Sayfa Yükleniyor...
Hikayelerinde ana tema olarak ezilen ve hakkı yenen kadınları ele alan Yazar Türkan Kaya, bazı kesimlerin kitabının içeriğinden dolayı son derece rahatsız olduğunu söyledi
NİLGÜN TAZE - ÖZEL HABER
Koca Bulamama Sanatı isimli kitabının yayımlanmasının ardından iki kitabın daha hazırlığı içinde bulunan Türkan Kaya, hikayelerinde ana tema olarak kadını kullanıyor.
Toplum tarafından değersizleştirilen, yok sayılan, medeni hukuka rağmen pratikte mirastan pay verilmeyen, hiçbir değeri, kıymeti, duygusu göz önünde bulundurulmayan kadınları yazmanın kaçınılmaz bir gereklilik olduğunu vurgulayan Kaya, kitabında yapılan haksızlıkların saklanarak çözülemeyeceğini gözler önüne seriyor.
Küçük yaşlardan itibaren kompozisyon ve çocuk öyküleri yazmaya başladığını söyleyen yazar Türkan Kaya, yazma sürecinin nasıl başladığını anlatarak, Çeşitli yazar arkadaşlarım kitaplarını okumamı isteyerek eleştiri yapıp yapamayacağımı sordular. Eleştiri için yeterli bir otorite olmadığımı söylememe rağmen çok kitap okumamdan dolayı bu işi yapabileceğime inandıklarını söyleyerek beni ikna ettiler. Ben de arkadaşlarımın kitaplarını okuyarak onlara eksikliklerini söylemeye başladım. Ancak her ne hikmetse eleştirilerime kızan arkadaşlarım, Madem çok iyi biliyorsun kendin yaz gibi bir çıkışta bulundu. Bu sözlere çok üzüldüm çünkü zaten uzun yıllardır yazıyordum. Özellikle şiir alanında çeşitli ödüllerim vardı. Kadın öyküleri yazma sürecim böyle başladı. Şu anda da bir magazin dergisinde modayla ilgili metinler yazıyorum dedi.
OKUMANIN SINIRSIZLIĞI
En etkilendiği eserlerin Sabahattin Alinin şiirleri ve öyküleri olduğunu ifade eden Kaya, okumanın insanı sınırsız kaynaklara açtığını söyleyerek, Şükrü Erbaş, Yılmaz Odabaşı, Aziz Nesin, Monteigne, Halil Cibran, Tolstoy, Ahmet Ümit gözde yazarlarım arasında yer alırken daha ismini burada sayamadığım birçok yazar ve şair bende derin izler bırakmıştır. Bunun nedeni bence okumanın sizi bu dünyadan alıp başka bir dünyaya götürebilmesi. Kitaplar o bilmediğimiz dünyalar hakkında bize bilgi verip varlıklarımızda kendilerini tarif edebilir. Okumak, size hayal gücünüzün sınırsızlığını vaat eder ve bu sınırsızlığı hiçbir ölümlü tarif edemez. Tarif edilemeyen bu sınırsızlıkta istediğiniz dünyaları kurabilir ve o dünyaya kimin kalıp kimin gideceğine siz karar verebilirsiniz açıklamasını yaptı.
HAYAL GÜCÜNÜZÜ ŞIMARTIN
Yazılan her eserin bir değer taşıdığını ve yayımlanan eserlerin yeterince reklamlarının yapılmadığını vurgulayan Kaya, şu ifadeleri kullandı: Kitapların yanlış zamanda yanlış yerde olduklarını ve birçoğunun da ciddi bir birikim ve emek sonucu oluştuklarını düşünüyorum. Ben emeklerini ve birikimlerini paylaşan insanlara çok saygı duyuyorum çünkü okunsa da okunmasa da ortada olan şey bir emek sonucu var olmuştur. Bu emeğe saygı duyulması gerektiğini düşünüyorum. Cahiliye devrinde yaşadığımızın en büyük belirtisi dizi izlemekten kitap okumaya vakit ayırmayan bir millet haline gelmemizdir. Tarihimizi dahi kitaplardan değil dizilerden öğreniyoruz. Anne babaların dizi izlemeyi bırakıp, mobil verilerini ve wi-filerini kapatıp çocuklarıyla kitap okumaya başlamaları gerekiyor. Okuyun, hayal gücünüzü şımartın, sınır koymayın, sizi sınırlamalarına izin vermeyin, hayallerinizi hem yaşayın hem de yazın.
HÜZÜN VE KEDER İÇERİYOR
Koca Bulamama Sanatının öyküsü dışında hepsinin hüzün ve keder içerdiğini belirten Kaya, içinde barındırdığı sayısız kadından bazılarının öykülerine kitabında yer verdiğini söyledi. Yazacağı en son kitabın kendisini anlatacağını ifade eden Kaya, Burada daha çok kadınların mağduriyeti üzerine, inadına zulme uğrayan insanın zalimle karşı karşıya gelmesi yazılıyor ve genelde dünyadaki düzen gibi iyiler kaybediyor. Kitabı yazdıktan sonra tehdit de aldım. Telefonla arayıp biz sapık mıyız, nasıl bizi bu şekilde yazarsınız diyenlerde oldu. Hiç korkmadım desem yalan olur çünkü çok ciddi bir tehdit üslupları vardı. Bir de kitabımın adını tamamlayan mara kelimesini görüyoruz. Aslında kitabımın ismi mara olacaktı. Yayınevi sahibim marayı maranın anlamını kimsenin çözemeyeceğini düşündüğü için kitabın ismini değiştirdi ve Koca Bulamama Sanatı yaptı. Gerçekten ilginç bir isimdi. İmza günlerimde bununla ilgili değişik eleştiriler alıyorum. Bayanlar bu sanatı icra ediyoruz diye gelip espri yapıyorlar. Erkekler de bu kitabın tersini yazıp yazmayacağımı soruyorlar. En son CNR kitap fuarında imza günü yaptığımda Aziz Nesinin oğlu Ahmet Nesin, Bu ne ilginç bir sanat dedi. Ben de babasına çok hayran olduğumu ve yazma serüvenimde bana çok katkısı olduğunu söyledim. Küçükken babasıyla evlenmeyi düşündüğümü söylediğimde ise gülerek Şimdi babam yok ama bu görevi seve seve yerine getirebilirim şeklinde komik bir karşılık verdi. Teşekkür ederim ona çok keyifli eğlenceli bir insandı, esprileriyle imza günüme renk kattı.
Her vazgeçiş kendinden bir parçayı ardında bırakmaktır. Sızım sızım sızlayan yeri doldurulamayan parça, yağmurlu günlerde sızlamaz her gün sızlar. Her vazgeçiş kendine sınır konulan cız yanar dediğimiz bölgedir. Her cız kalbimizde cız eder. Eksildikçe yitmek, yittikçe bitmek vazgeçmek harcamaktır ardındakini. Dışına vuramamış korkular sarmalar çepeçevre, karanlık suratlı insanlar zorlar. Bilmezler vazgeçiş kendinden vazgeçmektir. Bir savaş meydanına döner taraflar. Vazgeçmek simsiyah bir sözleşmedir tarafların tarafsız kalacağına dair. Vazgeçiş bölünmektir, aslını bırakıp kopyasını götürmektir. Çoğalmaktır kendi içinde var etmektir karanlık dünyada var olma savaşıdır. Hasretin bedeni işgalidir. Ilık ılık pıhtı pıhtı. Suçluluktur suçlanmaktır, siciline bir çiziktir. Hepiciğini istemektir. Hepiciğini isterken en kıymetlisini bırakmak en yüzsüzüne tav olmaktır. Vazgeçmek haraç mezat satmaktır ardında kalanı. Vicdanı fotokopileyip beyne siyah bant çekmektir.
Haber Merkezi