Sayfa Yükleniyor...
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, CHP İzmir il örgütüne 4,5 yılının raporunu verdi. A’dan Z’ye hizmet karnesini çıkaran Soyer, İzmir’in 4,5 yılda geldiği noktayı gözler önüne koyarken ikinci dönem mesajı vererek “Burası Tunç Soyer’in başkanı olduğu İzmir” dedi
Mart yerel seçimlerine geri sayım devam ederken İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, CHP İzmir il örgütüne 4,5 yılının raporunu verdi.
İsmet İnönü Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen toplantıya, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ve ilçe başkanları katıldı.
Toplantıda konuşan Aslanoğlu, vizyon noktasında iktidar ve CHP arasındaki bal-kış açısı farklılığı üzerinden Soyer’i överken “Aramızda büyük bir fark var” dedi.
A’dan Z’ye hizmet performansını örgüte sunan Soyer, bazı projeler üzerinden ‘engellenme’ tepkisi gösterirken büyükşehir başkanlığında ikinci dönem mesajı da verdi.
ASLANOĞLU: KÖR GÖZLERE İNAT BİR KEZ DAHA ANLATALIM
Sosyal belediyecilik vurgusu yaparak konuşmasına başlayan İl Başkanı Aslanoğlu, “Bizim örgütümüzden başka dayanacak gücümüz yok. Bizim havuz medyamız yok. Tek gücümüz örgütümüz. Her eve ve her iş yerine girip sosyal belediyecilik nedir onu anlatacak olanlar örgütümüz. Güzel işleri dosta düşmana anlatmak bizim işimiz. Başta Tunç Başkanımız olmak üzere hizmet sevdalısı ilçe belediye başkanlarım… Bugün bizimkiler neler yapmış detaylıca dinleyeceğiz. Dinleyelim ki vatandaşlara anlatalım. Bunca zaman tanımamış olan varsa, kör gözlere inat bir kez daha anlatalım. Tunç Başkan neyin peşinde anlayalım. Tarımı kalkındırmaya yönelik çalışmalarıyla biliyoruz. Tunç Başkan İzmir tarımını güçlendirmek için birçok adım attı. Tarıma AK Parti iktidarının zararını gördü bizimkiler. Hem adaletsizliği ortadan kaldırmak hem de İzmir ekonomisine güç kazandırmak için ‘başka bir tarım mümkün’ dediler bizimkiler çiftçisinin, çiftçinin yolunun açılmasının, bu ülkeyi öz kaynaklarıyla doyurmanın peşinde. Onlar buğday ithalatı peşinde, Tunç Başkan üretici kooperatiflerinden aldığı sürü dar gelirli çocuklarımız vermenin peşinde” dedi.
“BİZİMKİLER YOKSULUN PEŞİNDE, ONLAR 5’Lİ ÇETENİN PEŞİNDE”
İktidar ile yerel yönetim vizyonu kıyası yapan Aslanoğlu, “Bizimkiler mutlak demokrasi istiyor, onlar ise tek adam rejimi. İzBB, başta başkanı olmak üzere yoksulluğu ve eşitsizliği azaltmanın peşinde. Halkın Bakkalı’nı, askıda faturayı hayata geçirdiler. Bizimkiler bu halkın boğazına bir lokma daha girsin pelinde, onlar vatandaşın elindeki son lokmayı da almanın peşinde. Neymiş… Asgari ücret bir kez belirlensinmiş. 5’li çeteyi nasıl doyuracaklar başka! Bizimkiler yoksulun peşinde, onlar 5’li çetenin peşinde. Bizimkiler doğanın peşinde. Onlar gökdelen peşinde. Bıraksan Alsancak Limanı’na AVM yapacaklar. Bizimkiler Buca Cezaevi beton olması peşinde. Onlara bıraksak Çeşme’yi de betonlaştıracaklar. Bir de soruyorlar yerel yönetim bunların eşine geçse bir şey olmaz diyeler… Bunlar ne ağaç bırakır ne çiçek. Bizimkiler kentin altyapısının peşinde, onlar yer üstünde imar adalarının peşinde. Bizimkiler korkmadan altyapı peşinde. Bunların oya yansımayacağını biliyor. Ama bu vatanı seviyorlar. Emeklerinize sağlık Sayın başkanım” diye konuştu.
