Aşk üzerine şiir yazmadan yaşamak zor

İzmir doğumlu Şair-Yazar-Karikatürist Ahmet Zeki Yeşil aracılığıyla tanıştığım, Şair Eyüp Ekinci son şiir kitabı "Yeniler Aşk Kendini" üzerine konuştuk


  • Oluşturulma Tarihi : 30.03.2017 08:41
  • Güncelleme Tarihi : 30.03.2017 08:41
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Aşk üzerine şiir yazmadan yaşamak zor

ONURHAN ALPAGUT-ÖZEL RÖPORTAJ

1973 Gemlik doğumlu Yazar-Şair Eyüp Ekinci ile son kitabı "Yeniler Aşk Kendini" üzerine konuştuk.

2014'te yayımlanan şiir kitabı için Şair Ekinci, "Kitapta mensur şiir tadında ama mensur olmayan şiirler ağırlıktadır. Kitaptaki şiirlerin çoğunluğunda introlar vardır. Yani şiire başlamadan evvel sizi birkaç dize söz karşılar. Bunu bazı şairlerin eserlerinde de görebilirsiniz. Bu kitapta Japon, Rus ve mitolojik şiir türlerinden örnekler görmeniz mümkündür. Bazı şiirlerim okunurken melodik ve masalsı formda gelir kulağa. Ayrıca yine okurken, ikileme, yineleme, retro ve dram konularını yaşayabilirsiniz dizelerimde. Bazı şiirlerim bir roman tadında. Kimileri de size bazı sorular soruyor cevaplarını siz veriyorsunuz" diye konuştu. Şairin ayrıca "Zamanın Yanılgıları" adında bir kitabı daha bulunuyor.

Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?

10 Haziran 1973'te Gemlik'te doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Yalova İli Armutlu İlçesi’nde bitirdim. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu olup, Mersin’de bir kamu kurumunda memurluk yapmaktayım. Bir erkek çocuk babasıyım. Bir dönem (1994-1996) yıllarında yerel gazetelerde mizah ve köşe yazarlığı, karikatür köşeleri ve muhabirlik yaptım. 2000 yılında Yalova Termal Kaymakamlığının düzenlediği deprem konulu anı yarışmasında 3. olmuş, ardından T.C. İçişleri Bakanlığı, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün düzenlemiş olduğu makale yarışmalarında onur ödülleri aldım. Güncel Sanat Dergisi’nin 2014 yılında düzenlediği, Kaygusuz Abdal Şiir Yarışması’nda "Yeniler Kendini" isimli şiirim "Seçici Kurul Ödülü" aldı. Yine aynı isimli yarışmanın 2016 senesinde düzenlediği yarışmasında "Yarın Zor Bir Gün Olacak" isimli öyküm "Seçici Kurul Ödülü"ne layık görüldü. Son olarak yine Güncel Sanat Dergisi’nin tertip ettiği Kaygusuz Abdal Şiir Yarışması’nda bu yıl 1. oldum. 2016 yılında Yalova Musiki Derneği’nin tertip ettiği türkü sözü yarışmasında eserim ilk 10'a girerek bestelenme hakkını kazandı. Bu yıl ilk 10'a giren türküler kendi aralarında da yarışacaklar. Şiirlerim Mühür, Kıyı, Şiirden, Sence, Kasabadan Esinti, Güncel Sanat, Yaşam Sanat, Nif Sanat, Ekin Sanat, Aydili, Çıtlık, Bamteli, Zarf, Yeni Dönem, 4 Mevsim ve 4 Kalem dergilerinde, çeşitli seçki ve antolojilerde yayınlandı. Bir yandan modern tarzda serbest şiirler yazarken, bir yandan da roman, makale, çocuk serüven, öykü ve deneme yazılarına da devam etmekteyim. Eserlerim arasında; Zamanın Yanılgıları "Mühür Kitaplığı" (2013), Yeniler Aşk Kendini "Mühür Kitaplığı" (2014) yer almaktadır.

