İzmir’in kalbi dolgu zeminde alarm veriyor

İzmir’in dolgu zemin üzerindeki merkezinin her yıl çöktüğünü vurgulayan Prof. Dr. Doğan Yaşar, deniz seviyesindeki artış ve lodos etkisiyle deşarj sistemlerinin denizin altında kaldığını belirterek kalıcı çözümün bilimsel planlama olduğunu söyledi

İzmir’in kalbi dolgu zeminde alarm veriyor haberinin görseli

KEMAL ÖZKURT – ÖZEL HABER - İzmir’de geçtiğimiz günlerde yaşanan şiddetli lodos ve sağanak yağışın ardından Kordonboyu ve Mavişehir’in bir kez daha sular altında kalması, kentin altyapı ve jeolojik yapısını yeniden tartışmaya açtı. Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof.Dr. Doğan Yaşar, yaşanan tabloyu yalnızca meteorolojik bir olay olarak değerlendirmenin büyük bir hata olacağını vurguladı. Yaşar, İzmir’in dolgu zemin üzerinde kurulu merkez ilçelerinde yıllardır süren çökme ile deniz seviyesindeki yükselmenin birleştiğine dikkat çekerek “İzmir çöküyor. Deniz seviyesi yükseliyor. Lodosla birlikte su 1 metreyi aşan seviyelere çıkıyor ve deşarj boruları denizin altında kalıyor. Deniz artık üstten değil, alttan şehre giriyor” ifadelerini kullandı. Beton bariyerlerin çözüm olmadığını belirten Yaşar, kenti yöneten kadroların İzmir’in jeolojik yapısını yeterince bilmediğini savunarak, kalıcı çözümün ancak bilim insanlarıyla birlikte hareket edilerek kentin kotunun yeniden planlanmasıyla mümkün olacağını dile getirdi.

doğan yaşar

YAPI STOKLARININ TEMELİ ÇÜRÜYOR

İzmir’in Kordon, Mavişehir ve İnciraltı gibi bölgelerinde denizin üstten değil, rögarlar vasıtasıyla alttan gelerek yapı stokuna zarar verdiğini belirten Yaşar, “Deniz suyu temelleri içten içe çürütüyor. Bugün Basmane’de yeni bir bina için temel kazdığınızda deniz kabuklarıyla karşılaşırsınız; çünkü deniz bir zamanlar oradaydı. 1873 yılında gemilerin yanaşabilmesi için rıhtım ihtiyacı doğunca, bugünkü Fuar alanını da kapsayan bölge doldurulmaya başlandı. Alsancak, Çankaya ve Basmane gibi semtlerin tamamı bu dolgu alanının üzerinde yükseliyor. Ancak dolgu zemin, Buca gibi sert zeminlere benzemez; kumlu yapısı nedeniyle zamanla sıkışır ve çöker. Nitekim 1873’teki ihale şartnamesinde, ‘Maksimum gelgitin en az 1,5 metre üzerinde inşa edilecektir’ maddesi yer alıyordu. Bu, zeminin çökeceğinin o günden öngörüldüğünün kanıtıdır. Geçmişte bir makalede körfezin 50 santimetre çöktüğü yazılmıştır. Bu da yılda ortalama 1 santimetrelik bir çökme demektir ki; 50 yılda 50 santimetre kentsel altyapı için çok ciddi bir rakamdır. Zemin çökerken, küresel ısınmanın etkisiyle deniz seviyesi de yükseliyor. 1990’lardan bugüne su seviyesi doğal süreçte yaklaşık 30 santimetre yukarı çıktı. Buna bir de lodosun Akdeniz suyunu şişirerek yarattığı 80-100 santimetrelik artış eklenince, karşımıza 1,30 metreyi bulan bir yükselme çıkıyor. Bu durum, yağmur sularını tahliye eden deşarj borularımızın deniz seviyesinin altında kalmasına neden oluyor. Deniz suyu artık o borulardan geri basarak şehre ulaşıyor” diye konuştu.

yağış

- REKLAM -

SORUN ARKA PLANDA

Kordon ve Mavişehir’e yapılan beton bariyerleri “Çin Seddi” olarak nitelendiren ve sert bir dille eleştiren Yaşar, “Başta da söyledik; ‘Yapmayın, etmeyin’ dedik. Sorun kıyıda değil, arka tarafta. 27 Kasım 2023’te ben bunları kamuoyunda anlattım. Nitekim bir ay sonra olağan bir yağmur ve lodosla bütün Kordon ve Mavişehir su altında kaldı. 2020’lerde bir şey söylerken zamanında, “Bir daha artık arkaya su geçmeyecek, hallettik” dediler. Sorun önde değil ki. Sorun arka plan. Çöküyor kardeşim ya, çöküyor. İzmir çöküyor. Sen buna göre önlem alacaksın. Tek çözüm; yeni yapılan binaların kotlarını yükseltmek, yolları ve boruları yukarı çekmektir. Borular tekrar deniz seviyesinin üzerine çıkmadığı sürece bu sorun bitmez” dedi.

yağış

VİDANJÖRLE DENİZ TAHLİYESİ!