“ERDOĞAN’IN DEYİMİYLE…”
Soyer’e övgüler sıralayan Aslanoğlu, örgütün sorumluluğunun büyük olduğunun altını çizerek “Bizimkiler İzmir’i dünya kenti haline getirme peşinde. 15 yıldır Avrupa’nın tüm toplantılarında olan, Bizi AB kapılarında süründürenlere inat bizi Avrupa’nın meclislerine sokan bir belediye başkanımız var. Onların hayallerine bile giremeyecek bir koltuğun sahibi. Avrupa Bölgeler Meclisi Başkanı. Erdoğan’ın tabiriyle söyleyeyim. Nereden nereye! Onlar neyin peşinde biz neyin peşindeyiz herkes görüyor. Onlarla bizim aramızda büyük bir fark var. Başarılı belediye başkalarımızın halkımızdan bir dönem daha vize alacağından hiç kuşkumuz yok. Dedikodular ile başımızı önümüze eğmeyen, yaptığı sosyal belediyecilik icraatlarıyla bizi gururlandıran İzBB başkanımıza hizmetleri için canı gönülden teşekkür ediyorum. Şimdi bize düşen 30 belediyenin 30’una ve Büyükşehir’e CHP’li başkanları getirmek. Bizimkilere sahip çıkmak bizim işimiz. Bu partide tartışma bekleyenlere inat bir aradayız. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in liderliğinde ilk kez seçime giriyoruz. CHP her zaman olduğu gibi genel başkanının yanında” ifadelerini kullandı.
SOYER: İZMİR’İN TEMSİLCİLERİ ÇOK BÜYÜK BİR GÜÇ
Pandemi, 6 Şubat depremi, İktisat Kongresi, Cumhuriyetin ve 9 Eylül’ün 100. yılı kutlamaları ve Mayıs genel seçimlerini hatırlatarak konuşmasına başlayan Soyer, “Bu çerçeve bir romandan alıntı değil. Bu, içinden geçtiğimiz son bir yılın özeti. Yaşadığımız bu hazin durum, hiç şüphesiz ki bir grup iktidar sahibinin ve iktidar düşkününün gözü dönmüş hırsının sonucudur. Gezegenimiz iklim krizi nedeniyle ölmekteyken çağımızın bu en büyük sorununu düşünmek şöyle dursun kendi vatanını, halkını, şehrini ve hatta yuvasını düşünemeyecek kadar yozlaşmış bir avuç erk sahibinin eseridir. Yaklaşık üç ay sonra bir tarihi seçime daha gidiyoruz. Maalesef o erk sahipleri; pervasız, bencil ve kifayetsiz muhteris halleriyle bu memleketi bir kere daha ateşe sürüklemek için canla başla çalışıyorlar. Ekonominin, siyasetin ve toplumsal yapımızın bu denli dibe sürüklendiği bir dönemde bunu yapmaya hiç hakları yok. Biliyorum ki CHP bu hazin tabloyu değiştirmeye muktedirdir. Bizler, Cumhuriyetimizin kalesi olan İzmir’in temsilcileri, ülkemizi içine düştüğü bu dipsiz kuyudan çıkarabilecek çok büyük ve önemli bir gücüz” dedi.
“5 YILDA BİR SANDIĞA GİTMEKLE OLMUYOR”
Demokrasi vurgusu yapan Soyer, “İzBB başkanı olarak görev yaptığım beş yıl boyunca yalnızca CHP’nin ve Cumhuriyetin değerlerine inanmakla yetinmedim. Aynı zamanda bu değerleri geliştirmek için çok sayıda icraat yaptık. 100 yaşındaki Cumhuriyetimiz bizler için birçok anlam taşıyor. Cumhuriyet, hakimiyetin kayıtsız şartsız milletimize ait olması, kadınların özgürleşmesi, kadın ve erkeğin eşit olması ve ekonomik bağımsızlığımız demek. Fakat bunlar yalnızca 5 yılda bir sandığa gitmekle olmuyor. Milletin koşulsuz hakimiyeti ve barış, ancak yaşamın her anına sirayet etmiş bir demokrasiyle mümkün olabilir. Yaklaşık 5 yıldır İzmir’i bu ilke ve ruhla yönetiyoruz. Bu imkanlar sadece oy verme hakkına sahip hemşerilerimizi değil, sandıkta söz hakkı olmayan çocukları, gençleri ve doğayı da kapsıyor. Çünkü demokrasi sadece sesi çok çıkanlara değil, herkese aittir. Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir. Cumhuriyet bizim için aynı zamanda bir iktisadi bağımsızlık seferberliğidir. Mustafa Kemal Atatürk yani iktisadi bağımsızlığa giden yolu İzmir’de, İktisat Kongresi’nde ülkenin her bölgesinden gelen çiftçiler, işçiler, sanayici ve tüccarlarla birlikte belirledi. Geçtiğimiz Mart ayında Cumhuriyetin iktisadi ayağını oluşturan bu mirasa sahip çıkmanın gururunu yaşadık. Sekiz ay süren uzun bir hazırlık sürecinin ardından 15-21 Mart’ta İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nde bir araya geldik” diye konuştu.
