İZMIR

Organik üretici ile tüketici Ekopazar'da buluşuyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin hayata geçirdiği Ekopazar, güvenilir organik ürünleri doğrudan tüketiciyle buluştururken, İzmirliler uygulamadan memnuniyetlerini dile getiriyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin güvenilir ve sağlıklı gıdayı vatandaşlarla buluşturmak amacıyla hayata geçirdiği Ekopazar İzmir, Bostanlı ve Balçova'da organik ürün arayanların uğrak noktası olmayı sürdürüyor. Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği (ETO) iş birliğiyle7 yıldır faaliyet gösteren pazarda, satışa sunulan tüm organik ürünler üretim aşamasından tezgâha ulaşıncaya kadar titizlikle denetleniyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, ETO Derneği ve ilgili ilçe belediyelerinin ortak denetiminden geçen sertifikalı ürünler, tüketicilere güvenilir alışveriş imkânı sunuyor. Tezgâhlarda mevsime uygun sebze ve meyvelerin yanı sıra organik zeytinyağı, bakliyat, kuruyemiş ve doğal kişisel bakım ürünleri de yer alıyor.

Sabahın erken saatlerinden itibaren yoğun ilgi gören Ekopazar İzmir, yıllardır düzenli alışveriş yapan müdavimlerinin yanı sıra ilk kez pazarı ziyaret eden vatandaşları da ağırlıyor. Ziyaretçiler, doğal yöntemlerle yetiştirilen ürünlerin eski lezzetini ve aromasını yeniden deneyimleme fırsatı buluyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 2010 yılında başlatılan "Organik Tarımda Sürdürülebilir Bir Örnek: Yarımada'da Organik Tarım Projesi" kapsamında kimyasal girdileri tamamen bırakarak organik üretime geçen2 üretici, emekle yetiştirdikleri sertifikalı ürünleri haftanın iki günü tüketicilerle buluşturuyor. Organik ürünler salı günleri Balçova Kızılkanat Parkı'nda, cuma günleri ise Bostanlı Kapalı Pazaryeri'nde satışa sunuluyor.

‘ORGANİK OLUP OLMADIĞINA DAİR SORU BİLE BİZİM İÇİN GEREKSİZ’

Ekopazar İzmir’den kurulduğu ilk günden beri alışveriş yaptığını söyleyen Devrim Deniz Dalgıç, “17 yıldır geliyorum. Her şeyden önce ürünler sağlıklı. Güveniyoruz. Organik olup olmadığına dair soru bile bizim için gereksiz. Kontrol için numune alındığına da zaman zaman şahit oluyoruz. Buradaki çiftçi kardeşlerimizle güzel bir bağımız oluştu. Hatta bazı üreticilerin tarlalarını ziyaret ettik. Bu pazarın ürünleri lezzet açısından gerçekten çok üstün. Kışın aldığım kerevizin kokusu bile çok farklı oluyor. Güveniyoruz, içimize siniyor, sağlıklı besleniyoruz. Pazarın ve çiftçilerin desteklenmesini istiyoruz” açıklamasında bulundu.

‘DOKTOR TAVSİYESİYLE BURADAYIZ’

İlaçlı tarım ürünlerine karşı alerjik reaksiyon gösteren minik Nil’in annesi Cemile Sarıoğlu, “Mümkün oldukça zaman bulduğum her fırsatta gelmeye çalışıyorum. Özellikle kızım için buraya geliyorum. Çeşitlilik yeterli ve güzel. Organik tarımın ne kadar zor olduğunu biliyorum, bu nedenle böyle bir imkân sunulmasını çok değerli buluyorum. Bebeğim alerjik bir bebek. Doktorumuzun tavsiyesiyle buraya geliyoruz. Tarım ilaçlarının alerjiyi tetiklediğini fark ettik. Bu nedenle mümkün olduğunca organik ürünlerle beslenmeye çalışıyoruz. Uzaklaştığımızda ya da farklı ürünler tükettiğimizde Nil’de hemen etkisini görüyoruz ve vücudunda semptomlar ortaya çıkıyor” diye konuştu.

‘HERKESİ BU FIRSATI DEĞERLENDİRMEYE DAVET EDİYORUM’

Cemile Sarıoğlu, üniversitedeyken bir panele katılarak organik üretimin ne kadar zor olduğunu öğrendiğini ifade ederek, “Sonuna kadar bu pazara güveniyorum. Herkesi böyle bir fırsat varken değerlendirmeye davet ediyorum” dedi.

‘RAHATSIZLIKLAR YAŞADIM, ORGANİK ÜRÜNE YÖNELDİM’

Balçovalı Süheyla Ural, yaşadığı bazı rahatsızlıklar nedeniyle organik ürünlere yöneldiğini belirterek, “Araştırdığımda belediyenin bu konuda oldukça aktif olduğunu gördüm ve belediye sayesinde organik ürünlere kavuştum. Her pazarda buradayım, gönül rahatlığıyla alışveriş yapıyorum. Özellikle kâğıt torba uygulamasını çok beğendim. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum; minnettarız” diye konuştu.

