KEMAL ÖZKURT – ÖZEL HABER / İzmir Büyükşehir Belediyesi (İZBB), Çakalburnu Lagünü’nde artış gösteren deniz marullarına karşı 20 tonluk bir temizlik operasyonu başlattığını duyurdu. Belediye açıklamasında, deniz marullarının azot ve fosforu emerek ‘doğal filtre’ görevi gördüğü savunuldu. Prof. Dr. Doğan Yaşar ise yürütülen temizlik çalışmalarını ‘pansuman’ olarak dahi görmediğini ifade etti. Körfezin kirlilikte doygunluk noktasına ulaştığını vurgulayan Yaşar, kirlilik göstergesi olan bu yosunların ilk kez Pasaport ve Karataş kıyılarına kadar inmesinin durumun ciddiyetini kanıtladığını belirtti. 1990’lı yıllara kadar Halkapınar ve Çakalburnu Dalyanı arasında mekik dokuyan kuşların, Halkapınar’ın bataklığa dönüşmesiyle bu bölgeyi terk ettiğini hatırlatan Yaşar; mevcut yönetim anlayışının sürmesi durumunda 2-3 yıl içinde bataklığa dönecek olan Çakalburnu’nu da terk edeceği uyarısında bulundu.

BU BİR BİLİM FACİASIDIR
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin deniz marullarını sudaki azot ve fosforu emen “doğal bir filtre” olarak tanımlamasını “bilim faciası” olarak nitelendiren Yaşar, bu durumun bir başarı gibi sunulmasına tepki gösterdi. Yaşar, “Belediye çıkmış, deniz marulu azot ve fosforu çekiyor, su kalitesini iyileştiriyor diyor. Ortamda zaten aşırı derecede kirlilik, yani azot ve fosfor olduğu için deniz marulu patlıyor. Deniz marulu 2012’den sonra İzmir Körfezi’nde bu denli görülmeye başlandı. Çünkü deniz doygunluğa ulaştı. Artık deniz doygunluğa erişmiş durumda. Deniz çok hasta. Pansumanlarla yüzeyden temizlik yapmak fayda etmiyor. Bunlar pansuman bile değildir. Deniz marulu hiçbir işe yaramaz, sadece kirliliğin göstergesidir” ifadelerini kullandı.

2-3 YILA BATAKLIĞA DÖNER
Çakalburnu Lagünü’nün sadece bir su birikintisi değil, dünya çapında bir ekosistem olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Doğan Yaşar, “1990’lı yıllara kadar kuş cennetinden kalkan kuşlar önce sabah kahvaltısı için Halkapınar’a giderdi, öğleden sonra ise Çakalburnu Dalyanı’na gelirdi. Kuşlar hijyene çok önem veren canlılardır; Halkapınar kirlenip bataklığa dönünce oradan vazgeçtiler. Şimdi sadece buraya geliyorlar çünkü burada hala 100’den fazla kuş türü yaşıyor. Ancak bu hatalı yönetim devam ederse, Çakalburnu da 2-3 yıla kalmaz bataklığa dönecektir. Kuşlar burayı da terk ederse İzmir’in o dünyaca ünlü ekosistemi tamamen çökecek. Tek çözüm arıtmaların şakır şakır çalışması ve lagün ağzının kazıklı sistemle açılmasıdır” uyarısında bulundu.

KÖRFEZİN KALBİNE 1994 HANÇERİ
Çakalburnu Lagünü’nün ekosistemindeki çöküşün kökenlerini 1994 yılındaki hatalı projelere dayandıran Prof. Dr. Yaşar, “Müthiş bir yanlış yapıldı 1994 yılında. Buranın faturasını ödüyoruz. O zaman lagünün ortasından bir yol geçirdiler, resmen lagünü kapattılar. Biz o zaman yalvardık; ‘Etmeyin, eylemeyin, en azından bir 50 metresini kazıkların üzerine geçirin ki su alttan çalışsın’ dedik. Dalyanı dalyan yapan arkadan gelen sudur. Sen onu kestin, üzerine bir de lagünün üçte birini ‘golf sahası’ yapacağız diye doldurmaya başladılar. Gece sabah 4’lerde nöbetlere gidiyorduk doldurmasınlar diye. Dalyan körfezin kalbi, canı, ciğeridir. Bir kuru gram sedimanda 400 bin fosil varken lagünlerde bu sayı 800 bine çıkar. Müthiş bir besin kaynağını kendi elleriyle öldürdüler” dedi.

