14 Eylül 2026, Pazartesi 10:00
24°C İzmir

İzmir artık emekli şehri değil, yaşamaya çalışanların şehri

Bir zamanlar emeklilerin huzur bulmak için geldiği İzmir’de artık üç kuşak aynı hesabı yapıyor: Emekli geçinemiyor, öğrenci zorlanıyor, genç çalışan ev kuramıyor. Kentte yaşamanın bedeli ağırlaşıyor

İzmir artık emekli şehri değil, yaşamaya çalışanların şehri haberinin görseli
10 dk okuma süresi

YUSUF ÇAĞIRTEKİN-ÖZEL HABER / Ege’nin incisi İzmir, yıllarca ılıman iklimi, denizi, sakin yaşamı ve sosyal olanaklarıyla emeklilerin yeni yuvası olarak görüldü. Ancak kentin bu kimliği, hayat pahalılığı karşısında giderek aşınıyor. Artan kiralar, yükselen temel yaşam maliyetleri ve alım gücündeki erime, yalnızca emeklileri değil; öğrencileri ve hayatını kurmaya çalışan genç çalışanları da zorluyor. İzmir’de artık emekli rahat bir yaşamın, öğrenci uygun fiyatlı bir eğitimin, genç çalışan ise kendi evinin hesabını yapmakta zorlanıyor. TÜRK-İŞ’in Ağustos 2026 verileri, tablonun boyutunu ortaya koyuyor. Dört kişilik bir ailenin aylık açlık sınırı 37 bin 388 liraya, yoksulluk sınırı 121 bin 786 liraya ulaşırken, bekâr bir çalışanın aylık yaşam maliyeti 48 bin 305 lirayı buldu. İzmir’de ise yalnızca barınmanın ortalama bedeli 28 bin 500 liraya çıktı; TMMOB Makine Mühendisleri Odası İzmir Şubesi ve BİSAM’ın verilerine göre konut kiralarında metrekare ortalaması 327 liraya ulaştı. Rakamlar, İzmir’in yıllardır üzerine yapışan “emekli şehri” tanımının artık kentin bugünkü gerçekliğiyle ne kadar örtüştüğünü sorgulatıyor. Kentte yaşayanların ve uzmanların ortak değerlendirmesi ise İzmir’in giderek emekli olmaya gelenlerin değil, yaşamını sürdürebilmek için mücadele edenlerin şehri haline geldiği yönünde.

İZMİR’DE YAŞAMAK ÇOK MALİYETLİ

Şehrin ekonomik yükünü en çok çekenler öğrenciler ve emekliler. İzmir’de bir devlet üniversitesinde okuyan ve adının haberde kullanılmasını istemeyen bir üniversite öğrencisi kentteki pahalılıktan artık bıktıklarını dile getirdi. Öğrenci evinde kaldığını ve kiraların çok pahalı olduğunu belirten üniversite öğrencisi, “Okula yakın eski yıkık dökük binalarda dahi çok uçuk fiyatlar. Benim ailem iki öğrenci için bir ev tuttuğundan tek aile üzerinde bir kira masrafı var arkadaşlarıyla eve çıkanlar için durum illaki daha farklıdır. Kendim ve çevrem için genel anlamda zorlandığımızı söyleyebilirim. Öğünlerimizi okul yemekhanesinden alarak biraz masraftan kısmaya çalışıyoruz. Giyim ya da sosyal etkinlikler bir noktada ekstraya giriyor ve öğrenci kendine kültürel anlamda katkı sağlayamıyor” ifadelerini kullandı. İzmir’de yaşamanın çok maliyetli olduğunu bildiren üniversite öğrencisi, “Çevremde de genel olarak gördüğüm tablo bu şekilde. KYK bursu alıyorum fakat ekstraya girmediğim halde bir hafta maksimum on günü çıkarıyor. Bu on günlük süre içinde sadece okulda içtiğim kahve çay ya da kütüphaneye giderken aldığım atıştırmalıklar var. Temel ihtiyaçları da karşılaması hayli zor oluyor bazı dönemler. Bir de otobüs ve yemekhane kartıma attığım para var” dedi. 

