden Türkiye ekonomisine, trafik cezalarından yerel yönetim tartışmalarına kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’de ekonomik sorunların ertelendiğini savunan Babacan, iktidarın İzmir ile sağlıklı bir ilişki kuramadığını ileri sürerken, yerel yönetimlere yönelik baskıların da demokrasi açısından doğru olmadığını söyledi.

ÖNLEYİCİ SAVAŞ DOĞRU DEĞİL

Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri yorumlayan Babacan, “ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattıkları ve ‘önleyici savaş’ diye uydurdukları operasyonu ilk günden beridir kınıyoruz. İran’ın da çevre ülkelere olan saldırılarını doğru bulmadığımızı belirttik. Eğer operasyon birkaç haftada biterse bölgedeki etkileri sınırlı olacaktır ancak aylar sürerse bölgedeki güven ortama etkilenecektir. Biz Türkiye olarak her zaman diyalogdan, insanlıktan yana olmalıyız” dedi.

ali babacan

CEZADA AMAÇ BÜTÇE OLMAMALI

Son dönemlerde gündem olan trafik kuralları ve cezalarında bütçenin öncelendiğini belirten Babacan, “Son 2 yıldır özellikle cezalar bütçeye kaynak yaratmak için kullanılıyor. Geçen yıl beklenen ceza gelirinin kat be kat üzerinde ceza geliri elde edildi. Bu kuralların arkasında can ve mal güvenliği sebeplerini olması lazım. Kurallar açık olmalı. Kurallar konulurken tuzak alan, gri alan olmamalı. Egzozdan bahsedildi hem çevre kaynaklı hem de gürültü kaynaklı bir kaygı olması lazım. Kimsenin şehrin havasını kirletmeye hakkı yok ancak bunun makul sebepleri olmalı. Kurallar anlamlı olmalı. Cezayı bütçe kaynaklı değil, hukuk devletinin gereği olarak uygulamak lazım. Cezada amaç caydırıcılık olmalı bütçeye gelir olması açısından değerlendiremezsiniz. Umarım aklı selim düzenlemeler yapılır, vatandaşlarda hem araç kullanma keyfine varır hem de trafik güvenliği sağlanır” diye konuştu.

- REKLAM -

DEVA İZMİR’DE GÜÇLENİYOR

DEVA Partisi’nden başka partilere geçiler hakkında görüşünü dile getiren Babacan, “Biz partiden ayrılan arkadaşlarımızın arkasından hiçbir zaman konuşmuyoruz ancak partiden ayrılma gerekçelerini de doğru bulmuyoruz. Herkesin geçmiş emeğine saygımız var. Siyasette her şey olur ancak insani ilişkiler her şeyin üzerindedir. Parti değiştirmeyi seçmenler değerlendirmeli. Türkiye’de oylar verilirken vekilin isminin karşısına değil partinin isminin karşısında ‘evet’ mührü vuruluyor. Bunun değerlendirmesini seçmen yapmalı diye düşünüyorum. DEVA’da bayrak devrilmez biri görevi devralır ve devam eder. Aybar Bey şu an görevinin başında DEVA İzmir’de büyüyor” dedi.

ŞEHRİN KÜLTÜRÜ ANKARA’DAN DEĞİŞTİRİLMEMELİ

Vakıflar Genel Müdürlüğü ile İzmir Büyükşehir Belediyesi arasında mülkiyet sorununa neden olan kararlar hakkında konuşan Babacan, yerel ile ilgili karaların yerelde alınması gerektiğini söyledi. Babacan, “Bir şehir tarihi kültürü ve insanları ile topyekûn değerlidir. Tarih ve kültür yok olursa o şehrin ruhunu kaybedersiniz. İzmir’de bu endişelerin hissedildiği şehirlerden bir tanesi. Bir şehrin çok önemli bir mirasını Ankara’dan gelen talimatlarla değiştirmek doğru değil. Yerel ile ilgili olan kararlar yerelde alınmalıdır. Bugün Havagazındayız bakın kullanıyoruz. Asla tarihi dokuya zarar vermemek lazım. Elektrik tesisini de restore etmek lazım ama kullanış amacı da rantı değil, şehrin kültürünü öncelememesi lazım” şeklinde konuştu.

