İçimizdeki ötekiler

Edebiyata öykü yazarak başlayan Yazar Handan Gökçek, 2010 yılında yayımlanan “Ah Mana Mu” ve 2014 yılında yayımlanan “Elenika” romanlarının ardından üçüncü romanı “Ve Yokmuş” ile edebiyat severlerin karşısına çıktı


  • Oluşturulma Tarihi : 19.12.2017 06:26
  • Güncelleme Tarihi : 19.12.2017 06:26
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
İçimizdeki ötekiler

KENAN YEŞİL - ÖZEL HABER

Edebiyata öykü yazarak başlayan İzmirli Yazar Handan Gökçek, 2010 yılında yayımlanan “Ah Mana Mu” ve 2014 yılında yayımlanan “Elenika” romanlarının ardından üçüncü romanı “Ve Yokmuş” ile edebiyat severlerin karşısına çıktı. Mübadillerin dramını anlattığı ilk romanı “Ah Mana Mu” ile “İlköğretim Vatandaşlık ve Demokrasi” ders kitabına giren ve Bilkent Üniversitesi’nin “okunası 102 roman” listesinde yer alan Gökçek, “Elenika”da Rumların dramına odaklanırken son romanı “Ve Yokmuş” ile içimizdeki ötekilerin hayatına mercek tutuyor. Çocuk edebiyatı üzerine de önemli eserler vererek bu alanda da güçlü bir kalem olduğunu gösteren İzmirli Yazar Handan Gökçek ile hem son kitabı “Ve Yokmuş” hem edebiyat dünyasını hem de yazarlığa başlama süreçleri üzerine konuştuk.

TARİHSEL ÜÇLEME

Yazma yetisi olduğunu öykülerinin yayınlanmaya başladığında hissettiğini belirten Handan Gökçek, “Ama ondan önce kendimi yazarak ifade etmenin daha kolay olduğunu biliyordum. Hep bir hikayelerle büyüdüm. Babaannemin hikayeleri ile büyüdüm. Yunanistan’dan Türkiye’ye gelirken bir bebeğini evlatlık vermek zorunda kalmış. Öykülerle bu hikayeleri anlatamayacağımı düşündüm. Acaba roman yazsam diye düşündüm. Ve yazmaya başladım. İlk romanım ‘Ah Manu Mu’ böyle ortaya çıktı. Beklentimin ötesinde ilgi gördü. Çünkü yazarken okuru düşünmüyorum. Okur, bana göre ölü bir kavram. Sadece anlatmak, sesimi duyurmak istiyorum. Ama kim duyar onu çok düşünmüyorum. Dolayısıyla ‘Ah Manu Mu’nun aldığı bu ilgi beni şaşırtmadı desem yalan olur. Saint Joseph lisesinde birçok okulunun katıldığı bir okuma yarışması vardı. 15 lise okulunun katıldığı bir yarışmaydı. Yılın romanı seçildi. 7 yıl olmasına rağmen hala okullarda okutuluyor ve öneriliyor. 4. Baskıya gidiyor ve hala gündemde. Bir yazar olarak çok güzel bir durum bu. Romanlarım biraz tarihsel üçleme gibi aslında. Ah Manu Mu, Elenika Ve Yokmuş. 1924 mübadelesini anlatan Ah Manu Mu, hemen arkasından 6-7 Eylül olaylarını anlatan Elenika geliyor. 6-7 Eylül olayları esnasında bir Kantocu kadının hayatının nereye doğru evirildiğini anlatan bir roman. Son romanım Ve Yokmuş ise 1970’li yıllarda başlıyor. Bir parça 12 Eylül darbesinden bahsediyor. İlk iki romanım daha dönemsel anlatıyor ama Ve Yokmuş’u tam dönemsel diyemeyiz. Biraz daha karakter psikolojisi üzerinden olduğunu söyleyebiliriz” dedi.

FARKLI ALANLAR ROMANLARIMA YANSIDI

Romanları arasında 3-4 yıllık gibi bir süre olduğunu belirten Gökçek, “Farklı bir türde yazmanın da aslında kaleminizi çok fazla beslediğini, farklı sanat disiplinleriyle uğraşmanın yazarı geliştirdiğini fark ettim. 3 romanımın arasında 3-4 yıl gibi bir süre var. Bu arada ise ikinci öykü kitabımdan Bebekler adlı öykümü oyunlaştırdım. O da İstanbul Tiyatro Karnaval’da Tolga Yeter tarafından sahnelendi. Bu arada Çanakkale Savaşı Cephe Gerisi bir sinema senaryosu çalıştım. Birkaç dizi denemem oldu. Osman Sınav’ın senaryo ekibinde bulundum. Burcu Güneş’in albümünde sözleri bana ait olan bir şarkı var. O da çok güzel bir renk oldu. Dolayısıyla farklı disiplinler benim romanıma çok yansıdı. Bu sayede daha sinematografik bir dil yakaladım. Ve Yokmuş’u yazarken bunlar da beni besledi” şeklinde konuştu.

