Sayfa Yükleniyor...
Yaşadıkları yere çok yakın bir mesafede bulunan 2 taş ocağının, ‘kapatma’ kararına rağmen hala faaliyet göstermesine tepki veren yöre halkı, “Birileri para kazanacak diye bu çileyi çekmek istemiyoruz” dedi
AYSELİN UZUN-ÖZEL HABER - İzmir’in Foça İlçesi Kocamehmetler Mahallesi’nde bulunan ve açıldığı ilk günden bu yana yöre halkının ve çevrecilerin tüm itirazlarına rağmen faaliyete devam eden iki ayrı taş ocağı, bu sefer de ocakların kapatılmasına dair çıkan mahkeme kararına uymadığı için gündeme geldi. Yıllardır Kamil Özgüle ve Çetin Damba adlı kişilerce işletilen ocakların, insan sağlığı başta olmak üzere tarıma ve hayvancılığa büyük zararlar verdiği görülürken, vatandaşlar tarafından yetkililerin ocağın kapatılmasına yönelik bir çalışmada bulunmadığı ve dolayısıyla mahkeme kararının yok sayıldığı aktarıldı.
Kocamehmetler Köyü’nde yaşayan İsmail Kazanç, yetkililerin kapatılma kararına uymayan taş ocağı sahiplerine müdahale etmek yerine seyirci kaldığını vurgulayarak “Burası sözde kanunen kapatıldı ama çalışmalar hala sürüyor. Yetkililerin buraya gelip de kontrol ettiğini görmedik. Madem mahkeme kararıyla kapatıldı neden hala faaliyet sürüyor? Buradaki çalışmalar bizim bütün arazilerimize zarar veriyor. Ağaçlarımızın verimliliği düştü” ifadelerini kullandı.
Taş ocağından kaynaklanan toz nedeniyle zeytin ağaçlarının zarar gördüğünü söyleyen Menekşe Gül Onukar, “Biz yaklaşık 8 yıl önce İstanbul’dan buraya organik tarım yapmak için göç ettik. Bu kapsamda zeytin yetiştirmeye başladık ve her sene organik zeytin hasat ediyoruz. Ancak son yıllarda taş ocağından kaynaklanan toz nedeniyle onca emek boşa gidiyor. Çünkü yetiştirdiğimiz zeytinler taş ocaklarından zarar görüyor. Hatta ağaçların verimini ilk geldiğimiz yıllarla karşılaştıracak olursak, özellikle son iki senedir zeytinden daha az verim almaya başladığımızı söyleyebilirim. Aynı zamanda bu durumdan zeytinin lezzeti de etkilendi. Yağımız daha asitik olmaya başladı. Bu köy zeytin ile geçim sağlayan bir köy. Dolayısı ile zeytine gelen zarar aslında temel geçim kaynağına vurulan bir baltadır. Sonuç olarak hem bitkiler hem hayvanlar hem de biz olmak üzere o tozu hepimiz soluduk ve bunun zararlarından hepimiz etkilendik. Çünkü bu ocaklar yaşam alanlarına çok yakın bir yerde konumlanmış durumda. O nedenle biz artık mahkeme kararına uyulmasını ve taş ocaklarının kapatılmasını istiyoruz” diye konuştu.
HUZURUMUZ GERİ VERİLSİN
Köylerinin ana geçim kaynağı olan zeytinciliğin bitme noktasına geldiğine değinen Ana Karaca ise “Yaklaşık 40 senedir bu köyde yaşıyorum ve maalesef uzun yıllardır bu taş ocaklarının her türlü cefasını çekiyoruz. Çünkü evlere ve tarlalara çok yakın oldukları için ne tozu bitiyor ne de sesi. Biz köy halkı olarak burada taş ocağı istemiyoruz. Zeytinlerimiz zarar gördü ve huzurumuz kalmadı. Bize hiçbir faydası olmayan taş ocakları artık tamamen kapatılsın ve bu köye eski huzuru geri verilsin” dedi.