ARITMA TESİSİNDE TERS GİDEN BİR ŞEYLER VAR
Körfezin güney aksında, özellikle Karataş ve Pasaport önlerinde ilk kez bu yoğunlukta deniz marulu gördüğünü belirten Doğan Yaşar, Narlıdere Arıtma Tesisi’ne yönelik şüphelerini dile getirdi. Yaşar, “Ben dün ilk defa Karataş önlerinde deniz marulu gördüm. Pasaport’ta gördüm. Körfez aşırı doygun. Güney aksında deniz marulu patlamasının tek bir sebebi olabilir: Narlıdere Arıtma Tesisi’nin çalışmaması. Su Karaburun’dan girer, Urla’dan gelir ve Güney’i takip ederek Göztepe, Konak üzerinden kuzeye çıkar. Güney’de kirlilik olmaması lazım çünkü orada fabrika yok. Bayraklı’daki kirlilik kuzeye gider. Eğer Güney’de deniz marulu varsa orada bir terslik var” diye belirtti.

BİLİM DIŞLANDIĞI İÇİN…
Körfezin temizliği konusunda rahmetli Ahmet Piriştina dönemindeki şeffaf ve katılımcı yönetim anlayışının terk edildiğini savunan Prof. Dr. Doğan Yaşar, “Biz rahmetli Piriştina ile her çarşamba görüşürdük. Meclis salonunda İzmir’in konuları bilim insanlarıyla tartışılırdı. Bilimsel uyarılarımızı dikkate alırdı. 2002 yılında Büyük Kanal Projesi bittiğinde, ‘Fabrikaları denetleyin, her derenin üzerine ek arıtma kuralım’ dedik ve deniz sadece bir yılda masmavi oldu. Ancak ondan sonra gelen hiçbir belediye başkanı bilimi kabul etmedi. Aziz Kocaoğlu döneminde altı profesör olarak adamın yanına ulaşamadık, bizi içeri sokmadılar. Tunç Soyer’e kuraklık ve kirlilik uyarısı yapan iki mektup yazdım, ulaşamadım. Cemil Tugay’a da aynı kopyaları gönderdim ancak sanırım kendisinin özgeçmiş okuma huyu da yok. Bilim dışlandığı için körfez bugün bu haldedir” dedi.

İKİ YIL ÜST ÜSTE GELEN BALIK ÖLÜMLERİ
Belediye yönetiminin İzmir Körfezi’nin kirlilik tarihine dair yanlış bilgilere sahip olduğunu iddia eden Yaşar, “Başkan Cemil Tugay, kirliliğin 1965’ten sonra başladığını söyledi. Bu bir tarih faciasıdır. İzmir Körfezi’nde ilk balık ölümleri 1954 yılında oldu. Sonrasında 2024’te müthiş bir balık ölümü oldu, ardından 2025’te bir daha oldu. Dünya tarihinde iki sene üst üste balık ölümü olan bir yer göremezsiniz; ama foseptik akıtarak bunu başardılar. İzdeniz sayfasında ‘2025’te balık ölümü 17 tona düşürüldü’ diye övünüyorlar. Bir tek balık bile ölse sorumlusu onlardır. Özrü kabahatinden büyük açıklamalarla halkı kandırıyorlar” dedi.

KURTULUŞ REÇETESİNİ VERDİ
Körfezin ve Çakalburnu Lagünü’nün kurtuluşu için yüzeysel temizliğin ötesinde köklü çözümler öneren Doğan Yaşar, “Yapılması gereken tek bir şey var: Denize temiz su girdisini sağlamak. Başka hiçbir şey yapılmayacak. Çakalburnu Lagünü’nün arkasındaki yolu acilen en az 15 metre kazık üzerine geçirmeleri lazım ki arkadan gelen su lagüne girip oradaki suyu hızlıca değiştirebilsin. Bırakın Çinlileri, Almanları; biz bu işi 2002’de yaptık. Arıtmaları tam kapasite çalıştırın, derelerin altındaki betonları sökün ve temiz suyu denize verin. O zaman İzmir Körfezi’nin bir yılda nasıl yeniden masmavi olduğunu tüm dünya görecektir” diyerek sözlerini tamamladı.
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın