5 Ağustos 2026, Çarşamba 15:44
37°C İzmir

Madencilik tehdidi Küçük Menderes’i kuşattı

Küçük Menderes Havzası’na ilişkin hazırladığı raporu paylaşan Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Eşref Atabey, su kaynaklarının madencilik ve enerji projeleri nedeniyle kirlendiğini belirterek, Türkiye’nin su fakiri olma yolunda hızla ilerlediğini söyledi

Madencilik tehdidi Küçük Menderes’i kuşattı haberinin görseli
3 dk okuma süresi

İzmir ve Aydın’ı kapsayan Küçük Menderes Havzası’na ilişkin hazırladığı kapsamlı raporu kamuoyuyla paylaşan Jeoloji Yüksek Mühendisi ve Tıbbi Jeoloji Uzmanı Dr. Eşref Atabey, havzanın su kaynakları, biyolojik çeşitliliği ve tarımsal üretim açısından kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Havzanın yaklaşık 832 bin kişiye ev sahipliği yaptığını, 110 civarında endemik bitki taksonu, zengin flora ve fauna yapısı ile önemli bir doğal miras barındırdığını belirten Atabey, buna karşın madencilik ve enerji projelerinin su kaynakları ile ekosistem üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu ifade etti. Türkiye’nin kişi başına düşen 1.273 metreküp su miktarıyla su stresi yaşayan ülkeler arasında yer aldığını hatırlatan Atabey, mevcut su kaynaklarının kirletilmeden korunmasının zorunluluk haline geldiğini söyledi.

HAVZANIN SUYU KİRLENİYOR

Küçük Menderes Havzası’nın su kaynaklarının giderek artan baskı altında olduğunu belirten Atabey, madencilik faaliyetlerinin havzanın en önemli çevresel sorunlarından biri haline geldiğini söyledi. Atabey, “Yetersiz olan su kaynakları madencilik gibi faaliyetlerle kirletilmektedir. Halıköy ve Türkönü’ndeki terk edilmiş cıva madeni ile Emirler’deki antimon madeni pasalarından kaynaklanan asidik sular, Beydağ ve Ödemiş’in tarım topraklarını ve Küçük Menderes Nehri’ni kirletmektedir. Türkiye su zengini bir ülke değildir ve su kriziyle karşı karşıyadır. Bu nedenle mevcut su kaynaklarının kirletilmeden korunması büyük önem taşımaktadır” dedi.

MADEN VE ENERJİ PROJELERİ ARTIYOR

Havzada çok sayıda madencilik ve enerji projesinin bulunduğunu kaydeden Atabey, “Küçük Menderes Havzası sınırları içerisinde kalan İzmir bölümünde ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararı verilen 14 madencilik projesi bulunuyor. Bunun yanında havza genelinde 18 enerji projesi yer alıyor. Bunların 13’ü güneş enerji santrali, biri jeotermal enerji santrali, dördü ise rüzgâr enerji santralidir. Raporda bu faaliyetlerin çevresel etkileri, jeotermal akışkanların doğaya yansımaları ve madenciliğin ekosistem üzerindeki baskıları ayrıntılı şekilde ele alınmıştır” diye konuştu.

- REKLAM -

SU KAYNAKLARI KORUNMALI

Küçük Menderes Havzası’nın yalnızca su kaynaklarıyla değil, sahip olduğu biyolojik çeşitlilik ve tarımsal üretim kapasitesiyle de korunması gereken alanlardan biri olduğunu vurgulayan Atabey, “Havza yaklaşık 110 endemik taksona ev sahipliği yapmaktadır. Dilek Yarımadası’nda ise 800’ün üzerinde bitki türü bulunurken bunların 30’u endemiktir. Raporda ayrıca madencilik faaliyetlerinin ülke ekonomisine katkısı, altın madenciliğinin zorunlu bir ihtiyaç olup olmadığı ve doğa ile insan sağlığı üzerindeki etkileri de değerlendirilmiştir. Gelecek nesiller için su kaynaklarının ve doğal yaşamın korunması artık bir tercih değil, zorunluluktur” ifadelerini kullandı.

Kaynak: RABİA AYKUT

İlkses Gazetesi'nden sıcak gelişmeleri anında öğrenmek için Google Haberler'de bizi takip edin! Google News'te Abone Ol

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.