KEMAL ÖZKURT Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Meclis Toplantısı’nda konuşan EBSO Yönetim Kurulu Başkan Adayı Mustafa Karabağlı, Türkiye ekonomisinin büyümesine karşın sanayinin küçülmesine dikkat çekerek üretime dayalı ekonomik modelin yeniden güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Sanayicilerin yüksek finansman maliyetleri ve öngörülebilirlik sorunuyla karşı karşıya olduğunu belirten Karabağlı, ihracatta mevcut rakamların artırılması için daha fazla üretimden çok daha yüksek katma değerli üretime odaklanılması gerektiğini ifade etti. Dünyada yapay zekâ, robotik otomasyon, enerji dönüşümü ve karbon düzenlemeleriyle üretim anlayışının hızla değiştiğini vurgulayan Karabağlı, İzmir’in sanayi, liman, üniversite, insan kaynağı ve yenilenebilir enerji avantajlarını bir araya getirerek güçlü bir üretim ekosistemi oluşturması gerektiğini söyledi. Karabağlı ayrıca yaklaşan Orta Vadeli Program’dan üretimin ekonomideki payını artıracak, sanayicinin yatırım iştahını güçlendirecek ve yüksek teknoloji ile katma değerli üretimi destekleyecek adımlar beklediğini dile getirdi.
EKONOMİ BÜYÜYOR SANAYİ KÜÇÜLÜYOR
Sanayicilerle seçim sürecinde daha sık bir araya gelmenin sektörün sorunlarını ve beklentilerini doğrudan görme açısından önemli olduğunu belirten Karabağlı, ekonominin sanayiciler açısından yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını söyledi. Sanayicinin her gün fabrikasında ekonomiyle doğrudan karşı karşıya kaldığını ifade eden Karabağlı, finansman maliyetlerinin ve mevcut koşulların yatırımlar açısından hâlâ istenilen seviyede olmadığını dile getirdi. Türkiye ekonomisine ilişkin dikkat çekici bir değerlendirmede bulunan Karabağlı, ekonominin büyürken sanayinin küçülmesinin cevaplanması gereken önemli bir soru olduğunu söyledi. Karabağlı, “Ülkemiz ekonomisinde düşündürücü bir gerçekle karşı karşıyayız. Ekonomi büyüyor, sanayi küçülüyor. O zaman ortada cevaplanması gereken bir soru var. Neden ekonomi büyürken sanayi küçülüyor? Üretime dayalı bir ekonomi modelinin sürdürülebilir olmadığı aşikâr. Tez elden bu işlerin muhakkak düzeltilerek yeniden yapılandırılması gerekiyor” dedi. Türkiye’nin üretime, teknolojiye, katma değere ve refah yaratacak bir ihracat modeline ihtiyaç duyduğunu belirten Karabağlı, ihracatın yalnızca miktar üzerinden değil, ürünlerin kilogram başına değerinin artırılmasıyla büyütülmesi gerektiğini ifade etti. Karabağlı, yüksek faizlerin yatırım iştahını da olumsuz etkilediğini belirterek sanayicinin yatırım yaptığı dönemde finansman maliyetleri nedeniyle dezavantajlı duruma düşmemesi gerektiğini söyledi. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından açıklanan 250 milyar liralık KOBİ ve büyük işletme destek paketine de değinen Karabağlı, desteğin önemli olduğunu ancak yeterli olmadığını savundu. Türkiye’de 4 milyonun üzerinde KOBİ ve işletme bulunduğunu belirten Karabağlı, mevcut kaynağın işletme başına sınırlı bir imkân oluşturduğunu ifade ederek daha güçlü finansman kaynaklarının devreye alınması gerektiğini söyledi.
