İZMIR

Yurdoğlu Engelli Çalışmaları Merkezi anne ve kızın hayatını değiştirdi

İzmir’de yaşayan Songül Okçu ile down sendromlu ve otizmli kızı Miray Okçu’nun yaşamı, İzmir Büyükşehir Belediyesi Yurdoğlu Engelli Çalışmaları Merkezi’nde aldıkları desteklerle değişti. Kızının gelişim kaydettiğini belirten anne Okçu, merkezin hem çocuğuna hem de kendisine umut olduğunu söyledi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü tarafından hizmet veren Yurdoğlu Engelli Çalışmaları Merkezi, engelli bireylerin yanı sıra ailelerine de destek sağlamaya devam ediyor. İzmir’de yaşayan 49 yaşındaki Songül Okçu, down sendromlu ve otizmli 9 yaşındaki kızı Miray Okçu ile birlikte merkeze geldikten sonra hayatlarının değiştiğini anlattı. İleri düzeyde bilişsel, algısal ve hareket gelişimi bozukluğu bulunan Miray Okçu merkezde özel eğitim alırken, annesi Songül Okçu da yoga, dans, resim gibi etkinliklere katılıyor, psikososyal destek hizmetlerinden yararlanıyor. Merkeze gelmeden önce yaşamlarının tek düze olduğunu ifade eden Okçu, yaşadıkları değişimi şu sözlerle anlattı: “Hayatımızda renk yoktu, ışık yoktu. Umutlarımız tükenmişti. Hem çocuğum hem de kendim hayattan kopmuştuk. Hayatımıza can geldi, renk geldi. Özel olduğumuzu, yalnız olmadığımızı burada anladık. Arkamızda dağ gibi durdular. Burada hayatımıza ışık oldular.”

“ÖZEL ÇOCUK ANNESİ OLMAK MÜCADELEDİR”

Özel çocuk sahibi annelerin büyük mücadele verdiğini ifade eden Songül Okçu, anneliğin kendisi için “beklemek” anlamına geldiğini söyledi. “Özel çocuk annesi olmak; mücadele, emek ve sabır demek. Tüm anneler elbette mücadelecidir ama bizim çabamız çoğu zaman iki kat fazla olmak zorunda kalıyor” diyen Okçu, şöyle konuştu: “Anne; ocağın başında, hasta çocuğunun başında bekler. Beklemediği tek şey ise sevgidir.” Kızının merkeze ilk geldiğinde merdiven inip çıkmakta zorlandığını belirten Okçu, aldığı hareket eğitimi sayesinde artık bunu bağımsız şekilde yapabildiğini söyledi. Okçu, “Bu benim için mucizelerden biri. Sadece engelli çocuklara değil, bizim gibi özel çocuklara sahip annelere olan destekleri, anlatsam kelimelere sığmaz. Burayı tanıdıktan sonra ‘iyi ki özel çocuk annesiyim’ diyorum. Başkan Tugay’ın burasını açtığını duydum ve koşarak geldim. Özel ilgiyle karşılandım. Özel bir çocuk annesi olarak özel bir muamele gördüğüm tek alan burası oldu” ifadelerini kullandı.

“ARTIK ÇARESİZ VE YALNIZ DEĞİLİZ”

Toplumda engelli çocuk sahibi ailelere yönelik empati duygusunun gelişmesi gerektiğini vurgulayan Songül Okçu, merkezde gördüğü desteğin hayatında önemli bir yere sahip olduğunu belirtti. Okçu, “Bu kurumdan aldığım desteği toplumun her alanında görmek isterim. Bizi anlayın, farkında olun, birlikte olalım ve bize destek olun. Bu merkezi normal bir kurum olarak görüyordum ama hizmet aldıkça ‘kurum’ kelimesi çok hafif kaldı. Çünkü burası bizim için ev, sıcak bir yuva, sığındığımız bir liman oldu. Bizimle o kadar ilgililer ki ‘özel’ kelimesi benim hayatımda sadece ‘özel çocuğu olan anne’ olarak vardı. Benim bugüne kadar hiç özel bir diyetisyenim olmadı, özel bir psikoloğum, özel aile danışmanım olmadı; ta ki buraya gelene kadar. Artık çaresiz ve yalnız değiliz. Bunu iliklerime kadar hissediyordum” dedi.

“BURASI BİZİM NEFES ALDIĞIMIZ BİR YER”

Merkez sayesinde kendi yaşamında da önemli değişimler yaşadığını anlatan Songül Okçu, sosyal faaliyetlere katılarak yeniden hayata bağlandığını ifade etti. Okçu, “Her alanda bütün aktivitelerden yararlanıyorum. Geziler yapıyoruz; ilk kez Ödemiş’e gittim. Psikoloğumuz var, diyetisyenimiz var. Sağlıklı yaşamı öğrendim ve 6 kilo verdim. Burada yoga yapıyorum, dans eğitimlerine katılıyorum, el sanatları, resim derslerine katılıyorum. Burası bizim nefes aldığımız bir yer. Çünkü özel çocuk anneleri olarak zorlanıyoruz. Böyle kurumlar ve Başkan Tugay sayesinde artık yalnız olmadığımızı hissettik. Özel çocuk anneleri olarak artık güçlüyüz, dik duruyoruz ve özgüven sahibiyiz. Bunun mimarı olan Başkan Tugay’a yürekten teşekkür ediyorum” diye konuştu. Songül Okçu, kızının merkeze gelmeden önce kendi vücuduna zarar verdiği için kask ve eldiven kullanmak zorunda kaldığını, ancak eğitimlerin ardından önemli gelişmeler kaydedildiğini ve artık bu önlemlere ihtiyaç duymadıklarını da sözlerine ekledi.