“GELECEK BEKLEMEZ İNŞA EDİLİR”
Görev süresinin en önemli projelerini hatırlatan Soyer, “Gelecek beklenmez, inşa edilir. Cumhuriyetimizin kurucusu bize ‘Her fabrika bir kaledir’ diyor. Biz, dört yılda dört fabrika kurduk… Bayındır Süt Fabrikası, Şaşal Su Fabrikası, Geri Dönüşüm Fabrikası ve Ödemiş Et Entegre Tesisi. Köylerde de zeytinyağı fabrikaları kurmaya devam ediyoruz. İzmir’i beş yılda demir ağlarla ördük. Bu şehirde ne zaman üç metro hattı aynı anda inşa edildi? Narlıdere Metrosunu yüzde 12 seviyesinde aldık. Finansmanını bulduk. İmzaları atsınlar diye saray erkanıyla mücadele ettik, tamamladık. Şubat’ta açıyoruz. Çiğli Tramvayını sıfırdan başlattık. Temelini attık. Finansmanını bulduk ve tamamladık. Onu da Şubat’ta açıyoruz. Buca Metrosunu ise tüm engellere, atılmayan imzalara, açılan davalara, yaratılan spekülasyonlara ve ekonomik krize rağmen Buca’ya getirdik. Temelini attık ve dün itibarıyla dev köstebek TBM’lerinin üçü birden toprağın altına indirdik. Vaat ettiğimiz günde, vaat ettiğimiz biçimde, önümüzdeki dönemin ortalarında Buca Metrosunu da açacağız” ifadelerini kullandı.
“BUNLAR AVRUPA’DA DÖRT BAŞI MAMUR BİR ŞEHİRDE YAŞANMADI”
İktidara da İzmir’de yaşananlar üzerinden eleştiri yönelten Soyer, şunları söyledi; “Bu anlattıklarım Avrupa’da dört başı mamur bir şehirde yaşanmadı. Burası Tunç Soyer’in başkanı olduğu İzmir. Burası, bizim şehrimiz, İzmir. Pandemiye, iki büyük depreme, yangınlara, sellere, tsunamiye ve denizin taşmasına rağmen asla mazeret üretmedik. Daima icraat ürettik. Her geçen gün çirkinleşen, sertleşen acımasız bir iktidarın karşısında dimdik durduk. Ekonomik krizin bileğini büktük. Zehirli gemileri evine gönderdik. Buca’nın kalbinde eski cezaevi alanının Bucalı nefes alsın diye yeşil alan olmasını sağladık. Çeşme’yi katledecek bir rant projesini durdurduk.”
“ÖNÜMÜZE TAŞ KOYANLAR OLSA DA…”
Altyapı ve tarım çalışmalarına da değinen Soyer, “İzmir’de bir daha kimsenin yüreğine sevdiğinin acısı düşmesin diye her şeyden önce güvenli yaşam dedik. Başlattığımız kentsel dönüşüm seferberliği ile depreme dirençli ve güvenli bir yapı stokunu odağımıza aldık. İzmir’in 30 ilçesine yayılan bu hareketle şehrimizdeki binlerce yapının deprem karnesini çıkardık. Tek bir İzmirli’nin ahını almadık. Onların rızasını alarak 6 bölgede toplam 248 hektar alanda kentsel dönüşüm çalışmalarımızı kooperatifçilik modeliyle buluşturduk. İzmir tarihinde yapılmış yağmur suyu kanalını 4 yılda yüzde 50 artırdık. 642 kilometrede aldık, 945 kilometreye çıkardık. Göreve geldiğimde koku bu şehrin en büyük sorunuydu. Bunu asla bitiremezsin dediler. Tamamen ortadan kaldırdık. Çökmüş, çürümüş bir altyapı devraldık. 3 bin 90 kilometre içme suyu hattı döşedik. Bin 500 kilometre kanalizasyon hattı yaptık. Bozulmuş, perişan, bakımsız bir arıtma tesisi devraldık. Arıtma tesisinin bozuk olan üç fazını sıfır kilometre ayarlarına taşıdık. 10 yıldır yapılamayan 4. fazın temelini attık ve bugün itibarıyla inşaatı yarıladık. Kemeraltı’nda elimizi değil gövdemizi taşın altına koyduk. 100 yıldır dokunulmayan alt yapı sorunlarını çözmeye karar verdik, sokakların altına yer altı nehirleri yaptık, ilk iki etabı yılbaşına tamamlıyoruz. Başka Bir Tarım Mümkün dedik. Küçük üreticimize alım garantisi verdik. Aldığımız ürünleri “İzmirli” markamızla dünyaya ihraç ettik. Küçük üreticimiz doğduğu yerde doyabilsin diye her fırsatta kooperatifçiliği destekledik. Bu yolda önümüze taş koyanlar olsa da, üretenin örgütlü gücünü hiç kimsenin yenemeyeceğini gösterdik” dedi.