OKUL YILLARINDA ŞİİRLE TANIŞTI

Şiirle tanışmanız nasıl gerçekleşti? Bunun bir hikayesi var mı?

Şiirle tanışmak elbette okul yıllarında başlıyor. Zaten oldum olası edebiyat derslerim her zaman iyiydi. Araya evlilik, aile sorumluluğu ve iş hayatı girince uzun bir süre şiire ara verdim. 2013'te ilk şiir kitabım çıkınca profesyonel alanda kendimi edebiyat dünyasında buldum. Şiirle tanışmamın bir hikayesi yok. Sevdiğim şairlerin şiirlerini okuyarak şiiri daha çok sevdim. Nazım Hikmet, Cemal Süreya, Can Yücel, Arif Nihat Asya, Behçet Necatigil ve benzeri gibi. Ama şimdilerde günümüz şairlerin şiirlerini okuyorum. Beğendiğim şairler var. Kendi tarzlarını sürdüren okuru şiire bağlayan iyi şairler var. Burada hepsinin adlarını yazsam sayfalar dolar. Veya yazamadıklarım gücenebilir.

Kitaplarınızı ortalama ne kadar bir sürede tamamlıyorsunuz?

Kitaplarımın ortalama çıkma süresi belli değil. Yani şöyle söyleyeyim "Hadi bir kitap çıkartayım" diye karar verip sonra onun üstünde yoğunlaşarak üç-beş ayda bir kitap oluşturmak diye bir şey yok. Yani başkasını bilmiyorum ama eminim kimse böyle yapmıyordur. Ben de yapmıyorum. Bu edebiyata ve okura haksızlıktır. Çünkü yazılan şiirler yeni yoğurulmuş hamur yumakları gibidir. Hemen okura sunamazsınız. Onların dinlenmesi, kabarması ve pişmesi gerek. Bu süreç en az 6 ile 8 aydır. Yazdığınız bir şiiri unutmalısınız. Bir ustam bana öyle demişti. Yazdığın bir şiiri bir yere kaydet. Onu unut. Bir sene sonra tekrar oku ve üstünde eminim birçok değişiklik yapacaksın. Yani iş böyle olunca bir seneden önce dosya hazır olmuyor. Dosya hazır olunca bunun tekrardan sıralama, noktalama düzeltmeleri var. Sonra bu dosyanın yarışmalara mı gönderilmesi gerek yoksa yayınevi mi araması gerek diye düşünürken yine zaman geçiyor. Tabi bu arada yeni şiirler yazıyorsun. Yazdığın şiirleri ekleyip çıkarıyorsun. Dosya ne kadar elinde durursa kalitesi o kadar artıyor elbette. Yayınevleri ile anlaşmalar derken bir seneden evvel bir kitabı ortaya çıkarmak kolay değil.

Neden aşk şiirleri?

Neden aşk şiirleri diyorsunuz! Aslında kasıtlı bir durum değil. Bugün dergilerde yayınlanan şiirler dahil çıkan tüm şiir kitaplarında adına baktığınızda aşk şiiri demeyeceğiniz ama içeriği aşk olan şiirler mevcut. Şiir denince akla hep aşk şiiri gelir. Ama aslı öyle değil her konu için şiir yazılabilir. Şiir özgürdür bir kalıba sığdırılamaz. Günümüzde aşk şiirlerinin okuru fazla.  Kimi yayınevi ve şairler bunu fırsat biliyor. Ancak şiir okuyucusu bilgili. Nitelikli şiiri fark ediyor. O nedenle gerek toplumcu şiir gerekse aşk şiiri yazalım öncelikle dikkat edeceğimiz husus nitelik olmalı. Benim son kitabımın isminde aşk kelimesinin geçmesi tesadüf oldu. O yıl bir yarışmada kitaba ismini veren şiirim derece almıştı. Ben de onu isim olarak uygun gördüm. Sonra okur tarafından kitabımın beğenildiğini fark ettim. Çünkü olumlu geri dönüşler oldu. Hep aşk şiirleri yazılacak diye bir şey yok elbette. Yeni dosyalarım aşk üzerine değil örneğin. Fakat aşk üzerine şiir yazmadan yaşamak da zor gibi.

