İZMIR

Tarımda dijital dönüşüm B-Reçete Sistemi İzmir'de tanıtıldı

Bitki koruma ürünlerinde doğru kullanım ve izlenebilirliği sağlamayı amaçlayan B-Reçete Sistemi,  kapsaml bilgilendirme toplantısıyla İzmir’de tanıtıldı. Uygulama, zirai ilaç satışını bilimsel reçeteye bağlayarak çevre ve tüketici güvenliğini güçlendirmeyi hedefliyor

Bitki koruma ürünlerinin doğru kullanımı ve izlenebilirliğinin sağlanması amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hayata geçirilecek B-Reçete Sistemi, Bornova Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen kapsamlı bir bilgilendirme toplantısıyla tanıtıldı. Toplantıda; zirai ilaç bayileri, reçete yazma yetkilileri ve sektör paydaşlarıyla bir araya gelinerek, zirai ilaçların elektronik reçete ile satılacağı yeni uygulamanın kapsamı, işleyişi ve sahaya yansımaları detaylı şekilde aktarıldı. Toplantıda konuşan yetkililer, B-Reçete Sistemi ile bitki koruma ürünlerinde izlenebilirliğin güçlendirileceğini, reçetesiz ve kontrolsüz satışın önüne geçileceğini vurguladı. Sistemle birlikte zirai ilaç kullanımının bilimsel veriye dayandırılacağı, biyolojik ve biyoteknik mücadelenin teşvik edileceği ifade edildi. 

Dijitalleşen dünyada tarım sektörü olarak geride kalmadıklarını vurgulayan Şahin, “Özellikle yaklaşık 350 aktif maddenin kullanıldığı bir ülkede, ilk etapta beş aktif maddenin Temmuz itibarıyla e-reçete ya da B-Reçete sistemiyle satışa sunulacağını” söyledi. Dijitalleşen dünyada sektörün bu sürecin gerisinde kalmadığını belirten Şahin, Bakanlığın yaptığı çalışmalarla manuel reçetelerden dijital ortama geçildiğini ifade etti. Şahin, artık reçetelerin e-reçete sistemiyle yazılacağını ve satış sisteminin de buna göre değişeceğini belirterek, “Ürün satışları; alan, bitki, bitkisel ürün ve zararlı organizmalara göre tespit edilecek, gerekli tavsiyeler yapılacaktır” dedi. Geçmişte reçetelerin ziraat fakültesi mezunu ve bitki koruma dersi alan meslektaşlar tarafından yazıldığını hatırlatan Şahin, ilk etapta sadece ziraat fakültelerinin bitki koruma bölümlerinden mezun olanların bu yetkiye sahip olacağını, ilerleyen süreçte ise ihtiyaç doğması halinde Bakanlık takdiriyle değişiklikler yapılabileceğini ifade etti.

Dünyada pestisit kullanımının990’dan 2022’ye kadar yaklaşık iki kat arttığına dikkat çeken Bayram, “Ancak 2023’ten itibaren bir kırılma beklenmektedir. Yeşil Mutabakat kapsamında 2030 ve 2050 hedefleri doğrultusunda ülkelerin atması gereken adımlar bulunmaktadır. Pestisit iki tarafı keskin bir kılıçtır. Doğru dozda, doğru zamanda ve doğru yöntemle kullanıldığında yönetilebilir; aksi halde insan ve çevre sağlığı açısından ciddi riskler oluşturur. Avrupa Birliği’nde yapılan toprak analizlerinde örneklerin yüzde 75’inin en az bir pestisitle kontamine olduğu görülmüştür. Bakanlığımız 2010’dan bu yana biyolojik ve biyoteknik mücadeleyi desteklemekte, 2021’den itibaren kalıntı eylem planlarını uygulamaktadır. 2021’de 356 olan AB bildirim sayısı, 2024 sonunda37’ye, 2025’te ise 86’ya düşmüştür. Türkiye, hasat öncesi ve sonrası denetimlerde Avrupa Birliği’nin çok önündedir. Bu süreçler 20 resmi ve 40 özel laboratuvarla yürütülmektedir. Bu demek değildir ki işimiz bitmiştir. Elbette hâlâ yapılması gereken çok şey vardır. Ancak pestisit yönetiminde hem tüketici güvenliği hem de çevre sağlığı önceliğimizdir” diye belirtti.