“İZMİR, TÜRKİYE’NİN YENİ PARLAYAN YILDIZI OLDU”
‘Dünya kenti İzmir’ vizyonunda gelinen noktayı da hatırlatan Soyer, “İzmir’i bir dünya kenti yapacağız demiştim. Bugün Lonely Planet’te dünyada ziyaret edilmesi gereken 10 şehir arasına girdik. İzmir’e direkt uçuşlar iki kat arttı. Kurvaziyerler yeniden limanımıza gelmeye başladı. Şehrimize gelen turist sayısı tarihin rekorunu kırdı. 1,5 milyondayken aldık, pandemiye rağmen bugün neredeyse 3 milyona çıkardık. Avrupa Konseyi’nin Bölgeler Meclisi Başkanı artık İzmir’in Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer. Böylece hem tabi olmak zorunda kaldığımız mevzuata müdahale gücünü sağladık, hem de fon ve hibe kaynaklarından daha çok yararlanmanın anahtarını elimize almış olduk. Avrupa Ödülünü tarihte ilk defa İzmir’e getirdik. İzmir, Türkiye’nin yeni parlayan yıldızı oldu” ifadelerini kullandı.
“HÜKÜMETİN TAŞ KOYMASI NEDENİYLE YAPMAMIŞIZ”
Seçim beyannamesi sözlerine ilişkin rakamlarla konuşan Soyer, “Seçim beyannamemde 165 proje vaat etmişim. Seçim vaatlerini bu kadar şeffaf bir şekilde masaya yatıran ikinci bir belediye başkanı yok. Seçim kitapçığımda paralı trollerin ve bazı hizipçilerin yarattığı algılar yok. Sadece olgular ve gerçekler var. 165 vaadin 144’ünü tamamlamışız. 14’ünü kısmen tamamlamışız. Yedisini de büyük oranda hükümetin taş koyması nedeniyle yapamamışız. Buna karşılık 15 ilave projeye başlamışız ve tamamlamışız” dedi.
“HİÇ KİMSE BİZİ 100 YILLIK CHP YOLCULUĞUNDAN GERİ DÖNDÜREMEZ”
Birlik ve dayanışma mesajı veren Soyer, ikinci dönem mesajı vererek şunları söyledi; “Siyaset bir bayrak yarışı ve ekip işidir. Siyaset kişilerin değil, değerlerin ve hedeflerin yarıştığı bir meydandır. Onu kapalı kapıların ardından, menfaat çetelerinin ve popülizmin elinden kurtaracak tek bir güç var. O da biziz. Bu ülkede içinde güvenle yaşanan şehirleri ancak biz inşa edebiliriz. İnanın bana… Tüm bunları yapmaya yalnızca CHP’miz muktedirdir. Bu ülkede bizi birbirimizden ayıran sebeplerden çok bizi birleştiren değerlerimiz var. Cumhuriyet ve CHP işte bu değerleri korumaktır. Onları hiçbir taviz vermeden yaşatmaktır. Bunu hep birlikte, el ele, omuz omuza başaracağız. Bizlerin kutuplaşmasından medet umanlar olabilir. Bunların hiçbiri bizi yıldıramaz. Hiç kimse bizi 100 yıllık CHP yolculuğundan geri döndüremez. Zaman bölünme, parçalanma değil, bu zorlu mücadelede Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’e ve birbirimize güç verme zamanıdır.”
Haber Merkezi