YAŞAMIN TA KENDİSİNDEN…

Şiirlerinizde nelerden esinleniyorsunuz?

Öncelikle tabi ki yaşamın kendisinden... Yaşam içindeki her şey, şaire esinti kaynağı olabiliyor. Hastanede sıra beklerken. Durakta otobüs beklerken, işe giderken eve gelirken, yolda bir kedi gördüğünüzde, bankın üzerine kar yağdığında akla ne gelirse esinti kaynağı olabilir. Bu kişinin bakışı ile ilgilidir. Ben şuna inanıyorum. Şair veya şair ruhlu insanlar hayata farklı bakıyor. Yoksa bu kadar şiir olmazdı yeryüzünde. Zorlamayla şiir yazılmaz çünkü. Ben bir şiir yazacaksam eğer, başlamadan önce müzik dinlerim. Müzik benim esinti kanallarımı temizliyor. Bir nevi ilham yollarımı açıyor. Ardından zaten dizeler düşüyor kalemime…

Size göre yazmak bir yetenek işi mi yoksa öğrenilebilir bir durum mu?

Yazmak elbette yetenek işidir. Bu yetenek ruhta gizlidir. Ben, sanatla uğraşanların ruhlarının diğer insanlardan farklı olduklarını düşünüyorum. Eğer ruhunda incelik, sabır ve birikim yoksa o kişinin elinden nitelikli eserler çıkmaz. Ayrıca alt yapı çok önemli. Bunu es geçmemek gerek. Burada da eğitim devreye giriyor. Bir sanat dalı ile uğraşmadan evvel onun eğitimini almak elbette çok önemli. Alınmasa bile okumak gerek. Şiir yazmadan önce edebiyat dergilerindeki şiirleri okumadan, günümüz şairlerin şiirlerini okumadan, sadece içimizdeki yetenekle şiirler yazmaya çalışırsak birçok şey eksik kalır bence. Şair kendini yenilemeli. Şiirini geliştirmeli. Bunun içinde sürekli okumalı ve takip etmeli. Yetenek tek başına yeterli değil. Şiir yazmak öğretilebilir mi? Elbette öğretilebilir. Öğretilemeyen bir şey yoktur. Ancak insanın içinde yetenek yoksa öğrenilenler bir yere kadar götürür sizi. Kanımca her şey öğretiye bağlı değil. Yani sonuç olarak; yetenek de tek başına yeterli değil, öğrenilerek de şiir yazmak tek başına yeterli değil. Zorlama ile şiir yazamazsınız. Eğer yeteneğiniz yok ama şiir öğreniyorsanız, güzel bir şiir eleştirmeni olabilirsiniz. Çünkü şiirin kurallarını öğrendiğiniz için şiirin içine girip şairin ne demek istediğini anlarsınız.

KESİN BİR KURAL YOK

Yazdıklarınızda ne kadar kendinizi yansıtıyorsunuz?

Şair yazdığı şiirlerde kendini yansıtacak diye bir kural yok. Belki yazdığı şiirlerde okuduğunuzda şiirin kime ait olduğunu az çok tahmin edebilirsiniz ama şairin kendisine ait fikirler öne sürmeniz zordur. Bir şair belki yaşadıklarından etkilenerek veya bilerek eserlerinde kendini yansıtıyor olabilir. Ancak bu her zaman böyle olacak diye kaide yok. Şiir hayal ürünü eserlerdir çoğu zaman. Örneğin; aşk yaşamadan da aşk şiiri yazabilir bir şair. Acıyı tatmadan onu yansıtabilir okuruna. Ben yansıtıyor muyum? Acaba diye sorarsak, yansıtmıyorum diyemem. Şiirlerimde hasretlik, özlem, yalnızlık ve aşk temaları sanırım ön planda.

