Başkan Tugay’dan net uyarı: "Su krizi bireysel tasarrufla çözülemeyecek kadar büyük"

İklim krizi ve kuraklığın derinleştirdiği su kıtlığı, İzmir’de düzenlenen Su Konferansı’nda kamu, sanayi ve ticaret dünyasını aynı masada buluşturdu. Açılışta konuşan Başkan Tugay, su krizinin bireysel alışkanlıklarla çözülemeyeceğini vurgulayarak, tarım, sanayi ve kent politikalarının birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti

  • Oluşturulma Tarihi :
  • Güncelleme Tarihi :
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Başkan Tugay’dan net uyarı: "Su krizi bireysel tasarrufla çözülemeyecek kadar büyük" haberinin görseli

KEMAL ÖZKURT - Derinleşen su krizi, iklim krizi ve kuraklıkla birlikte Türkiye’nin en kritik gündemlerinden biri haline gelirken, su kaynaklarının geleceği İzmir’de düzenlenen “Su Konferansı”nda ele alındı. ESİAD ev sahipliğinde gerçekleştirilen konferans, kamu, sanayi ve ticaret dünyasını aynı zeminde buluşturdu. Programın açılış konuşmalarını ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bülent Uçak ve Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Ürün gerçekleştirirken İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ise şu krizine ilişkin detaylı bir sunum yaptı. Başkan Tugay, Türkiye’de Marmara, Gediz ve Küçük Menderes başta olmak üzere beş havzanın artık kesin su kıtlığı yaşadığını belirterek, su sorununun yerel değil havza ölçeğinde bir kriz haline geldiğini söyledi. Tugay, su krizinin bireysel alışkanlıklarla çözülemeyeceğini vurgulayarak, tarım, sanayi ve kent politikalarının birlikte ele alındığı bütüncül bir su yönetimi anlayışına ihtiyaç olduğunu ifade etti.

cemil

SU KRİZİ YÖNETİŞİM KRİZE DÖNÜŞTÜ

Türkiye’de su meselesinin artık tek bir kentin ya da idari sınırın sorunu değildir; havza ölçeğinde derinleşen, bölgesel bir yönetişim krizine dönüşmüştüğünü belirten Başkan Tugay, "Bugün Türkiye’de su potansiyeli bakımından kesin kıtlık yaşayan 5 havza bulunuyor: Marmara, Gediz, Küçük Menderes, Akarçay ve Burdur havzaları. Özellikle Gediz ve Küçük Menderes, İzmir’i doğrudan ilgilendiren ve suyun stratejik biçimde yönetilmesi gereken havzalardır. Bu potansiyeli zorlayan en önemli unsur ise artan taleptir. İzmir’de Türkiye’ye oranla göre düşük olmakla birlikte tarım en büyük su tüketicisi. Sanayide ise Türkiye ortalamasının üzerinde bir su tüketimine sahibiz. Su krizi, bireysel alışkanlıklarla değil; tarım, sanayi ve kent politikalarının birlikte ele alındığı bütüncül bir dönüşümle yönetilebilir" diye konuştu.

toplu

EN ÇOK SU TÜKETEN TARIMSAL ÜRÜNLER DESTEKLENİYOR

En yüksek su ayak izine sahip ürünlerin, kamu destekleriyle en çok teşvik edilen ürünler arasında yer aldığına dikkat çeken Başkan Tugay, “Bir yandan su kıtlığından söz ederken, diğer yandan suyu en çok tüketen üretim desenini desteklemeye devam ediyoruz. Mesele tarımı desteklemekten vazgeçmek değil; hangi ürünü, hangi havzada, hangi suyla desteklediğimizi yeniden düşünmektir. İzmir’de sulama kooperatifleriyle bir araya geldik, sorunları birlikte değerlendirdik. İZBB olarak üreticimizin yanında olmaya, ürün deseninden üretime kadar suya sahip çıkan teşvikleri sürdüreceğiz. Sanayide de benzer bir dönüşüme ihtiyaç var. Çözüm, sanayiyi durdurmak değil; suyu verimli ve kapalı döngülerle yönetmek” dedi.

İZMİR KAYIP KAÇAK ORANINDA ÖRNEK

Öncelikle verimliliğin artırılması ve tasarruflu su kullanımının önemine dikkat çeken Başkan Tugay, “Mevcut suyumuza sahip çıkmalı ve iyi korumalıyız. İZBB olarak 2024-2025 döneminde kayıp-kaçak oranını düşürmek için altyapı yatırımlarına odaklandık ve bir yılda 5,6 milyon metreküp su kaybını önledik. İzmir, bu alanda Türkiye’nin en iyi beş kenti arasında yer alıyor. En kritik toplumsal başlık ise tasarruf; tasarruf suyu akıllıca yönetmektir. Bu kapsamda kendi tesislerimizde ve belediyeye ait binalarda gri su dönüşümü çalışmalarını başlattık. Lavabo ve duşlardan gelen suların yeniden kullanılmasını sağlayacak sistemleri devreye alacağız. Gri suyla şebeke suyu tüketimini yüzde 30 ila 50 oranında azaltmak mümkün. Bu amaçla Gri Su Koordinasyon Ekibi’ni kurduk ve bu yaklaşımı kent geneline yaymak için çalışıyoruz” diye konuştu.