‘DİĞER PAZARLARI UNUTTUK’

Organik ürünlerle çocukluğundaki sebze ve meyvelerin tadına yeniden kavuştuğunu söyleyen Cebriyye Önür, “Çok memnunuz. Güvenerek geliyoruz. Dışarıdaki ürünlere, ilaç kullanımı nedeniyle güvenimiz kalmadı. Mümkün olduğunca buraya gelmeye çalışıyoruz. Diğer pazarları adeta unuttuk. Burada denetim var. Çocuklarımız için güvenli gıda arıyoruz. Biz doğal şartlarda yetiştik ama günümüzdeki gıdalar aynı değil. Diğer pazarlardan aldığımız ürünlerle kıyasladığımızda tadı ve kokusu fark ediyor. Fiyatlar normale göre yüksek olsa da bunu hak ediyor. Çiftçilik kolay değil, onlara da hak vermek lazım” dedi.

‘TÜKETİCİ HEMEN NUMUNE ALDIRABİLİR’

Menemen Emiralemli,7 yıllık sertifikalı organik üretici Halil Hallaç ise tarladan sofraya organik üretim sürecini anlattı. Hallaç, “Tarım ilaçları, insan gıdası olan bitkilerde tedavi amacıyla kullanılıyor ve ardından bu ürünler insanlar tarafından tüketiliyor. Bu, yanlış. Bu nedenle organik üretime geçtim. Bitkiyi elbette koruyacağız, besleyeceğiz; ancak bunu suni gübreyle değil, hayvan gübresiyle yapmalıyız. Kimyasal yerine biyolojik koruma yöntemleri kullanılmalı. İnsan sağlığı için organik ürün tüketilmeli. Organik ürün tüketenler daha sağlıklı bir yaşam sürer” ifadelerini kullandı.

Sertifikasyon kuruluşlarının ürünleri detaylı şekilde incelediğini de vurgulayan Hallaç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Toprak, yaprak ve ürün analizlerinin ardından organik sertifikası veriliyor. Hem kilogram bazında hem de ürünün üretim süreci denetleniyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, ürünleri tartarak pazara kabul ediyor. Birçok kişi geçmişte yaşanan olumsuz deneyimler nedeniyle organik pazara güvenmekte zorlanabiliyor. Ancak isteyen herkes gelip denetimleri görebilir. Üç farklı kurum tarafından ürünlerimiz kontrol ediliyor. Tüketici herhangi bir üründen şüphe duyarsa hemen numune aldırabilir” dedi.

ORGANİK ÜRETİM BİR YAŞAM BİÇİMİ

Organik üretime gönül veren genç çiftçi Mehmet Halil Kul, “İlk açıldığı gün biz buradaydık. Babam da organik üretici. Türkiye’de sertifikalı olarak kuru üzümü yurt dışına satan dedemdi. İzmir Büyükşehir Belediyesi bize önemli bir pazar ve iş imkanı sağladı. Organik üretim bir felsefedir, yaşam biçimidir. Benim dedem ve babam, ‘Biz bu toprakları çocuklarımız için emanet aldık’ der. Ben de aynı şekilde devam ediyorum. Birçok üretici sattığı ürünü kullandığı zehirden dolayı yemiyor. Ben de ziraat mühendisiyim. Bazı ürünlerde, örneğin kirazda, sezonda2 kez ilaçlama yapılabiliyor. Biz ise hiçbir kimyasal ilaç kullanmadan üretim yapıyoruz. Çünkü buna inanıyor, doğru olanın bu olduğunu düşünüyoruz. Beni en çok mutlu eden nokta olumlu geri dönüşler. İzmirliler çok sıcakkanlılar. Bu da motivasyonumuzu artırıyor. Bütün İzmir halkını bir kere olsun pazarımızı görmeye davet ediyorum” şeklinde konuştu.

TÜM KONTROLLER YAPILIYOR

Ekopazar İzmir'de tüketiciye sunulan tüm ürünler, organik üretim kriterlerine uygunluğu açısından düzenli olarak denetleniyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen uygulama kapsamında pazarda satışa çıkarılan ürünlerin, 5262 sayılı Organik Tarım Kanunu ve ilgili mevzuata uygun şekilde sertifikalandırılmış organik ya da organik geçiş ürünü niteliği taşıması zorunlu tutuluyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Ekolojik Tarım Organizasyonu (ETO) Derneği tarafından gerçekleştirilen kontrollerde, ürünlerin ağırlık bilgileri, organik üretim veya geçiş sürecini gösteren etiketleri ile sertifikaları ayrıntılı biçimde inceleniyor. Ürünlerin üretici dışında bir kişi tarafından satışa sunulması halinde ise müstahsil makbuzu ya da fatura gibi resmi belgeler de denetime tabi tutuluyor.

Denetimler yalnızca satış süreciyle sınırlı kalmıyor. Pazarın kapanmasının ardından satılan ve tezgâhta kalan ürünlerin kilogram kayıtları da kontrol edilerek kayıtların doğruluğu teyit ediliyor.

Öte yandan İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri de pazarda önceden haber vermeden denetimler gerçekleştiriyor. Bu incelemelerde özellikle taze meyve ve sebzelerden numuneler alınarak laboratuvar ortamında pestisit kalıntısı analizleri yapılıyor ve ürünlerin gıda güvenliği standartlarına uygunluğu değerlendiriliyor.