BERKAY ERDEN - Urla’nın geleneksel Uluslararası Enginar Festivali bu yılda lezzeti, üretimi ve kültürü vatandaşlarla buluşturacak. Bu yıl 12’nci kez düzenlenecek olan festival 1, 2 ve 3 Mayıs tarihlerinde gerçekleşecekken festival için Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, Urla Ziraat Odası Başkanı Muharrem Uslucan ve basın mensuplarını. katılımıyla bir lansman toplantısı düzenlendi. Lansmanda yapılan konuşmalarda Balkan, etkinliğin yalnızca bir festival olmadığını vurgulayarak, doğaya, toprağa ve üretime sahip çıkma çağrısı niteliği taşıdığını ifade etti. Urla’daki çevre sorunları hakkında da açıklamalarda bulunan Balkan, “istemezukçu değiliz, marina doğru yere yapılsın” diye konuştu.
BALKAN: BU FESTİVAL BİR DAVETTİR
Düzenlenen festivalin doğayı ve toprağı korumaya bir davet niteliği taşıdığını ifade eden Balkan, “Enginar bu toprakların karakterini taşıyan en önemli üründür. Her yaprağında üreticinin emeği, bu coğrafyanın birikimi mirası vardır. Tarım gündelik hayatın parçası olarak varlığını sürdürüyor. Uluslararası Enginar Festivalinde bu güçlü bağı gözler önüne sermekteyiz. 3 gün boyunca emeğin, kültürel zenginliğe ev sahipliği yapacağız. Yarışmamalardan konserlere varan geniş programlar olacak. Bu buluşma akademi ile sahayı aynı zeminde bir araya getiren güçlü paylaşım alanı oluşturacak. Tarımı yaşayarak öğrendiğimiz bir bütün olarak görüyoruz. Urla üretimin gücüyle dikkat çeken merkez haline geliyor. Yılın her döneminde ziyaret edilen bir rota olarak öne çıkmaya başladı. Bu rotanın en güçlü anlatıcılarından biri de enginardır. Bizden desteğini esirgemeyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Cemil Tugay’a teşekkür ediyorum. Bu festival bir davet, Urla’nın çığlığına kulak verme ve bir sofrada buluşmaktır. Biz bu daveti büyütüyoruz. Bu sesi çoğaltmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
BALKAN: YAZIN GİTMEDİĞİMİZ KADAR KIŞIN DEMİRCİLİ’YE GİTTİK
Urla’nın her bir köşesinin yapılaşmaya açılmaya çalışıldığını ifade eden Balkan, “Kış ayı boyunca Demircili, sahilinde nöbet tutuyoruz. Urla’da nerede bir tarım arazisi varsa imara açılmaya, koyu gemi söküm tesisine dönüştürülmekte, bereketli topraklarına güneş enerji santrali yapılmaya çalışıyor. Yaz ayında gitmediğimiz kadar kış ayında mülteci kaçakçılığına karışan geminin Demircili sahilinden kaldırılması için 78 gün nöbet tuttuk. En sonunda karar aldırdık ve gemiyi oradan gönderdik” dedi.
BALKAN: ÖZELLEŞTİRME İLAÇ OLMAZ
İzmir – Çeşme Otoyolu’nun özelleştirilmesinin getirisinden çok götürüsünün olacağını belirten Balkan, “Çeşmealtı nöbetine başlıyoruz şimdi, yandaşa peşkeş çekmek suretiyle marina yapılmak istendiği için direneceğiz. Oradaki teknelerin parklara, evlere çekilmesi isteniyor. Biz istemüezkçü değiliz, marina yapılmasına karşı değiliz, Çeşme’de 4, Sığacık’ta 1 marina var. Burada da olabilir, Balıklı Ova ile Gülbahçe arasında yapabilirler, biz de destek veririz. Karşı çıktığımız yanlış yerde yanlış yatırımın yapılması. Çeşme – İzmir otoyolunun Haziran’ın 24’ünden itibaren ücretli hale gelmesiyle, Urla devlet hastanesinin de ulaşılamaz konuma geleceğini yetkililere duyurduk. Buradan elde edilecek gelir burayı yaşanmaz hale getirir” dedi.
GAPPİ: HER ŞEY BAHANE, DOĞAYA SAHİP ÇIKMAK ŞAHANE
Konuşmasında doğayı korumanın önemine dikkat çekmek için Akbelen’deki direnişi ile gündem olan Esra Işık’ı örnek gösteren Gappi, “Önce bir itiraf, yoğun meslek hayatının içinde gelince festivallerle çok bağlantım olmuyordu ama bir festival var ki… Haftada 3-4 gün enginar yiyorum. Çok güzel, doğayla iç içe bir yerdeyiz. Yarı Urlalı sayılırım ben de, son birkaç yıldır gezdim ve bu kadar geniş enginar tarlalarının olduğunu bilmiyordum. İnsanımız zor durumda, Türkiye ikiye bölündü, bir yarısı her şeyi o kadar zor elde ediyor ki... Doğru olanlar birbiriyle dayanışmak zorunda. Biz bir arada olmak durumundayız. Urla çevreyolu özelleştirilecek, bugün 100 lira ise yarın 400 lira olacak. Buna kentini toprağını önemseyen herkes itiraz edecek. Esra Işık’ın davası var önümüzdeki günlerde, gencecik kız arazisini vermek istemediği için cezaevinde. Doğru yerel yönetimlerle doğru gazeteciliğin bir arada yürümesi çok önemli. Biz doğru işler yapan belediye başkanlarımızın yanında olacağız. Enginar tarlalarının büyüdüğü için özel bir teşekkür ediyorum. Bazen her şey bahane, doğaya, toprağa sahip çıkmak şahane” ifadelerini aktardı.
USLUCAN: 800 DÖNÜM 30 SENEDİR BOŞ
Kamu kurumlarına ait tarım arazilerini kullanmak için izin almaya çalıştıklarını ancak izin alamadıklarını aktaran Uslucan, “Urla sadece coğrafi sınırlarıyla değil emeğin, sabrın ve doğayla kurulan kadim bağın adıdır. Bu topraklarda yetişen enginar ise bu bağın en zarif, en şifalı simgelerinden biridir. Her bir yaprağında üreticimizin alın teri, her bir lezzetinde Urla’nın güneşi, rüzgarı ve bereketi saklıdır. Enginar yalnızca sofralarımızı süsleyen bir lezzet değil, aynı zamanda sağlık, yaşamın sürdürülebilirliği, tarımın ve yerel üretimin güçlü bir temsilcisidir. Bizler de Urla Ziraat Odası olarak bu değerli değeri korumak, geliştirmek ve gelecek nesillere aktarmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Benim sizden ricam; şimdi bakanlık güzel bir şey yaptı, bu boş tarım arazilerini işlemek için ‘kiraya vereceğim’ dedi, mal sahiplerini bir sıkıntıya soktu. Ama bakanlık aynı zamanda var olan kamu kurumlarındaki tarım arazilerini kesinlikle kullandırmıyorlar. Urla’da da bunun örnekleri var; Ege Üniversitesi’nde, Urla’nın en değerli toprakları 800 dönümün üzerinde, 30 senedir boş. Biz bunları her anlamda gittik, istedik, kesinlikle vermiyorlar. Bizim bu betona yenildiğimiz günlerde arazilerimize sebze meyve değil, villa diktiğimiz bir zamanda o arazileri istiyoruz kesinlikle vermiyorlar. Yani bakanlık bu mücadeleyi sürdürürken kamu kuruluşlarının da boş olan arazilerini üretime vermesini istiyoruz” diye konuştu.