Biraz bize "Yeniler Aşk Kendini" kitabınızdan söz eder misiniz?

"Yeniler Aşk Kendini" isimli kitabım küçük bir ödülün ardından gelen bir kitap aslında. Ama kitabın tamamı dosya bazında ödüllendirilmediği için bunu ön plana çıkarmak istemedim. Bu kitabım ilk kitabımdan farklıdır. 3. kitabım da bu kitaptan farklı olacaktır. Kendimi yinelemeyi değil yenilemeyi seven biriyim. İsterseniz bu kitabımın özelliklerinden bahsedeyim size biraz, kitapta mensur şiir tadında ama mensur olmayan şiirler ağırlıktadır. Kitaptaki şiirlerin çoğunluğunda introlar vardır. Yani şiire başlamadan evvel sizi birkaç dize söz karşılar. Bunu bazı şairlerin eserlerinde de görebilirsiniz. Bu kitapta Japon, Rus ve mitolojik şiir türlerinden örnekler görmeniz mümkündür. Bazı şiirlerim okunurken melodik ve masalsı formda gelir kulağa. Ayrıca yine okurken, ikileme, yineleme, retro ve dram konularını yaşayabilirsiniz dizelerimde. Bazı şiirlerim bir roman tadında. Kimileri de size bazı sorular soruyor cevaplarını siz veriyorsunuz. Düşünün bir şiir var size bazı sorular soruyor. Soruları aynı ama her okuyan farklı cevaplar veriyor.

Türk insanı sizce yeterince okuyor mu?

Türk insanı elbette okuyor. Haksızlık etmemek gerek. En azından okuyan okuyor. Herkes kitap okuyacak şiir okuyacak diye bir kural yok bence. Bunu kitap fuarlarına gittiğinizde görebilirsiniz. Ben umutluyum. Ancak ne kadar okuyor? Soru bu olmalı. Yeteri kadar okumuyor, bu bariz. Avrupa ülkeleri kadar değil. İstatistikler bunu gösteriyor. Yine de belli bir okur kitlesi var. Fakat şiir okuyan maalesef az. Bu da şair için dezavantaj. Çünkü yayınevleri şiir kitabı çıkarma konusunda ipe un seriyorlar.

Hedef ve projeleriniz nedir?

Hedef ve projelerim var elbet. Bu gemi içinde gidiyorsanız hedefleriniz olmalı. Benim öyle imkansız hedeflerim yok. Amacım kalıcı olmak. Nitelikli eserler bırakmak. Eleştirmenlerce olumlu not olmak önemli benim için. Tabi burada söylemeyeceğim bazı hedeflerim de yok değil. Bakalım ileride göreceğiz bunları. Yeni projeler derken kitap dışında projelerim yok. Ama bir piyes, tiyatro veya bir mizah kitabı yazmayı çok isterim. Fakat bu konular ciddi bir birikim ve emek istiyor. Biraz daha zaman geçmeli bence. Yeni dosyalarım var. 3. şiir kitabımın dosyası bitmek üzere. Haziran ayındaki 44. doğum günüme yetiştirmeyi amaçlıyorum. İçinde 44 şiir olacak. Diğer iki kitaptan biraz farklı olacak. 4. şiir kitabımın çalışmalarına da başladım aslında. Onun tarzı ise daha çılgınca. Tamamen sürpriz. Ancak bu yıl fantastik, bilim kurgu tarzında çocuk hikaye kitaplarım çıkabilir. Yine çocuk şiirleri kitaplarım çıkabilir. Bunlar şu an yayınevlerinde. Sürpriz zamanlarda raflarda yerini alacaktır. Hatta bir romanım bile sürpriz yapabilir. Ben de heyecanla bekliyorum.

