Yangın, trafik kazası ve kurtarma operasyonları gibi acil durumlarda olay yerine ulaşmak için zamanla yarışan İzmir İtfaiyesi ekiplerinde, sürüş güvenliği eğitimleri de önemli bir yer tutuyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı, yeni göreve başlayan personelin yalnızca müdahale koşullarına değil, olay yerine ulaşım sürecinde karşılaşabilecekleri risklere karşı da hazırlıklı olması amacıyla eğitim çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda 25 yeni itfaiye şoförü, ESHOT Genel Müdürlüğü Sürüş Teknikleri Eğitim Merkezi'nde düzenlenen “Güvenli ve Defansif Sürüş Eğitimi”ne katıldı.
ESHOT Genel Müdürlüğü Sürüş Teknikleri Eğitmenleri tarafından verilen eğitimlerde itfaiye şoförleri; kuru ve ıslak zeminde fren yapma, güvenli takip mesafesi, kavşak geçişleri, geri manevra, kör noktalar ve ani gelişebilecek tehlikelere karşı doğru hareket etme gibi konularda uygulamalı çalışma yaptı.
Farklı zeminlerde fren ve kaçış manevraları
Eğitim parkurunda itfaiye araçları saatte 30, 40 ve 50 kilometre hızlarda fren testlerine tabi tutuldu. Sürücülere, önlerine aniden araç veya yaya çıkması halinde aracın hangi mesafede durabileceği uygulamalı olarak gösterildi. Takip mesafesinin yetersiz kaldığı senaryolarda ise olası tehlikelerden kaçınmak için güvenli manevralar çalışıldı.
Kuru zeminin yanı sıra ıslak zeminde de gerçekleştirilen uygulamalarla itfaiye şoförlerinin yağışlı hava, kaygan yol, ani fren ve beklenmedik trafik hareketleri gibi durumlara karşı deneyim kazanması sağlandı.
“Hem hızlı hem de güvenli ilerlemeleri gerekiyor”
ESHOT Sürüş Teknikleri Eğitim Şefi Muaz Filibe, itfaiye araçlarının kullanımının standart araçlara göre daha yüksek sorumluluk gerektirdiğini belirtti. Filibe, “Şoförlerimiz itfaiye aracı kullanacakları için hem kendi güvenliklerini hem de vatandaşların güvenliğini düşünmek zorundalar. Bir yerden bir yere giderken hem hızlı hem de güvenli bir şekilde ilerlemeleri gerekiyor. Burada riskleri önceden fark etmeyi ve karşılaştıkları durumlarda ne gibi önlemler alabileceklerini öğretiyoruz” dedi.
İtfaiye araçlarının ağırlığının fren mesafesinde belirleyici olduğunu aktaran Filibe, “Bu araçların en küçüğü 3,5 ton. Frene bastığınızda durma mesafesi oldukça uzuyor. Hem dolu hem de boş araçlarla çalışma yaparak aralarındaki farkı gösteriyoruz” ifadelerini kullandı.
Kavşaklarda da özel dikkat gerektiğini vurgulayan Filibe, “Kavşaklarda itfaiye araçlarının geçiş üstünlüğü var. Ancak vatandaş bunu bilmeyebilir ya da o an fark etmeyebilir. Bu nedenle sürücülerimiz sirenlerini kullanarak ilerlerken diğer araçların önlerine çıkabileceğini de düşünerek riskleri önceden fark etmek zorundalar” diye konuştu.
“İnsanların canını ve malını kurtarmak için gideceğiz”
Eğitime katılan 22 yaşındaki Mustafa Aksoy, ıslak zemin parkurunun sürüş kabiliyetlerini geliştirmek açısından önemli olduğunu belirtti.
Aksoy, “Islak zeminde direksiyon kabiliyetimizi ölçmek için güzel ama zorlu bir pistimiz var. Kendimizi burada deniyoruz. İnsanların canını ve malını kurtarmak için bu araçlarla göreve gideceğiz. Bunun bilincindeyiz. O yüzden iyi öğrenmeye çalışıyoruz ve kendimize güveniyoruz” dedi.
53 kiloluk itfaiyeci tonlarca ağırlıktaki araçları kullanıyor
İzmir İtfaiyesi'nin yeni şoförlerinden 53 kilogram ağırlığındaki Ümmü Gülsüm Akın da eğitimlerde büyük araçların kullanımına ilişkin deneyim kazanıyor.
Görevin yalnızca aracı kullanmaktan ibaret olmadığını belirten Akın, “İleri sürüş tekniklerini öğreniyoruz. Başlangıç aşamasındayız. Araçlar çok büyük, biraz da tecrübe gerekiyor. Şu anda tecrübe kazanıyoruz. Bunu sahada da göstereceğiz. Çünkü sadece kendini taşımıyorsun. Arkada taşıdığın insanlar da var. Onların da güvenli bir şekilde olay yerine gitmesi gerekiyor” diye konuştu.
Eğitimle heyecan yerini soğukkanlılığa bırakıyor
22 yaşındaki Yasin Vatansever ise eğitimin başlangıcında yaşadığı heyecanın, uygulamalar ilerledikçe azaldığını söyledi.
Vatansever, “Biraz heyecan yaşadım. Eğitim aldıkça, profesyonel bakmaya başladıkça stres ve heyecan minimuma iniyor. Daha soğukkanlı düşünmeye başlıyoruz. Karşılaşacağımız her zorluğun üstesinden gelecek şekilde eğitim alıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Eğitime katılan Yakup Özer de parkurun zorluğunun sahadaki koşullara hazırlık açısından önemli olduğunu belirtti.
Özer, “Olay yerine gittiğimizde seri davranmalıyız. Trafikteki insanların can güvenliğini korumak zorundayız. Buradaki eğitimlerimizin tamamı en zorlu seviyeler düşünülerek veriliyor. Bunları sahada pratiğe döktüğümüzde her şeyin üstesinden gelebileceğimizi düşünüyoruz” diye konuştu.