YENİ SANAYİCİLİK DÖNÜŞÜMLE GELECEK
Dünyada üretim sistemlerinin hızla değiştiğine dikkat çeken Karabağlı, yapay zekâ ve robotik otomasyonun sanayide rekabet koşullarını yeniden belirlediğini söyledi. Karabağlı, enerji dönüşümü, karbon düzenlemeleri ve Avrupa Birliği'nin yeni ticaret kurallarının da Türk sanayicisi açısından önemli bir dönüşüm zorunluluğu yarattığını belirtti. Avrupa Birliği'nin artık yalnızca ürünün ne olduğuna değil, nasıl üretildiğine de baktığını ifade eden Karabağlı, sanayicilerin yeni döneme bugünden hazırlanması gerektiğini söyledi. Karabağlı, “Yapay zekâ üretim sistemlerini değiştiriyor. Robotik otomasyon rekabetin kurallarını yeniden yazıyor. Enerji dönüşümü, karbon regülasyonu ve ihracat şekli değişiyor. Avrupa Birliği açıkça bize şunu söylüyor: Sen ne üretiyorsun kadar bunu nasıl ürettiğin de önemli. Dolayısıyla bizim bu yeni anlayışları dikkate alacak şekilde hazırlanmamız gerekiyor” diye konuştu. Rekabetin artık dönüşüme uyum sağlama hızına bağlı olduğunu belirten Karabağlı, önümüzdeki0 yılda sanayicinin yalnızca fabrikasını iyi yöneten kişi olmayacağını söyledi. Sanayicinin enerjisini, finansmanını, karbonunu, teknolojisini, verisini ve marka değerini birlikte yönetmesi gerektiğini ifade eden Karabağlı, bu anlayışı “yeni nesil sanayicilik” olarak tanımladı. Karabağlı, “Bu bir slogan değil. Var olanı geliştirmek, teknolojiyle bütünleştirip bir araya getirmek gerekiyor. Bu aslında ekonomik ve teknolojik bir zorunluluk. Önümüzdeki0 yılın sanayicisi sadece fabrikasını iyi yöneten kişi olmayacak. Aynı zamanda enerjisini, finansını, karbonunu, teknolojisini, verisini ve marka değerini iyi yöneten kişi olacak. Farklı bir dünyaya giriyoruz. Donanımlı, eğitimli ve hazır olmak zorundayız” ifadelerini kullandı. İhracatta Türkiye'nin mevcut üretim gücünün önemli bir avantaj sağladığını ancak bundan sonraki hedefin daha yüksek katma değerli üretim olması gerektiğini belirten Karabağlı, 280 milyar dolar seviyesindeki ihracatın 350-400 milyar dolara çıkarılması için mevcut üretim modelinin sorgulanması gerektiğini söyledi. Karabağlı, “280 milyar dolarlık ihracatı 350-400 milyar dolara nasıl çıkaracağız? Aynısından daha fazla üretip satacak mıyız, yoksa kilogram başına satış fiyatımızı artırarak mı bu rakamlara ulaşacağız? Ben ikinci yoldan yanayım. İzmir'in ve Türkiye'nin yolu daha teknik, daha teknolojik, daha az enerjiyle daha fazla üretim yapan, üniversiteyi fabrikanın içine sokan bir anlayıştan geçiyor. Ar-Ge'ye bağlı, gelişmeye açık ve sürekli gelişmeyi sürdüren bir üretim metoduna geçmemiz lazım” dedi. Gençlerin de bu dönüşümün yalnızca çalışanı değil, aktörü olması gerektiğini belirten Karabağlı, gençlerin sanayinin geleceğinde daha fazla sorumluluk almasının önemine dikkat çekti.