- REKLAM -

KİRADAKİ EMEKLİLER…

Artık çalışacak zindelikleri olmayan emekliler ise kentte adeta hayatta kalma savaşı veriyor. DİSK Emekli Sen eski Ege Bölge Temsilcisi Sabahattin Yeşiltepe, İzmir’de iki kişilik bir emekli hanesinin hayatta kalması için en az 60 bin TL gerektiğini belirterek “Açlık sınırına baktığınız zaman anlarsınız zaten. Emeklinin yalnızca mutfak masrafı yok; kira, elektrik, su, doğalgaz, ulaşım ve sağlık giderleri de var. Özellikle kirada yaşayan emekliler açısından durum çok daha ağır. Bugün emekli maaşıyla insanca bir yaşam sürmek mümkün değil; emekliler artık yaşamakla geçinmek arasında tercih yapmak zorunda bırakılıyor” ifadelerini kullandı. 

EN BÜYÜK GİDER KALEMİ KİRA

Emeklilerin eline geçen paranın büyük kısmının kira giderlerine ayrıldığına dikkat çeken Yeşiltepe, “Emeklilerin zaten cüzi olan gelirlerinin bugün en büyük kısmı kiraya gidiyor. Sonra fatura giderlerine gidiyor. Elde kalan olursa da gıda giderlerine harcanıyor. Semt pazarlarına gidip bakarsanız akşam 7’den 8’den sonra pazarlarda kalanları toplayanlar hep emeklilerdir. Orada buldukları ile o günü ya da o haftayı geçirirlerse çok şanslılar. Artık insanlar neyi daha ucuza alırım diye değil, bugün karnımı nasıl doyururum diye düşünüyor. Orada bulduklarıyla o günü ya da o haftayı geçirebilirlerse kendilerini çok şanslı sayıyorlar. Emeklinin yaşamı artık temel ihtiyaçlarını karşılamakla sınırlı hale gelmiş durumda. Ne yazık ki bu durumu da kanıksadılar. Ben hep bu durumla örgütlü olarak mücadele etmemiz gerektiğini söylüyorum ama herhangi bir örgütlü mücadele göremiyoruz” şeklinde konuştu. 

PENCERESİZ EVLERDE OTURUYORUZ

Son yıllarda artan kiraların emeklinin cebini büktüğünü dile getiren Yeşiltepe, “Emekli bireyler artık çok kötü evlerde oturmak zorunda kalıyor, penceresiz, gün ışığı görmeyen evlerde oturuyoruz. Bu nedenle birçok emekli daha ucuz semtlere, daha kötü koşullardaki evlere ya da doğrudan çocuklarının yanına taşınmak zorunda kalıyor. Bir emekli için çocuğunun evine taşınmak kolay bir şey değildir, hatta büyük bir züldür. Yıllarca çalışmış, kendi ayakları üzerinde durmuş insanların bugün çocuklarının evine sığınmak zorunda bırakılması, yaşadığımız ekonomik tablonun en acı göstergelerinden biridir” dedi. “İzmir artık emekli şehri değil yaşamaya çalışanların şehridir” diyen Yeşiltepe, “Artan yaşam giderleri, kentin o eski bilinen özelliğini tamamen kaybetmesine neden oldu. Emekli şehri söylemi artık çok uzakta kaldı. Günümüzde emekliler İzmir’de ve diğer şehirlerde sadece hayatta kalmaya çalışan bireylerdir. Biz bunu hak etmiyoruz” ifadelerini kullandı. 