Arıcılıkla uğraşan ve son zamanlarda taş ocağından çıkan toz sebebiyle arılarının beslenemeyerek hastalandığını belirten Ömer Atilla, arıcılığın bitmesi hâlinde dolaylı yoldan tüm habitatın olumsuz etkileneceğini vurguladığı konuşmasında “Köyümüzde yer alan taş ocaklarının zararlarına kendi açımdan bakacak olursam; ben burada arıcılık ve çiftçilikle uğraşıyorum ve taş ocağından kalkan toz tüm çiçeklerin üzerine konduğu için son yıllarda arılarda beslenme problemleri ve hastalık oluşmaya başladı. Yani taş ocağı sadece zeytinlere değil tüm habitata zarar veriyor. Zaten biliyorsunuz ki arının olmadığı yerde yaşam da olmaz. Ancak bunu bir türlü anlatamadık. Çünkü mahkemenin kapatma kararına rağmen, bir açık kapı bulmuşlar ve normalde iptal edilen ve geçerliliği kalmayan ruhsat ile hala çalışmaya devam ediyorlar. Demek ki sözü geçen birilerine taş lazım ve bu taş ocağı her şeye rağmen kapatılmıyor. Biz bir çıkar ilişkisi olduğunu düşünüyoruz. Zaten temel olarak bir zeytinliğe 5 km mesafede olması gereken taş ocağı, burada 3-4 metre mesafede. Yani yapılan baştan yanlış. O yüzden bu yanlış gidişata artık bir dur denmesini ve mahkeme kararının uygulanarak taş ocağının faaliyetinin durdurulmasını talep ediyoruz. Birileri para kazanacak diye bu çileyi çekmek istemiyoruz” ifadelerine yer verdi.
BİZİ TEHDİT EDİYORLAR
Çocukluğundan beri Kocamehmetler köyünde hayvancılık yapan Tuncay Aktaş ise köylerinde taş ocağının kapatılması adına birçok kuruma başvurduklarını ancak sonuç alamadıklarını dile getirdi. Ayrıca ocak sahipleri tarafından defalarca tehdide de maruz kaldıklarını vurgulayan Aktaş, “Ben doğduğumdan beri bu köyde yaşayan bir hayvancıyım ama bu taş ocakları geldiğinden beri düzenimiz bozuldu. Çünkü ses, toz hiç bitmiyor. Bu sebeple defalarca CİMER’e başvurdum. Gereken her yere şikayet ettim ama yetkililer üzerine düşeni ne yazık ki yapmıyor. En sonunda mahkeme kararı bile çıktı ama nafile. Ona da uymuyorlar. Buranın kapatılmamasına göz yuman kişi ya da kişiler demek ki buradan bir çıkar sağlıyor. O yüzden de mahkeme kararına rağmen görevini yapmıyor. Taş ocağı sahipleri arkalarındaki kişilere o kadar güveniyor ki biz şikayet ettiğimizde ‘Beni kızdırmayın taş çıkarmaya köyün ortasından başlarım’ diye bizi tehdit bile ediyorlar. Kendi çıkarları uğruna köyümüzün ne doğasını bıraktılar ne de tarımını. Ancak biz de mücadeleyi bırakmayacağız. İki taş ocağı da kapanana kadar devam edeceğiz” dedi.
SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIZ
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının gerekeni yapmadığı için suç işlediğini belirten Foça Tarih ve Doğa Talanına Hayır Platformu Başkanı Ramis Sağlam, “Foça Kocamemetler’de yaşanan taş ocağı süreci bir bütün olarak bakıldığında, ülkemizdeki çevre sorunlarından ve davalarından çok farklı işlemiyor. Öncelikle kanun koyucuların var olan kanunlara uymaması vatandaşların doğayı devletten korumaya başladığı bir süreci yaşıyoruz. Kocamemetler’deki taş ocağı dava süreci de tamda budur. Açılan davanın bilirkişi raporu ve mahkeme kararı bunu teyit niteliğindedir. Öncelikle köyde yaşayanların can güvenliği tehlike altındadır. Zeytincilik Kanunu başta olmak üzere bölgenin 2017 yılında kentsel sit ilan edilmesi yok sayılarak, mahkeme kararını yok sayan Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı suç işlemektedir. Bundan sonraki süreçte mahkeme kararını uygulamayan hakkında suç duyurusunda bulunacağız” açıklamasında bulundu.
HABER MERKEZİ