İZMİR ÜRETİM EKOSİSTEMİNİN MERKEZİ OLMALI
EBSO'nun da yaşanan dönüşümün merkezinde yer alması gerektiğini ifade eden Karabağlı, sanayi odasının yalnızca sanayicilerin sorunlarını Ankara'ya taşıyan bir yapı olarak kalmaması gerektiğini söyledi. Kamu, üniversite ve sanayi arasındaki iletişimin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Karabağlı, yeni köprüler ve yeni iş birlikleri kurulmasının önemine dikkat çekti. Sanayicilerin en önemli sorunlarından birinin öngörülebilirlik olduğunu belirten Karabağlı, yatırım yapan sanayicinin risk almaktan çekinmediğini ancak önünü görebilmesi gerektiğini söyledi. Karabağlı, mevcut dalgalı yapının yatırım kararlarını zorlaştırdığını ifade etti. Yakında açıklanması beklenen Orta Vadeli Program'a ilişkin beklentilerini de paylaşan Karabağlı, üç temel başlığın öne çıkması gerektiğini söyledi. Karabağlı, üretimin ekonomideki payının nasıl artırılacağının, sanayicinin yatırım iştahının nasıl güçlendirileceğinin ve yüksek teknoloji ile yüksek katma değerli üretime yönelik hangi adımların atılacağının ortaya konulmasını beklediğini dile getirdi. Karabağlı, EBSO'nun kamu ile sanayici arasındaki iletişimi sonuç üreten bir yapıya dönüştürmesi gerektiğini belirterek, “EBSO'nun gücü kamu ile aynı masada karşı karşıya oturmak değil sadece. Kamuyla sanayici arasındaki doğru iletişimi güçlü ve sonuç üreten bir yapıya kavuşturacak şekilde rol alması gerekiyor. Çünkü aynı hedef için çalışıyoruz. Hepimizin amacı yatırımın, istihdamın ve üretimin güçlenmesi” diye konuştu. İzmir'in sahip olduğu avantajların tek tek değil, bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Karabağlı; sanayi altyapısı, limanlar, üniversiteler, insan kaynağı, yenilenebilir enerji kaynakları ve Avrupa Birliği'ne yakınlığın kentin önemli avantajları olduğunu söyledi. Karabağlı, “Sanayimiz, altyapımız, limanlarımız, üniversitelerimiz, insan kaynağımız, yenilenebilir enerjimiz, AB'ye yakınlığımız ve girişimcilik kültürümüz var. Bunların hepsini bir araya getirmek ve birbirinden ayrı güçler olarak değil, bir ekonomik ekosisteme dönüştürmek önemli bir avantaj olacaktır” dedi. Karabağlı, Türkiye'nin önümüzdeki dönemini sanayi ve üretim gücünün belirleyeceğini belirterek, EBSO'nun da bu dönüşümün yalnızca bir parçası değil, merkezinde yer alan aktörü ve oyun kurucusu olması gerektiğini söyledi.
SİYASETÇİLERE EŞİT MESAFE ÇAĞRISI
EBSO Başkan Adayı Hakan Ürün, oda seçimlerine siyasetin müdahil olduğu yönündeki tartışmalara ilişkin tüm siyasi partilere eşit mesafede durulması gerektiğini söyledi. Ürün, “Tüm üyelerimizin aynı fikirde olması beklenemez. Farklı fikirler zenginliktir. Bu çatı altında beraber yaşadık, sorunsuz şekilde bugüne geldik. Tüm siyasilere bugüne kadar olduğu gibi eşit mesafede kalmalarını rica ediyorum, istiyorum” dedi. Ürün, EBSO Meclis Üyesi Nedim Anbar’ın bazı siyasetçilerin oda seçimlerine müdahale ettiği ve üyeleri arayarak baskı kurduğu yönündeki açıklamalarına da değindi. EBSO’nun tüm siyasi partilere eşit mesafede olması gerektiğini belirten Ürün, oda yönetiminin sanayicilerin sorunlarının çözümü için siyasetçilerle birlikte çalışmak zorunda olduğunu ifade etti.
KRİZ HİÇ BU KADAR UZUN SÜRMEMİŞTİ
Türkiye ekonomisindeki mevcut tabloya ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Ürün, ekonomik krizin önceki dönemlere kıyasla uzun sürdüğünü belirtti. Sanayicilerin enflasyon ve finansmana erişim sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu söyleyen Ürün, “Tüm sanayiciler ülke büyüyor ama sanayi küçülüyor diyor. Enflasyon, finansmana erişim sorunlarını biliyoruz” diyen Ürün, maden sektörünün ihracat performansına dikkat çekti. Ürün, metal madenlerinde ihracatın kilogram bazında daha düşük olmasına rağmen yüzde 70 arttığını belirterek, “Bu diğer sektörlere de nasip olur” ifadelerini kullandı.
GIDA FİRMASINA TAĞŞİŞ CEZASI
Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Disiplin Kurulu, Tarım ve Orman Bakanlığı denetimlerinde ürettiği ısıl işlem görmüş sucukta kanatlı eti tespit edilen Torbalı’daki üyesi Ege Canet Pazarlama hakkında yürüttüğü soruşturmayı tamamladı. Firma, yıllık aidatının0 katı tutarında idari para cezasına çarptırılırken, karar EBSO Meclisi’nde oybirliğiyle kabul edildi.