VARLIK FONU’NUN VARLIĞI HATA

İzmir Limanı’nın özelleştirilmesi konusu hakkında konuşan Babacan, sorunun bir ayağını Varlık Fonu olarak işaret etti. Kendisi bakanken Varlık Fonu’nun kurulmasını onaylamadığını söyleyen Babacan, “Liman’daki en büyük hatalardan biri Varlık Fonu’nun varlığıdır. Biliyorsunuz ben ona imza atmadım ve ben varken kurulmadı. Fonu denetleyebilen yok kimseye danışmak zorunda değil canı istedi alıyor canı istedi satıyor özeti bu ve büyük yanlış. İzmir Limanı’nın yarışmasız bir şekilde özel sektöre verilmesi yanlıştır. Özel sektör daha iyi hizmeti verebilir rekabete açık sektörlerde halka için faydalıdır. Biz tam 13 yıl boyunca özelleştirme gelirlerini Türkiye’nin yüksek olan borcunun hafifletilmesinde kullandık. Bu gelirlerin şu an nereye kullanıldığı karanlık. Liman’da hem Varlık Fonu sorun hem özelleştirme mekanizması sorun” diye konuştu.

200

- REKLAM -

İKTİDAR EKONOMİDE SORUNLARI ERTELİYOR

Türkiye’de yeterince sıkı para politikası izlenmediğini belirten Babacan, 200 liranın alım gücündeki düşeşe dikkat çekti. Babacan, “Mevcut iktidar para politikası konusunda oldukça utangaç ve çekingen bir tutum sergiliyor. Çünkü biliyorlar ki atılacak her adımın bedeli ağır olacak. Bu nedenle sorunları erteleyerek yönetmeye çalışıyorlar. Ancak bugün geldiğimiz noktada Türk Lirası’nın değer kaybı ortada. Bir dönem 134 dolar seviyelerinde olan 200 Lira bugün yaklaşık 4,5 dolar seviyelerine kadar gerilemiş durumda. Bunun en önemli nedeni iktidarın yanlış ekonomi politikaları ve kendi eliyle yarattığı krizdir. Dünyada kayıt dışı ekonomiyle, kara para ve uyuşturucu parasının dolaşımıyla mücadele konusunda çok daha sıkı politikalar uygulanıyor. Ancak Türkiye’de bu konuda yeterince güçlü ve kararlı bir duruş sergilenmediğini görüyoruz. Bu da ekonomik yapının daha kırılgan hale gelmesine yol açıyor” dedi.

İKTİDAR İZMİR İLE SAĞLIKLI İLİŞKİ KURAMIYOR

AK Parti’nin İzmir ile sağlıklı bağ kuramadığını dile getiren Babacan, iktidarın sadece kedine oy verene değil tüm şehirlere hizmet götürmesi gerektiğini söyledi. Merkezi ve yerel yönetim farklılıklarının yatırımları etkilememesi gerektiğini dile getiren Babacan, “İzmir meselesine baktığımızda ise şunu açıkça söylemek gerekir: İzmir Türkiye’nin en kıymetli şehirlerinden biridir. Ancak iktidarın İzmir’le bir türlü sağlıklı bir ilişki kuramadığını görüyoruz. İzmir’in siyasi tercihlerinden dolayı zaman zaman cezalandırılmak istenir gibi bir tablo ortaya çıkıyor. Özellikle yatırımlar, projelerin onay süreçleri ve merkezi yönetim destekleri konusunda İzmir’in çoğu zaman hak ettiği ilgiyi görmediğini düşünüyoruz. Oysa demokrasilerde iktidarlar seçildikten sonra yalnızca kendilerine oy veren şehirlerin değil, tüm ülkenin yönetiminden sorumludur. Bir şehirde hangi partinin belediyesinin olduğuna bakmadan, o kentin ihtiyaçlarına göre destek verilmesi gerekir. Devlet yönetimi bunu gerektirir. Geçmişte İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde görev yapan yöneticilerle konuştuğunuzda da benzer değerlendirmeler duyarsınız. Elbette merkezi yönetimle yerel yönetimler arasında zaman zaman farklılıklar olabilir. Ancak bu farklılıklar şehirlerin yatırımlarının engellenmesine ya da geciktirilmesine gerekçe olmamalıdır. İzmir’in hak ettiği yatırımları alması ve projelerinin desteklenmesi gerekir” ifadelerini aktardı.

