Türkiye kuraklık eşiğinde: Yağışlar yetersiz kaldı

Türkiye ve Ege Bölgesi’nde yağışlara rağmen kuraklık etkisini sürdürüyor. Ayşegül Akıncı Yüksel, yağışların mevsim normallerinin yüzde 26 altında kaldığını belirterek hidrolojik kuraklık uyarısında bulundu.

  • Oluşturulma Tarihi :
  • Güncelleme Tarihi :
  • Kaynak : DHA
Türkiye kuraklık eşiğinde: Yağışlar yetersiz kaldı haberinin görseli

Türkiye genelinde ve Ege Bölgesi’nde yağışların başlamasına rağmen meteorolojik, hidrolojik ve tarımsal kuraklığın etkileri devam ediyor. Son yılların en ciddi meteorolojik kuraklık sürecinin yaşandığını belirten TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası İl Temsilcisi Ayşegül Akıncı Yüksel, yağışların yetersiz kaldığını ve hidrolojik kuraklık eşiğine gelindiğini söyledi. İlkbahar ve sonbahar aylarında görülen yağış eksikliğinin kuraklık riskini ülke geneline yaydığını vurgulayan Yüksel, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2025 su yılı verilerine göre Türkiye genelindeki yağışların mevsim normallerinin yüzde 26,3 altında kaldığını ifade etti. Yüksel ayrıca, yeraltı sularının aşırı kullanımının özellikle İzmir çevresinde tuzlu su girişini artırarak kuraklığı kalıcı hale getirdiğine dikkat çekti.

BÖLGELER BAZINDA YAĞIŞ ORANLARI

Yüksel, yağışların bölgelere göre büyük farklılıklar gösterdiğini belirterek, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin güneyi ile Hatay çevrelerinde yağışların yer yer yüzde 60’ın üzerinde azaldığını, Sinop, Samsun, Ordu, Giresun ve Trabzon çevrelerinde ise yüzde 20’nin üzerinde artış yaşandığını söyledi. 2025 su yılında İç Anadolu’nun orta kesimleri, Eskişehir, Hatay ve Malatya çevreleri ile Güneydoğu Anadolu’nun büyük bölümünde metrekareye düşen yağış miktarının 250 kilogramın altında kaldığını aktaran Yüksel, Türkiye genelinde 2025 su yılı kümülatif yağışlarının tüm aylarda hem mevsim normallerinin hem de geçen yılın altında seyrettiğine dikkat çekti. Ege Bölgesi’ne ilişkin verileri de paylaşan Yüksel, 2025 su yılında bölgede metrekareye 436,3 kilogram yağış düştüğünü, bu rakamın 604,7 kilogram olan uzun yıllar ortalamasının ve 2024 su yılında kaydedilen 504,3 kilogramın oldukça altında kaldığını ifade etti. Buna göre Ege’de yağışlar, mevsim normallerine göre yüzde 28, geçen yıla göre ise yüzde 14 azaldı. Son altı yıldır bölge genelinde yağışların normalin altında seyrettiğini vurgulayan Yüksel, Ege’de en fazla yağış alan ilin metrekareye 744,8 kilogram ile Muğla, en az yağış alan ilin ise 322,7 kilogram ile Afyonkarahisar olduğunu kaydetti.

“EGE BÖLGESİ’NDE YAĞIŞLAR DÜZENSİZLEŞTİ”

İzmir'de yıllık ortalama yağış miktarının metrekareye 710,5 kilogram olduğunu dile getiren Yüksel, yağışın en fazla beklendiği aralık ve ocak aylarında ortalamaların altında kalındığını ifade etti. Kuraklığın etkilerinin İzmir'de daha sert hissedildiğini vurgulayan Yüksel, Ege Bölgesi'nde yağışların hem azaldığını hem de düzensizleştiğine dikkat çekti. Yüksel, “Özellikle ekim ve mart aylarında neredeyse yok denecek seviyeye inen yağışlar barajları besleyemedi. İzmir'e içme suyu sağlayan Tahtalı Barajı'nda doluluk oranı yüzde 1'in altına geriledi. Geçen yıl aynı dönemde bu oran yüzde 11 seviyesindeydi. Bu düşüş, üst üste gelen kurak yılların birikimi sonucudur. Yağışların kısa süreli ve şiddetli sağanak şeklinde gerçekleşmesi yüzeysel akışı artırıyor, yeraltı suyunu ve barajları besleyemiyor. Yağış hidrolik sisteme girmeden kayboluyor" açıklamalarında bulundu.

“YERALTI SULARININ KULLANIMI RİSK TAŞIYOR”

Meteorolojik kuraklığın büyükşehirlerde daha yıkıcı sonuçlar doğurduğunu söyleyen Yüksel, "Büyükşehirlerde ortalama sıcaklıklar kırsala göre 1 ila 3 derece daha yüksektir. Artan sıcaklıklar buharlaşmayı hızlandırır. Betonlaşma ve yoğun yapılaşma 'kentsel ısı adası' etkisini artırarak yağış oluşumunu da olumsuz etkiler. Yağış olsa bile kısa ve düzensiz olur. Büyükşehirlerde nüfus, turizm ve sanayi nedeniyle su talebinin yıl boyunca yüksek kalması, yağış azalırken tüketimin artması, meteorolojik kuraklığın kısa sürede hidrolojik ve sosyoekonomik kuraklığa dönüşmesine yol açıyor. Yeraltı sularının aşırı kullanımı ise özellikle kıyı bölgelerinde tuzlu su giriş riskini artırıyor. Yeraltı suyunun aşırı kullanımı, İzmir çevresinde tuzlu su girişi riskini büyüterek kuraklığı kalıcı hale getiriyor” ifadelerine yer verdi.

kuraklık

“KURAKLIKLA MÜCADELE İÇİN YOL HARİTASI ŞART”

Kent çevresindeki doğal alanlar, tarım alanları, sulak alanlar ve ormanların azalmasının da kuraklığı artırdığını söyleyen Yüksel, şu ifadeleri kullandı: "Bu alanlar yağışı tutar, sızmayı artırır ve yeraltı suyunu besler. Alanların azalmasıyla yağış yüzeyden akıp gidiyor. Altyapı sorunları ve eski su şebekelerinde yüzde 20-40'a varan kayıp-kaçaklar da büyükşehirlerde kuraklığın etkisini daha da şiddetlendiriyor. Kuraklık yalnızca geçici bir doğa olayı değil. Yağışlar normale dönse bile yeraltı suları ve barajların toparlanması aylar, hatta yıllar alır. Meteorolojik kuraklık sona erdikten sonra bile hidrolojik kuraklık devam edebilir.” Öte yandan, kuraklıkla mücadelede kısa, orta ve uzun vadeli bir yol haritasına ihtiyaç olduğunu belirten Yüksel, zorunlu su tasarrufu, kademeli su tarifeleri, kayıp-kaçakların azaltılması, atık suyun yeniden kullanımı, yağmur suyu hasadı ve iklim değişikliğine uyumlu su yönetiminin önemine dikkat çekti.

Kaynak : DHA

Okumaya Devam Et

Aşağı kaydırmaya devam edebilir veya ilgi alanınıza göre seçim yapabilirsiniz.