‘VE YOKMUŞ’UN OLUŞUM HİKAYESİ

Ve Yokmuş kitabının ortaya çıkış hikayesini anlatan Yazar Handan Gökçek, “Çok eskiden beri büyük otellerin önünden geçerken otellerin önünde kurşun asker gibi giyinen adamlar vardır. Bu kadrajı hep görürdüm ve dikkatimi çekerdi. Bir gün bunu bir karakter olarak aklımdan geçmedi değil ama çok üzerinde durmamıştım. Fakat daha sonra dedim ki bu adam çok ilginç. Çünkü yanında devamlı dönen bir kapı var. Hayatımız boyunca yüzümüze kapanan onca kapıya rağmen. Etrafında dönen kocaman bir dünya var. O hiç kıpırdamadan duruyor ama etrafında arabalar geçiyor, insanlar geçiyor, kahkahalar, değişik sesler var. Bu kadar hareketli bir dünyanın tamda ortasında bu adamın işi sadece durmak. Ve neler geçer aklından. Bir sokağı günlerce takip ettiğinizde aynı saate geçen insanların farkına varırsınız. Daha sonra o insanların beden dillerinden onlara kafanızda hikayeler kurarsınız. Büyük otellerin önündeki o adamların kafasında bir sürü hikaye geçiyor. Ve Yokmuş’da bu hikayeler var” dedi.

ANA KARAKTER BİLGİN

Ve Yokmuş kitabının ana karakterinden ve kitaptan kesitler paylaşan Gökçek, yeni kitabının adının neden ‘Ve Yokmuş’ olduğunu açıklayarak şöyle konuştu: “Ve Yokmuş kitabımda ana karakter Bilgin. Ama en az Bilgin kadar severek yazdığım işportacı Saim var. Her romanımda bir karaktere çok yakınlaşırım. Bazen küçücük bir yan karakter de olabilir. ‘Ve Yokmuş’ romanında işportacı Saim var. İşportacı Saim her sabah otelin önüne gelerek Bilgin’in karşısına geçip asker selamı verip giden bir adam. Toplumun deli olarak gördüğü ama neden delirdiği konusunda hiçbir fikirlerin olmadığı, zararsız, kendi halinde olan bir insan. Bir gün, Bilgin Saim’e göz kırpar. Saim bu hareket sonrası elini kolunu nereye koyacağını bilemez. Bilgin derki ‘Bir insan bir insan göz kırparak sevebilir mi?’ Ve Yokmuş kitabında bunun gibi yaşam içerisinde minik minik hareketlerle insanların birbirlerine dokunduğu yerler var. Ve Yokmuş böyle bir roman. Aslında hayatımızda ne kadar çok şeyin olduğu ama o kadar çok şeyin içerisinde hiçbir şeyin belki de olmadığını anlatan bir roman. O yüzden kitabın adı Ve Yokmuş.”

OLUMLU TEPKİLER

Kitaplarından aldığı geri dönütlerin çok olumlu olduğunu söyleyen Handan Gökçek, “Eleştirmenlerden de çok güzel yorumlar geliyor. Özellikle son romanımda ‘Ve Yokmuş’ üzerine iyi metinler, iyi eleştiriler geliyor. O birazcık alışılagelmiş roman kurgusunu biraz sarsıyor diyebilirim. Teknik olarak örneğin olay bir yerde başlar. Sonra devam eder. Kreşendo noktası dediğimiz en heyecanlı bölümünden sonra roman yavaş yavaş çözülmeye başlar. Böyle bir akış vardır romanlarda. Bunu iki katmanlı, üç katmanlı romanları anlatırken karşılaşıyoruz. İlk iki romanım da öyleydi. Karakterin geçmişini ve bugününü anlatarak çift zaman akışı vardır. Ve Yokmuş romanımda bu akış var ama içinde öyküler de var. Yani romanın akışını biraz öyküler yönlendiriyor” ifadelerini kullandı.

BİR KADIN 3 İSİM 3 FARKLI KARAKTER

Eserlerinizde en can alıcı, okuyucuyu kitaba bağlayan konu neresi oluyor? Sorumuza cevap veren Handan Gökçek, “Yazarken okuyucu pek düşünmüyorum. Ama onlardan gelen dönütlerden söyleyecek olursam Ah Manu Mu’da bir kadının 3 isim altında 3 farklı karaktere yaşamak zorunda kalışı Rum kızı Rena iken Arnavutluklarla evlenip adının Fuş olması ve Türkiye’ye geldiğinde de Havva’ya dönüşmesi okuyucuyu çok etkilemiş. 3 isim 3 kültür 3 kadın karakterinin tek bir kadının üzerinde toplanması okuyucuyu etkilediğini gördük. Elenika’da bir Kantocunun yaşam öyküsü okuyucunun çok ilgilerini çekti. Dışarında bakıldığında çok mutlu gibi gözüken çok mizahi sözlerle sahnede dans ederek şarkı söyleyen kadınların aslında iç dünyası ilgilerini çekti. Ve Yokmuş’da daha çok içimizdeki ötekiler yani kendi kendimize ötekileştirdiğimiz insanlar okuyucunun dikkatini çektiğini gördüm. Örneğin bir çam karakteri üzerinden çok soru geliyor ve iyi cesaret olduğunu söylüyorlar. İnsanlar yazdıklarımla kendileri arasında özdeşlik kuruyorlar” diye konuştu.