- REKLAM -

EMEKLİ ŞEHRİ KİMLİĞİ SİLİKLEŞTİ

Bundan yaklaşık 10 yıl önce Ankara’daki iş yerimden emekli olurken pek çok meslektaşının hayalinin de İzmir’de bir emeklilik yaşamı kurmak olduğunu ifade eden Ekonomist Ayhan Bülent Toptaş ise “Pandemi, depremler, jeopolitik krizler problemin daha sert şekilde yaşanmasına katkı sağladı. Sabit gelirleri olan ve bütçelerinin hassas dengelerle işleyen emeklilerin refah seviyeleri tüm Türkiye’de olduğu gibi İzmir’de de erozyona uğradı. Bu çerçevede, sadece bir uzman olarak değil, bir emekli olarak da İzmir’in ‘emekli şehri’ kimliğinin silikleşmeye başladığını söyleyebilirim. İzmir, pek çok büyük şehir gibi, sadece emekliler değil, çalışma hayatının başlangıcında olan ve çoğunlukla asgari ücretle ya da asgari ücrete yakın ücretle çalışmak zorunda kalan gençlerin barınmakta ve geçinmekte zorlandığı bir şehir haline geldi. Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun geçim koşullarını araştırmak için her ay yaptığı açlık ve yoksulluk araştırmaları veri olarak değerlendirilebilir. Bu araştırmanın Ağustos 2026 çalışmasına bakıldığında bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti 48 bin 305 TL civarında. Bu tutar asgari ücretin iki katına yakın. Bu durumda İzmir’de genç bir çalışanın tek başına ev kurması çok zor. Eğer kurarlarsa çok kötü koşullarda yaşamaya mahkûm kalıyorlar veya ailelerinden maddi destek alarak ayakta kalmaya çalışıyorlar” ifadelerini kullandı. 

EMEKLİLER GENÇLERDEN DAHA AVANTAJLI

Kentte emeklilerin ortalama 25 bin ila 30 bin bandında geliri olduğunu söyleyen Toptaş, “Emeklilerin yüzde 75’i ev sahibidir. Dolayısıyla emeklilerin şimdilik konut yükü açısından gençlere göre daha avantajlı konumda olduğunu söyleyebiliriz. ‘Şimdilik’ diyorum, çünkü konut sahibi olmak yeni emekli olanlar için gittikçe daha zor hale geliyor. Fakat gençler için konut yükü daha vahim boyutta. Kiralar çok yüksek, ev kiraları neredeyse asgari ücret seviyesinden başlıyor. Bu nedenle gençler ya kötü konutlarda kalmayı içlerine sindirmek, ya da ailelerinden maddi destek alarak kirayı ödemek zorunda kalıyorlar. Özellikle 30 Ekim 2020 depremiyle yapı stoku derin bir yara almış İzmir’de uygun koşullarda kiralık ev bulmak çok zor. Konut edinmek ise pek çok genç için hayal gibi gözüküyor. İzmir, üniversite eğitimi aşamasında yoğun bir genç nüfusu kendine çekerken, mezuniyet sonrası ve iş hayatına geçiş aşamasında nitelikli genç nüfusunun bir kısmını İstanbul, yurtdışı veya çevre sanayi/tarım havzalarına kaptırabilmekte” şeklinde konuştu. 

YAKIN ZAMANDA BEKLEMİYORUM

Bu tablonun önümüzdeki yıllarda İzmir’in demografisine ve ekonomisine olası etkilerini değerlendiren Toptaş, “İzmir’in nüfus artışına baktığımızda şehrin eskisi kadar olmasa da cazibesini koruduğunu, nüfusun eski hızda olmasa da artmaya devam ettiğini görüyoruz. Burada gözden kaçırılmaması gereken husus ülkenin geri kalan kısmının da benzer sorunlarla karşı karşıya olması Genç çalışanların şehirden uzaklaşması riski; başka şehirlerde İzmir’den daha iyi çalışma ve yaşam koşullarının ortaya çıkmasına ve bu şehirlerin buradan giden iş gücünü emebilecek genişlikte bir piyasaya sahip olmasına bağlıdır. Bu, yukarıda belirttiğim gibi zaten kısmen yaşanan bir süreç ama kısa vadede çok büyük bir genç göçü beklemiyorum” değerlendirmelerinde bulundu. 

- REKLAM -

 

 

 

Kaynak: HABER MERKEZİ

İlkses Gazetesi'nden sıcak gelişmeleri anında öğrenmek için Google Haberler'de bizi takip edin! Google News'te Abone Ol

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.