CHP KAPIYI KENDİ KAPATTI

- REKLAM -

Seçimlerde kurulacak ittifaklara yönelik açıklamalarda bulunan Babacan, iki ittifakın Türkiye’ye yarar sağlamadığını söyledi. CHP’nin ittifak kapısını kendisinin kapattığı söyleyen Babacan, “Cumhur ve Millet İttifakı vardı, Cumhur İttifakı iktidar, yaptıkları yanlışları görüyoruz. CHP’deki yönetim değişikliğinde sonra CHP Türkiye ittifakı üzerinden yürüyor, yani diğer siyasi partilerle işimiz yok, seçmenle ittifak kuracağız diyorlar. CHP ittifak kapısını kendi kapattı, eski modele dönmek isterlerse kendi vereceği karardır. Bundan bağımsız olarak biz 1,5 sene önce, Türkiye 2 kutuplu siyasete hapsedilmemeli. İktidar ve ana muhalefet tekeli var, bunlardan birine mecbursunuz gibi dar bir alana hapsolmamalı dedik, Yeni Yol grubunu kurduk. 3 siyasi parti ortak çalışması… Önümüzdeki dönemde seçim ittifakına dönebilir. Birlikteliğin farklı partilerle genişletilmesi, farklı siyasetçileri bu birlikteliğin içinde görmeniz mümkün. Biz iktidarla da ana muhalefetle de mesafeli Türkiye’nin önüne iddialı bir seçenek koymak” açıklamasında bulundu.

YEREL SEÇİMDEN SONRA İKTİDAR BASKIYI ARTIRDI

Belediyelere yönelik soruşturmaların ve görevden almaların doğru bir uygulama olmadığını belirten Babacan, “Son dönemde belediyelere yönelik tartışmaları da yakından takip ediyoruz. Özellikle 2024 yerel seçimlerinden sonra iktidarın seçim kazanamadığı belediyeler üzerinde ciddi bir baskı kurmaya çalıştığını görüyoruz. Bizim parti programımızda çok açık bir ilke var: Seçilmiş bir belediye başkanı, sadece idari bir kararla görevden alınmamalıdır. İçişleri Bakanlığı’nın tek bir imzayla seçilmiş bir belediye başkanını görevden uzaklaştırması demokrasi açısından doğru bir uygulama değildir. Eğer bir belediye başkanıyla ilgili bir iddia varsa, bunun bağımsız ve tarafsız yargı tarafından değerlendirilmesi gerekir. Elbette hiçbir belediye başkanı da dokunulmaz değildir. Yanlış yapan, hukuka aykırı davranan varsa bunun hesabını vermelidir. Ancak bu süreçler siyasi baskı aracı haline getirilmemelidir. Biz belediyelerimizin şeffaf, hesap verebilir ve kurallara uygun şekilde çalışması gerektiğini savunuyoruz. Belediyecilikte imar başta olmak üzere tüm süreçlerin açık ve denetlenebilir olması gerektiğini düşünüyoruz. Rant üretmeye dayalı anlayışlara da karşıyız” dedi.

BUCA CEZAEVİ YEŞİL ALAN OLMALI

- REKLAM -

Buca Cezaevi konusunu yakından takip ettiklerini belirten Babacan, İzmir’in yeşil alana ihtiyacı olduğunu söyledi. Bu tarz alanları doğru değerlendirmek gerektiğini vurgulayan Babacan, “Buca Cezaevi’yle ilgili süreç uzun süredir tartışılıyor ve biz de bu konuyu yakından takip ediyoruz. Özellikle deprem gerçeğini düşündüğümüzde şehirlerde insanların toplanabileceği, nefes alabileceği açık alanlara çok ciddi ihtiyaç var. Deprem bölgelerinde insanların çocuklarıyla, aileleriyle güvenli bir şekilde bir araya gelebileceği toplanma alanlarının oluşturulması hayati önem taşıyor. Ancak ne yazık ki imar planlarında bu tür alanların yeterince gözetilmediğini görüyoruz. Toplanma alanları, yeşil alanlar gibi konular çoğu zaman geri planda kalabiliyor. Buca Cezaevi alanı da bu açıdan çok önemli bir yer. Biz bu alanın doğru bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Hem İzmir’de hem de ulusal düzeyde bu konunun takipçisi olduk ve olmaya devam edeceğiz. Bu alanın geleceğiyle ilgili kararların kamu yararı gözetilerek alınması gerektiğini savunuyoruz. Burada şunu da özellikle vurgulamak isterim: Bu tür alanları bir miras gibi görmemek gerekiyor. Bunlar bize geçmişten kalan ve gelecek kuşaklara devretmemiz gereken emanetlerdir. Bu nedenle bu alanları korumak, doğru şekilde planlamak ve gelecek nesillere yaşanabilir bir şehir bırakmak bizim sorumluluğumuzdur. Bu süreçte hem hukuki mücadele yürütülmesi hem de toplumun doğru bilgilendirilmesi çok önemli. Bu konuda emek veren, konuyu gündemde tutan herkese teşekkür ediyorum. Çünkü bu mesele yalnızca bir alanın nasıl kullanılacağı meselesi değil; aynı zamanda kent hakkı, kamusal alanların korunması ve gelecek kuşaklara karşı sorumluluğumuzla ilgili bir meseledir” ifadelerini aktardı.

Kaynak: HABER MERKEZİ

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.