İYİ EDEBİYAT OKURU AZ

Türkiye’deki okur seviyesini değerlendiren Gökçek, “Okuma oranlarımız çok konuşulduğu gibi çok düşük değil aslında. Sadece iyi edebiyat okuru az. Yoksa popüler kültürün empoze ettiği kitaplar okunuyor. İyi edebiyat okuru az. Sanırım zamanla iyi olan kalacaktır. Diğerleri geçecektir. Yazmaya karşı bir ilgi var. İnsanlar anlatmak ihtiyacı duyuyor. Hikaye dinlemek neredeyse insanlık tarihi ile yaşıt. Hepimizin karakter olarak bir hikayesi var. Son zamanlar çok sayıda kitap yayınlanıyor. Okur için biraz sıkıntılı çünkü iyiyi seçmekte zorlandıklarını düşünüyorum. Dijital ortamda kitaplarının olmadığını belirten Gökçek, kağıtları ve kokusunu çok sevdiğini söyledi. İnsanların dokunsal bir varlık olduğunu vurgulayan Gökçek, ekranın kendisine soğuk geldiğini anlattı.

BÜYÜK SORUMLULUK

Çocuk edebiyatında da önemli eserler veren Handan Gökçek, çocuk kit abı yazmanın büyük bir sorumluluk olduğunu belirterek, “Çocuk kitapları yazarken çok eğleniyorum. Çocuklarla iletişim halinde olmak çok güzel bir duygu. Aslında dünyanın gerçek yüzünü bize gösterebilecek olan insanlar çocuklardır. Çok düz mantık düşünüyorlar, çok temizler. Dolayısıyla onlara yazmak çok eğlenceli. Ancak bir taraftan daha büyük bir sorumluluk. Çünkü çocuk okuduğu bir şeyi doğru kabul ediyor. Orada yanlış bir şey yazmak örneğin şiddeti pozitivizite etmek çocukta farklı tepkilere sebebiyet verebilir. Gökyüzü Perileri Ve Yeryüzü Çocukları ilk çocuk kitabım. Minik Yağmur Damlasının Maceraları suyun döngüsünü anlatıyor. Piri Reis, Charlie Chaplin, Agada Kristin kurgusal biyografik romanlarını yazdım. Çok keyif aldığım projeler oldu” dedi.

HANDAN GÖKÇEK KİMDİR?

Handan Gökçek, 1968 İzmir doğumlu. İlk öyküleri, Bahçe, Kum, Deliler Teknesi, Karakalem, Öykü Teknesi, gibi edebiyat dergilerinde yayımlandı. Daha sonra Ünlem, Varlık, Adam Öykü, İmge Öyküler, Karakalem, Almanya’da yayımlanan Arta Zeitschrift für Kunst und Literatur, Psikeart”gibi edebiyat dergilerine yazdı. İlk öykü kitabı “Düş Hırsızı” 2002 yılında Kum Yayınları tarafından yayımlandı. İkinci öykü kitabı “Sır Dökümü” 2008 yılında Ara Yayınları tarafından yayımlandı. İlk romanı “Ah Mana Mu” 2010 yılında Pupa yayınları tarafından yayımlandı. Romanın ikinci baskısı yine Pupa yayınları tarafından Eylül 2011 de yapıldı. İkinci Romanı “Elenika” 2014 yılında Yakın Kitabevi Yayınları tarafından yayımlandı. İlk çocuk romanı “Gökyüzü Perileri Ve Yeryüzü Çocukları” 2012 yılında Yakın Kitabevi Yayınları tarafından yayımlandı. Piri Reis adlı çocuk romanı ise Çizmeli Kedi Yayınları tarafından 2012 yılında yayımlandı. Çeşitli senaryo çalışmaları da oldu. Çanakkale savaşı cephe gerisi uzun metraj sinema senaryosu… Kara Fatma’nın yaşam hikâyesini senaryolaştırdı. BEBEK-ler adlı tiyatro oyunu Tolga Yeter tarafından 2011 de İstanbul’da sahnelendi. Ah Mana Mu romanı, İzmir Saint Joseph lisesinin ve on beş okulun katıldığı okuma günlerinde yılın en iyi romanı ödülünü aldı. Romanından alınan bir bölüm İlköğretim Vatandaşlık ve Demokrasi kitabında okuma parçası olarak yer aldı. Ünlem, Varlık, Adam Öykü, İmge Öyküler, Karakalem, Sarnıç, Kurşun Kalem, Akköy Almanya da yayımlanan Arta Zeitschrift für Kunst und Literatur, Psikeart” gibi edebiyat dergilerinde yayınlandı. Yazar Handan Gökçek, son romanı “Ve Yokmuş” ile edebiyat severlerin karşısına çıktı.

Haber Merkezi