Kordon’da yürütülen tahliye çalışmalarının bilimsel bir temelinin olmadığını ifade eden Yaşar, alandaki gözlemlerini şu sözlerle aktardı: “Geçen gün Kordon’daydım; onlarca vidanjör çalışıyor. İşçilerin kendi aralarındaki konuşmasına şahit oldum; ‘Biz üstten vidanjörle denize gönderiyoruz, deniz alttan bize iade ediyor’ diyorlar. Çok haklılar. Alttan deniz suyu basarken üstten vidanjörü çalıştırmak sadece vakit kaybıdır. Alsancak, Basmane ve Çankaya yavaş yavaş çöküyor. Eskiden bu manzaralar nadirdi; ancak 1990’dan bugüne deniz seviyesi 30 santimetre yükseldi. Lodos da suyu şişirince deşarj boruları bloke oluyor ve su geri tepiyor. Bunu düşünenler belli ki İzmir’in jeolojisini bilmiyor. İzmir’i tanımayan, burada yaşamayan insanlar o güzel manzarayı boş yere betonla kapattı.”

yağış

- REKLAM -

BİLİMLE MASAYA OTURMALI

İzmir’in topografik yapısının dünyadaki benzer örneklerle kıyaslanması ve acil eylem planının hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Yaşar, “Biz, Türkiye’deki diğer şehirlerden farklı olarak ‘çöken’ bir şehiriz. Bu çöken alanda yaklaşık 3 milyon insan yaşıyor; sanayimiz, merkezimiz, her şeyimiz burada. Dünyada bunun örnekleri var. Mesela Cakarta yıllık 15 santimetrelik çökme ile baş edemedi, şehrin merkezini boşaltmak zorunda kaldılar. Mexico City aynı şekilde... Bizdeki çökme hızı yılda 1-1,5 santimetre civarında. Biz bunun hakkından bilimle gelebiliriz. Önce jeologlar gelecek, bütün topoğrafyayı yeniden çıkaracak. Neresi ne kadar çöktü hesaplanacak. Ardından bu veriler kent plancılarına verilecek. Şehir kademeli olarak yükseltilecek. Siz kıyıya isterseniz 50 metre duvar çekin, arka taraf çöktüğü sürece hiçbir işe yaramaz” diye belirtti.

yağış

İZMİR’İ YÖNETENLER İZMİRLİ DEĞİL

 İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin mevcut yaklaşımını ve oda yönetimleriyle olan diyaloğunu eleştiren Yaşar, “Sayın Cemil Tugay her şeyi üstüne alıyor ama sorunu çözecek olanlarla konuşmuyor. Profesörler bir araya gelip randevu alamıyoruz, bu çok acı bir durum. Belediye başkanının kendisi Jeoloji Mühendisleri Odası’na gitmeli, onlardan randevu istemeli. ‘Buraya bilimsel bir çözüm bulun’ demeli. Ancak yanındaki kadrolar İzmirli değil; İzmir’i bilmiyorlar, İzmir’in jeolojisinden haberleri yok. Eğer bilselerdi o sahil bandına o duvarları yapmazlardı. Bilimi ve uzman görüşünü dışlayarak İzmir’i yönetemezsiniz. Bu vurdumduymazlık devam ederse 40-50 yıl sonra Basmane’de oltayla balık tutarız” dedi.

yağış

- REKLAM -

LİMAN VE ESNAF ÇAMUR İÇİNDE

Yanlış kararların faturasının esnafa ve kentin geleceğine kesildiğini vurgulayan Yaşar, “Dün liman tarafındaydım; her yer çamur içinde, bütün mekanlar kapalı. Esnaf perişan durumda. Bu gecikmenin bedeli kentin elden gitmesidir. Binaların alt katları sürekli su alıyor. ‘Binayı nem öldürür’ diye bir laf vardır; İzmir’in yapı stoku içten içe çürüyor. İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı çıkıp ‘hidrolik olarak bir yer alçalıyorsa öbür taraf çıkar’ gibi şeyler söylüyor; bunun İzmir’in jeolojik gerçeğiyle alakası yok. Genel müdür çıkıp ‘Körfezi Gediz kirletiyor’ diyor; bu tamamen bilim dışıdır. İzmir’in sorunu altyapı yetersizliğinden ziyade bir temizlik ve bilimsel vizyon sorunudur. Acilen doğa bilimcileri, jeologlar ve şehir plancıları aynı masaya oturup kentin kotunu nasıl yükselteceğimizi konuşmalıdır” ifadelerini kullandı.

Kaynak: HABER MERKEZİ

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.