cemil

KURUMSAL İŞBİRLİĞİ YAPMALIYIZ

Su yönetiminde kurumsal işbirliğinin yasal bir zorunluluk olduğuna işaret eden Başkan Tugay, su krizinin çözümünün ortak hareketten geçtiğini belirterek, “Türkiye’de görev paylaşımı nettir. DSİ barajları yapar, belediyeler suyu dağıtır. 1053 sayılı Kanun ve Anayasa bu dengeyi açıkça tanımlar. Planlama ve tasarrufu birlikte ele almalıyız. İşbirliği alanları ise sondaj ve kuyu izinlerinin hızlandırılması, ortak yatırım protokolleri, finansal yükün paylaşılması ve modernizasyonun birlikte planlanmasıdır. Tarım başta olmak üzere tüm sektörlerde hedef, suyu daha verimli kullanmak ve kayıpları azaltmaktır. Mevcut hukuki çerçeve içinde suyu birlikte koruma iradesini ortaya koymalıyız” dedi.

SU KRİZİ HEPİMİZİN MESELESİ

DSİ başta olmak üzere tüm ilgili kurumların sorumluluğunun, suyu yalnızca tahsis eden değil; havza ölçeğinde yöneten, riskleri önceden gören ve veriye dayalı karar alan bir yaklaşımı birlikte hayata geçirmek olduğunu vurgulayan Başkan Tugay, “Su artık hepimizin meselesi. Evde, tarlada ya da sanayide kullanılan her damla su, yarının güvenliğiyle doğrudan bağlantılıdır. Suyu sınırlı bir kaynak olarak görmek ortak bir sorumluluktur. Sanayide su verimliliği ve geri kazanım ekonomik sürdürülebilirliğin temel şartıdır. Tarımda ise vahşi sulama yerine damla ve basınçlı sulama kaçınılmazdır. Suya göre ürün deseni, iklime göre tarım anlayışı zorunlu hale gelmiştir. Valiliğin koordinasyonunda kurumlar arası veri paylaşımının güçlendirilmesi ve risklere karşı ortak hareket edilmesi ertelenemez. Beklentimiz net: Aynı suyu paylaşanların, aynı gelecek için birlikte çalışmasıdır. İzmir’in bu süreci dayanışmayla aşacağına inanıyorum” dedi.

bülent

SU KITLIĞI STRATEJİK RİSK

Küresel su kullanımının son 20 yılda yüzde 25 arttığını ve bu artışın büyük ölçüde su stresi yaşayan bölgelerde gerçekleştiğini belirten İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bülent Uçak, suyun sınırlı ve stratejik bir kaynak olduğuna dikkat çekti. İklim değişikliğiyle birlikte kuraklık ve aşırı hava olaylarının arttığını, bunun tarımsal üretimi ve gıda güvencesini tehdit ettiğini ifade etti. Tarımın, küresel tatlı su tüketiminin yüzde 70’ini, Türkiye’de ise yüzde 77’sini oluşturduğunu vurgulayan Uçak, geleneksel sulama yöntemlerinden akıllı ve modern sistemlere geçişin artık zorunluluk olduğunu söyledi. İzmir Ticaret Borsası olarak dijital sulama projeleriyle su tasarrufu sağlamayı hedeflediklerini belirten Uçak, sanayide geri kazanım ve kentlerde altyapı kayıplarının azaltılmasının da tarım için kritik olduğunu kaydetti.

zorlu

SU, KALKINMANIN MERKEZİNDE

İklim değişikliği karşısında sürdürülebilir kalkınma ile yeşil ve döngüsel ekonominin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirten ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, bu bütünün merkezinde suyun yer aldığını söyledi. Türkiye’nin ciddi bir su stresi altında olduğunu hatırlatan Zorlu, suyun artık yalnızca bir kaynak değil; ölçülen, planlanan ve yeniden kazanılan stratejik bir unsur olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. Su yönetiminin kalkınma, rekabet gücü ve risk yönetimiyle doğrudan ilişkili hale geldiğini ifade eden Zorlu, veri temelli karar alma, teknoloji, uzun vadeli planlama ve güçlü işbirliğinin önemine dikkat çekti. ESİAD olarak İzmir ve hinterlandını kapsayan, iklim değişikliğinin suya etkileri ile tarımda, sanayide ve kentlerde verimli su yönetimini ele alan kapsamlı bir raporu 2026 yılında kamuoyuyla paylaşmayı hedeflediklerini söyledi.

hakan ürün

SU, GELECEĞİN STRATEJİK GÜCÜ

Suyun artık küresel ölçekte en kritik risklerden biri haline geldiğini vurgulayan Ege Bölgesi Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Hakan Ürün, su kıtlığı ve kirliliğin ekonomi, sağlık ve istikrarı doğrudan etkilediğini söyledi. Birleşmiş Milletler verilerine göre tarımın su tüketiminde ilk sırada yer aldığını hatırlatan Ürün, sanayide ise su verimliliği yönetim sistemlerinin yasal zorunluluk haline geldiğini belirtti. EBSO olarak suyu verimli kullanan, yağmur suyu hasadı ve atık su geri kazanımı yapan sanayi kuruluşlarını desteklediklerini ifade eden Ürün, Yeşil OSB Belgesi alan Tire, Pancar ve Aliağa OSB’lerinin örnek olduğunu kaydetti. Gelecek nesillerin su hakkını korumanın ortak bir sorumluluk olduğunu vurguladı.

Kaynak : HABER MERKEZİ

Okumaya Devam Et

Aşağı kaydırmaya devam edebilir veya ilgi alanınıza göre seçim yapabilirsiniz.