İZMIR

Menemen’de bir adamın sessiz yeşil mücadelesi

Menemen’de yaklaşık 1 buçuk yıldır kendi imkanlarıyla gönüllü olarak ağaç diken ve çevre temizliği yapan Ali Osman Demirtaş, yeşil alanların korunması ve sürdürülebilir şekilde yaşatılması için çalışmalarını sürdürüyor

Merve Ağrıç- Özel Haber / İzmir’in Menemen ilçesinde 30 Ağustos Mahallesi’nde gönüllü olarak çevre bakımı yapan Ali Osman Demirtaş, çevresindeki yeşil alanın daha bakımlı ve yaşanabilir hale gelmesi için yaklaşık buçuk yıldır gönüllü olarak ağaç dikiyor, toprağı havalandırıyor, budama ve temizlik çalışmaları yapıyor. Kendi imkanlarıyla yürüttüğü çalışmalar kapsamında özellikle kuraklığa dayanıklı meşe türlerini toprakla buluşturan Demirtaş, başlangıçta çevre sakinlerinin şüpheyle yaklaştığı çalışmalarıyla zamanla takdir toplamaya başladı. Demirtaş, “Önemli olan çok ağaç dikmek değil, dikilen ağaçların sürdürülebilir şekilde bakımını yapmak” diyerek yeşil alanların korunması çağrısında bulundu. Bölgede yaşayan Serhat Mahim ise Demirtaş’ın çalışmalarının parkın görünümünü değiştirdiğini belirterek, çevre sakinlerinin de kendi yaşam alanlarına sahip çıkması ve yeşil alanların korunmasına katkı sunması gerektiğini vurguladı.

“İLK BAŞTA ŞÜPHEYLE YAKLAŞTILAR”

İzmir’de doğup büyüdüğünü belirten Ali Osman Demirtaş (44), “Ulukent’te oturuyorum. Daha önce Ulukent İZBAN’ın yakınında da çalışma yapmıştım. Burada alanın boş olduğunu ve ağaçlandırılabilir olduğunu fark ettim. Elimde ağaç tohumları vardı burada değerlendirmek istedim. Menemen Belediyesi’nden de izin aldım ve izin verdiler. yıldır burada çalışma yapıyorum. Daha mart ayında yeni çıkmaya başladılar ilk yılları. Haftada-2 defa geliyorum. Çocuk Köyü’nden su alıyorum, ağaçları suluyorum. Toprağı çapalayıp etrafını temizliyorum. Burada yaşayanlar ilk başta şüpheyle yaklaştılar. Toprağı derinden kazdığım için vatandaşların dikkatini çekmiş, hayvan gömdüğümü düşünmüşler. Bazıları da polise şikâyet etti. Gelen memurlara durumu izah ettim, belediyeden de kâğıt çıkarttım. Ancak güzel karşılayanlar da oluyor. Su, soda ikram edenler de oluyor” dedi. 

YANMAMASI İÇİN MEŞE AĞAÇLARI EKTİ

Ülkede çok fazla yangın çıktığını ve ağaçların kasıtlı olarak da kesildiğini ifade eden Demirtaş, “Buraya meşe ağaçları ektim. Aynı zamanda dağcılık da yapıyorum. Ağaçlardan tohum topluyorum. Tohumların da hangi türün nerede yetişeceğini öğrenmeye başladım. Kermes meşesini öğrendim. Kermes meşesi de Ege’de Akdeniz’de yetişiyormuş. Sürekli yeşil olan ve yaprak dökmeyen bir ağaç ve yanmıyor. Yangın çıkan bölgelerde kermes meşesi ile tekrar onarsalar orada yangın çıkmayacak. 400 yıl yaşayan bir ağaç. Bazıları 800 yılı da buluyor. Ege ve Akdeniz yaz aylarında kurak oluyor biraz. Bu nedenle bu ağaçlar da susuzluğa dayanıklı. Boyu da çok fazla uzamıyor” diye aktardı.

