- İzmir
- 05.01.2026 12:55
İzmir’de su krizi: Kuraklık ve kirlilik tehlike yarattı
TÜBA Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, İzmir'de en büyük sorunlardan birinin kuraklık olarak görüldüğünü ancak asıl sorunun kirlilik olduğuna dikkat çekti.
- Oluşturulma Tarihi :
- Güncelleme Tarihi :
- Kaynak : DHA
İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’nün (İZSU) duyurusunun ardından İzmir’de 13 ilçede uygulanan planlı ve dönüşümlü su kesintileri devam ediyor. Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, kentte yaşanan su sorununa ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İzmir’de en büyük sorunlardan birinin kuraklık olarak görüldüğünü ancak asıl sorunun kirlilik olduğunu belirten Prof. Dr. Yaşar, "Küçük Menderes, Büyük Menderes ve Gediz Nehri'nde kirlilik başladı. Yeraltı sularını kullandığımız ve çok derinlere indiğimiz için deniz suyu da basılmaya başlandı. Yani rezervlerdeki suyu çekerken deniz suyu da karışıyor. Örneğin bu yıl Gediz'de yapılan toprak ölçümlerinde binde 18 gibi bir tuzluluk söz konusu. Pamukta dönüm başı 600 kilogram olan verimlilik 300 kilogramlara düşmüş durumda" dedi.

“GRİ SU TARIMDA KULLANILABİLİR”
Şu anda yaşanılan kuraklığın bir nedeninin de su kullanımının bilinmediğinden kaynaklandığını belirten Prof. Dr. Doğan Yaşar, "Kuraklık geçicidir. Ancak kirlilik ciddi olarak kalıcıdır. Bu nedenle tesislerden arıtılan sular, 'gri su' olarak tarım alanlarında kullanılabilir. Örneğin, Çiğli Arıtma Tesisinden günde yaklaşık 600 bin metreküp su çıkıyor. İzmir'in bütün pis suları orada arıtılıyor. Eğer biz bu suyu Gediz Ovası'na verebilsek, oradaki bütün kuyuları korumuş oluruz. Bu şekilde tarım alanlarında yeraltından çekilen suyun önüne geçilecek ve yer altı suları rezerv olarak kalacak. Böylece tuzlu su ve kirli su da çekmemiş olacağız" açıklamalarında bulundu.
“HARİTAYA GÖRE SUYU KULLANMALIYIZ”
Prof. Dr. Yaşar, yeraltı sularının nehir gibi akmadığını sabit olduğunu söyleyerek şu ifadeleri kullandı: “Bir seviyedeki suyu çektikten sonra kuruyunca bir alt seviyeye inersiniz. Şu anda İzmir'de kuyularda yaklaşık 300 metrelere indik. Çok ciddi bir rakam. Manisa'da ise bu rakam 400 metrelere düştü. Her inişte çok daha fazla enerji harcanır. Bu nedenle suyun yüzde 55'ini yer altından çektiğimiz için çok fazla enerji harcıyoruz. Eğer daha derinlere inersek, 2008 yılında olduğu gibi arsenik gibi ağır metaller çekmeye başlayacağız. Bunların arıtılması için çok ciddi paralar ödemek zorunda kalacağız. Bu nedenle İzmir'de ilk önce hidrojeoloji haritası çıkartılması gerekir. İzmir'in nerede ne kadar su var? Bu unsurlar öğrenilip, haritaya göre suyu kullanmalıyız."

“BARAJ YÜZDE 15 DOLARSA ÇOK GÜZEL OLUR”
Prof. Dr. Doğan Yaşar, bu yıl ciddi bir yağış beklendiğini ama bu yağışın barajları dolduracak kadar olmasını beklemediklerini kaydetti. Prof. Dr. Yaşar, “Eğer Tahtalı Barajı yüzde 15 dolarsa çok güzel bir durum, yüzde 20 dolarsa çok iyi olur. Ancak kuraklığı mutlaka yağışlı bir dönem takip eder. Doğa kendini dengeler. Bu durum aynı zamanda denizlerdeki balığın da bollaşmasını sağlar. Çünkü balığın gıdasını yağmurlar getirir. Yağmur yağar, nehirlerden kil dediğimiz minerallerin içinde bütün besleyici elementler gelir. Onlar ne kadar çok gelirse o yıl o kadar çok balık olur” ifadelerini kullandı.
Kaynak : DHA