13 Temmuz 2026, Pazartesi 09:56
29°C İzmir

İzmir derelerinde yaz tehlikesi: Koku, atık ve kirlilik

İzmir’in kılcal damarları olan dere yataklarının betonla kapatılması sonucu oluşan kirlilik ve ağır kokunun, halk sağlığını ve körfez ekosistemini tehdit ettiğini belirten Yaşar, bu betonların kırılması ve endüstriyel atık denetimlerinin sıkılaştırılması gerektiğini ifade etti 

  • Oluşturulma:
  • Güncelleme:
  • Kaynak: HABER MERKEZİ
İzmir derelerinde yaz tehlikesi: Koku, atık ve kirlilik haberinin görseli
5 dk okuma süresi

KEMAL ÖZKURT/ÖZEL HABER / İzmir’de yaz sıcaklıklarının etkisini artırmasıyla birlikte kent genelindeki dere yataklarında kirlilik ve ağır koku sorunu yeniden gündeme geldi. Körfez’e ulaşan birçok dere yatağında su seviyesinin düşmesi, akışın yavaşlaması ve biriken atıklar çevre ve halk sağlığı açısından endişe yaratırken, kentin en önemli su yollarından biri olan Meles Çayı’nda da benzer tablo dikkat çekti. Konak’taki tarihi Kervan Köprüsü çevresinde çay yatağında suyun renginin koyulaştığı, yer yer atık birikintilerinin oluştuğu ve çevreye ağır koku yayıldığı görüldü. Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar ise dere yataklarının yıllar içinde betonla kapatılması ve doğal akışının bozulmasının bu sorunları büyüttüğünü belirterek, derelerin kentin “Kılcal damarları” olduğunu, doğal yapısını kaybeden su yollarında koku ve sivrisinek oluşumunun kaçınılmaz hale geldiğini söyledi. Yaşar, uzun süre yaşanan çöp sorununun da bu tabloyu ağırlaştırmış olabileceğini ifade etti.

DOĞAL EKOSİSTEM YOK EDİLDİ

Meles Çayı ve benzeri su yollarındaki kirlilik probleminin temelinde 2007 yılından bu yana yapılan “betonlama” çalışmalarının yattığını ifade eden Prof. Dr. Doğan Yaşar bilimden uzak müdahalelerin doğayı bir “atıksu kanalı” haline getirdiğini söyledi. Yaşar, “Dereler, denizlerin ve okyanusların gıdasını taşıyan, ekosistemi besleyen kılcal damarlardır. Yağmur yağdığında dereler toprağı kazıyarak denizlere besleyici mineraller taşır. Ancak siz derenin altını betonladığınızda, toprakla suyun doğal ilişkisini kesmiş olursunuz. Toprak suyu ememediği için biyolojik atıklar betonu üzerinde birikir ve anaerobik yani oksijensiz ortamda çürüme başlar. Bu çürüme de beraberinde o meşhur ağır kokuyu getirir. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yapması gereken ilk iş, bu betonları kırmaktır; çünkü bu betonlaşma bir doğa katliamıdır” açıklamasında bulundu. 

- REKLAM -

YATIRIMIN SONUCU BU OLMAMALIYDI

Derelerdeki kirliliğin doğrudan Körfez ekosistemini tehdit ettiğine dikkat çeken Yaşar, geçmişte yapılan devasa yatırımların boşa gittiğini savundu. Geçmiş yıllarda Körfez’in masmavi olduğu dönemleri hatırlatan Yaşar, “Biz 2002 yılında Körfez’i masmavi yapmıştık. Halkapınar’da, Meles’in ağzında piknik yapılıyordu. O dönem 700-800 milyon dolar gibi çok ciddi paralar harcandı. Ancak arıtma tesisleri yavaş yavaş devreden çıkarılınca, atıksular tekrar Körfez’e dönmeye başladı. Bugün geldiğimiz nokta 2002’den daha beter. Siz fabrikaların ve yerleşim yerlerinin kirli sularını doğrudan derelere bırakmasına göz yumarsanız, sadece derenin sonunu temizlemekle Körfez’i kurtaramazsınız. Körfez’e temiz su girişini garanti altına almak zorundayız” diye konuştu. 

LARVA DÖNEMİNDE MÜDAHALE 

Artan sivrisinek şikayetlerini de değerlendiren Prof. Dr. Yaşar, belediyenin mevcut ilaçlama yöntemlerinin “günü kurtarmaya yönelik” olduğunu belirtti. Sineklerin Afrika’dan geldiği yönündeki iddiaları inandırıcı bulmadığını ifade eden Yaşar, çözümün larva aşamasında olduğunu söyledi. Yaşar, “Bu yıl sivrisinek yoğunluğu çok fazla. Belediye sürekli ilaçlama yapıyor ama başarı sağlayamıyor çünkü mücadele yanlış. Geçmişte ilaçlamalar mart sonu ve nisan başında, yani sinekler daha larva aşamasındayken yapılırdı ve çok başarılı olurdu. Şimdi ise her şey bittikten, sinekler yayıldıktan sonra müdahale ediliyor. Ayrıca kentteki çöp sorunları, temizlenmeyen çöp konteynerleri ve derelerdeki atıklar sinek popülasyonunu besliyor. Sinekleri öldürmekle değil, üreme alanlarını kurutmakla mücadele edilir” dedi. 

- REKLAM -

FABRİKALAR DENETLENMELİ

Dere yataklarının temizliği konusunda yalnızca temizlik işçilerinin fiziksel çabasının yetmeyeceğini dile getiren Yaşar, “Sorun sadece çöpleri toplamak değil, kirli su girişini engellemektir. Sanayi tesisleri atıklarını hâlâ derelere deşarj ediyor ve İZSU maalesef bu konuda yeterli denetim mekanizması işletemiyor. İZSU bu verileri şeffaf bir şekilde açıklamalıdır. Hangi fabrikadan, hangi dereye ne kadar kirli su dökülüyor? Bakanlığa ‘yetkimiz yok’ diyerek sorumluluktan kaçamazsınız; halkın sağlığı söz konusu. Eğer Körfez’i tekrar yaşanabilir kılmak istiyorsak, temiz su akışını sağlamalı, kaçak deşarjları nokta atışıyla tespit edip ağır yaptırımlar uygulamalıyız. Betonları kırmadan ve denetimi sıkılaştırmadan koku sorununu bitiremeyiz” diye belirtti. 

Kaynak: HABER MERKEZİ

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.

15 Temmuz Reklamı