“ÖNEMLİ OLAN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK”

Bölgede ağaçlandırma çalışmalarının artırılması gerektiğini dile getiren Demirtaş, yeşil alanların ev ve apartmandan daha güzel göründüğünü belirterek, “Küçük orman ve ağaçlandırma bölgeleri görmek isterdik. Bakanlık ve belediyeler tarafından ağaç dikme projelerinin de artırılması gerekiyor. Biraz eksik bu konuda. Çok ağaç ekmek değil ağaçlara sürekli bakabilmek ilgilenebilmek önemli. Önemli olan sürdürülebilirlik. Ağaçların sürekli sulanması gerekiyor, ekip bırakıp gitmemek lazım. Evde tavşanlarım var onların gübreleri ile toprağı iyileştirmeye çalışıyorum. Buradaki toprağın iyileştirilmesi gerekiyor. Bu nedenle burada-2 yıl daha çalışmamın sürmesi gerekiyor. Hem ağaçlandırmaya devam edeceğim hem de toprağı da bir şekilde dönüştüreceğim. Toprakla uğraşmak inanılmaz güzel ve rahatlatıcı. Kalıcı bir şey bırakmak daha güzel. Uzun yıllar sonra bile bu ağaçlar yaşamaya devam edecek. Başkaları da faydalanacak” dedi. 

“KÜÇÜK YAŞLARDAN İTİBAREN FARKINDALIK OLUŞTURULMALI”

Ağaç dikme alışkanlığının çocuklara küçük yaştan itibaren aktarılması gerektiğinin altını çizen Demirtaş, “Sonradan öğretince biraz geç kalınmış oluyor. Bir çocuğu alıp ormana piknik yapmaya götürdüğünüzde muhtemelen oradaki atmosferi daha küçük yaşta fark edecektir. Küçük yaşlardan itibaren farkındalık oluşturulmalı. Çünkü burada çalışırken çocuklar büyüklerden daha çok takip ediyor.-2 gün sadece budadım ağaçlar bir çocuk yanıma gelip bunu gördüğünü ve ilgisini çektiğini söylemişti” sözlerine yer verdi. 

MAHİM: ÇEVREDEKİLERİN DUYARLI OLMASI LAZIM 

4 senedir İzmir’de yaşadığını belirten Serhat Mahim (28), Ali Osman Demirtaş’ı parkta çalışma yaparken gördüğünü belirterek, “Ali Bey gelmeden önce park özensizdi. Sağ olsun, yetkililer ağaçları dikmiş, yeşillendirme yapmış ama ondan sonra sulama, ağaçları budama konusunda yetersiz kaldılar. Bir de buradan geçen vatandaşlar da park alanına çöp bırakıyorlardı. Ali Bey buraya geldikten sonra parkın içindeki çöpleri toplamaya başladı. Parkın içindeki taşları topladı, budanmamış ağaçları budamaya başladı. Bununla beraber de toprağı kazıp havalandırmaya çalıştı. Ali Bey'in ne yaptığını fark ettim, ben de takdir ettim kendisini. Bunun yayılmasını istiyorum. İnşallah gazete aracılığıyla diğer insanlar da bunun farkındalığına varır. Belediyenin ağaçları fazla, belli bir personeli, lojistiği var, onlar da yetişemeyebiliyorlar. O konuyu bilmiyorum ama insanların da kendi evlerine yakın olan parklara gelip sahiplenmesi, orayı yeşillendirmeye çalışması etkili olur. Çevredeki insanların da bu konuda duyarlı olması lazım. Ali Bey gibi insanları da teşvik etmeleri lazım” diye aktardı. 

“SİTE KÜLTÜRÜ İNSANLARI YABANCILAŞTIRDI”

Ali Bey’in bölgede birçok çalışma yaptığının altını çizen Mahim, “Bazı site sakinleri, ağaçları kesiyor diye şüphelendi. Aslında ağaçları buduyor iyi bir şey yapıyor. Yavaş yavaş atık malzemeler, taşlar temizlendi, budanmamış ağaçlar budandı. Park güzel bir hale büründü ve yeni ağaçların, yeni tohumun ekilip çıkması da yeni bir şey ortaya çıkardı, bunu da görmek güzel bir şey. Herkesin teşvik edilmesi lazım. Hatta gerekiyorsa onlar da buraya bir ağaç eksin. Ağaçların ortalama 400 yıllık bir süresi var ama bir insanın ömrü bu kadar değil. İnsanlar öldükten sonra bile onların ektiği ağaç burada başkalarına yarar sağlayabilir. Maalesef şu andaki site kültüründen dolayı insanlar birbirine yabancı kalabiliyor. Bu yeşillik alan insanları birleştirmeye de yarayabilir. Yani en azından insanlar gelip burada kendi evlerinin dibindeki parkta ağaç ekerek bir şeyler yaparak komşularıyla tanışabilirler. İnsan ilişkileri de daha çok gelişebilir” sözlerine yer verdi.