KİTAP YAYINLAMAK ZOR DEĞİL

Türkiye'de bir kitap yayınlamak zor mu? Yayınlanacak kitap ne gibi süreçlerden geçiyor?

Gerçeği söylemek gerekirse Türkiye’de kitap yayınlamak o kadar zor değil. Paran varsa illa bir yayınevi dosyanı basabilir. Ancak bu pek de hoş bir durum olmasa gerek. Çünkü nitelik ve nicelik önemli. Bu hususa bakmak lazım. Bugün birçok kitap birçok yayınevinin depolarında satılamadığı için çürüyor. Son yıllarda artık bu hususta yayınevleri her dosyayı değerlendirmeye almadan yani para karşılığında basmamaya başladı. Bu da şiir için güzel bir haber. Aslında kitap çıkarmaktan çok, ayakta kalabilmek kolay mı zor mu bunu tartışmak gerek. Eğer dosyanız kendi kendini okura gösterebilecek nitelikteyse bu tür dosyalara yayınevleri sıcak bakıyor. Piyasada çok yayınevi var. Yeni kitap bastıracak arkadaşlar dikkatli olması gerek. Mutlaka birinden fikir almalı. Paralarını veya dosyalarını heba etmemeliler. Bir dosyanın kitap haline gelebilme süreci yazar veya şairi pek bağlamıyor olsa gerek. Bizler yazarız, yayınevine göndeririz gerisi yayınevine kalmış. Ancak sözleşme, kapak, arka kapak önsöz, arka söz v.b. hususlar hakkında yayınevi mutlaka yazar ve şairin hakkını korumalı. Onun fikirlerini almalı.

Siz yayın evini nasıl seçiyorsunuz?

Yayınevi seçimi çok önemli. Öncelikle kitabınızın çıkmasını düşündüğünüz yayınevinin dağıtım, baskı konusunda kalitesine bakmak gerekiyor. Kitlelere ulaşmak her zaman internetle olmuyor. Kitapevi ve kırtasiyelerde de kitabın bulundurulması çok önemli. Bugün market ve oyuncakçılarda bile kitaplar satılıyor. Ayrıca editöryel ve dedakte işlerini yapabiliyor mu? Bu husus da, karar vermemi etkiliyor. Ama genelde güvendiğim ve ikili ilişkiler doğrultusunda yapılan görüşmelerin sonucunda yayınevimi seçiyorum.

Bu işten yeteri kadar para kazanıyor musunuz?

Şiir yazarak geçimini sağlayan şair çok azdır. Şiir yazmak karın doyurduğunu sanmıyorum. Daha çok duygu ve duyumların tatminidir. Para kazanan varsa bile bunun yanında ek işler de yapıyordur. Etkinlik ve ekstrelere çıkıyordur. Sadece kitap çıkartarak satışlarından geçimini sağlayan şair bir elin beş parmağını geçeceğini sanmam. Benim fikrimce; şiir para kazanmak için yazılmamalı. Şiir ticari bir malzeme olmamalı. Ben para kazanmak için şiir yazmadığım için bu işten para kazanmıyorum.

"Yeniler Aşk Kendi" şiiri kitabından örnek şiir;

Görmediğim aşklar hancı koğuşu

Denizin içinde yanan sefil derinlik;

İtaat et vazgeçişe,

Sunulmuş serinliklerdeki köpüksüz

Unutulmuş serzenişe

 

Uzunca yol alıver kadife sahilden

Yoksul dökülmesi nefesini öp

Kerpiç bulutlar ölüm terlemesi

Köle zaman çerçöp

 

Burası tükenmiş bataklık dergâhı,

Ağızlarda çıplak hayat hevesi

Omurgası sızlak,

Rızıksızobez devesi

 

Yanlışlıklar yalnızlığında kal

Sal hurda sorularını

Bilinmedik şuursuz dikkatsizliğinle

Tut dizginsiz yularını

Haber Merkezi