Sayfa Yükleniyor...
Bilimsel Tiyatro Atölyesi Kurucu Yönetmeni Hayrettin Filiz, edebiyatçımız Orhan Veli Kanık'ın doğumunun 103'üncü yıl dönümünde onu anlatan bir bildiri yayımladı
ONURHAN ALPAGUT-ÖZEL HABER
Bilimsel Tiyatro Atölyesi (BTA) Kurucu Yönetmeni Hayrettin Filiz, edebiyatçımız Orhan Veli Kanık'ın doğumunun 103'üncü yıl dönümünde onu anlatan bir bildiri yayımladı. Yayımlanan bildiride, Kanık hakkında pek çok kişi tarafından bilinmeyen bilgilere yer verildi.
ORHAN VELİ İÇİN SERGİ
Büyük Türk şairi Orhan Veli Kanık'ın doğum günü olan 13 Nisan için, Hayrettin Filiz'in başında olduğu Bilimsel Tiyatro Atölyesi asistan sınıf öğrencileri; "Orhan Veli ve Köy Enstitüleri, Nazım Hikmet- Orhan Veli İlişkisi , Orhan Veli'ye, "Anlatamıyorum" ve "Sere Serpe" Şiirlerini Yazdıran Genç Kadın Kimdir?, Garip Şiir Anlayışı ve Dönem Polemikleri, Yaprak Dergisi'nin İstatistiki Açıdan İncelenmesi" gibi birçok konuda iç hizmet eğitimi alarak; birkaç şiire sıkıştırılmak istenen Orhan Veli'yi okullarında ya da çevrelerinde kim varsa, hakkıyla anlatmak için kolları sıvadılar. Hayrettin Filiz'in tasarladığı ve kaynak sağladığı birçok mektup, kartpostal ya da tarihi belge sayılacak el yazıları gibi, her biri birbirinden ilginç bir "Orhan Veli Kartpostalları Sergisi" de hazırlayan BTA'lılar, Türk edebiyatının bu büyük şairi için hazırladıkları incelemelerin özeti sayılabilecek bir de bildiri yayınladılar. BTA'nın kurucu yönetmeni Hayrettin Filizin kaleme aldığı bildiride son derece ilginç bilgiler yer aldı.
GARİP AKIMININ TEMSİLCİSİYDİ
Bildiride yer alan ifadeler ise şu şekilde: "Türk şiir tarihinde haklı bir devrim sayılan Garip anlayışı, adını; Orhan Veli Kanık, Oktay Rifat Horozcu ve Melih Cevdet Anday'ın 1941 yılının Mayıs ayında, İstanbul'da yayınladıkları aynı isimli bir şiir kitabından alır. Bir yandan her üç şairin de yayınlanmış ilk kitaplarıdır Garip...Bir ortak kitap... İlk baskının Orhan Veli Kanık tarafından kaleme alınmış önsözünde şairlerin şiir hakkındaki ortak görüşleri dile getirilir. Orhan Veli okurun dikkatini, genel anlamıyla şu noktalara çeker: 'Şiir; vezin ve kafiyenin baskısından kurtulmalıdır; söz sanatlarının egemenliğinden çıkmalıdır. Kalıplaşmış hayal ve söyleyişleri terk etmelidir. Sanatların birbirini içermesinden uzak durmalı. Şiiri şiir, resmi resim, müziği müzik olarak kabul etmelidir'. Şiir; dinin, feodal zümrenin ve günümüzde burjuvazinin, yani müreffeh sınıfların malı olmaktan çıkarılıp halkın zevkini işleyen bir sanata dönüştürülmelidir.' Garipçilerin manifestosunun vurgusu, en sonunda, şairanelikte toplanır ve şöyle biter; Şiirde şairanelikten kaçınmalıdır. Bu önsöz yeni değildir aslında... Önsözdeki savlar,'Şiire Dair' başlığı altında Varlık Dergisinde parça parça yayınlanan yazıların bir araya getirilerek düzenlenmiş halidir ve Garip akımının bildirgesi niteliğindedir."
AKIMA TEPKİ GÖSTERDİLER
Bildirinin devamı ise şu şekilde: "'Garip' akımı kendisinden önceki şiir anlayışına bir tepki olarak doğmuştur. 'Toplumcu Gerçekçi' diye de adlandırılan 1940 kuşağı şair ve yazarları, Garip şiir anlayışına çok büyük tepkiler gösterirler. Garipçiler, Ahmet Haşim'in eserlerini, Nazım Hikmet'in toplumcu şiirlerini ve hececileri reddedince söz yerindeyse 'kıyamet' kopar. Namık Kemal, Tevfik Fikret ve Mehmet Akif gibi şairlerin eserlerinde toplumu için mücadele eden bir kahraman olan insan, Orhan Veli'nin şiirlerinde gündelik sorunların peşinde koşan sıradan bir vatandaştır artık. Örneğin; Kitabe-i Seng-i Mezar şiirinin kahramanı olan Süleyman Efendi, hayattaki en önemli sorunu nasır olan, Allah'ın adını sık anmasa da günahkar sayılmayan, varoluş problemi yaşamayan bir adamdır."
YAPRAK GAZETESİ
Türk edebiyatında özellikle Garip Akımının temsilcileri olarak bilinen Orhan Veli Kanık ve arkadaşlarının bir araya gelerek 1 Ocak 1949 tarihinden itibaren yayınlamaya başladıkları bir fikir ve sanat gazetesi olan Yaprak; 'Birinci Yeni' diye adlandırılan şiir anlayışını yaygınlaştırırken, aynı dönemde yaşanan edebiyat polemiklerini sayfalarına taşımasıyla da edebiyat tarihimizin önemli bir kaynağıdır.
36 YAŞINDA HAYATA GÖZLERİNİ YUMDU
36 yaşında ölen şairin cenazesi; 17 Kasım 1950 Cuma günü, Cuma namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından, Beyazıt Camii'nden kaldırılır. Cenaze alayı, Divanyolu'ndan yürüyerek, Gazeteciler Cemiyeti'nin önüne getirirler Orhan Velinin tabutunu. Gazeteciler Cemiyeti'nin bayrağı yarıya indirilmiştir, tüm kitapçılar da anlaşmış gibi kepenk kapatmışlardır o sırada. Şaire son saygılarını böyle gösterirler. Cenaze, akademisyenler, yazar ve sanatçılardan oluşan kalabalık tarafından Sirkeci'ye kadar taşınıp, oradan bir otomobille Aşiyan Mezarlığı'na götürülerek defnedilir. Cenaze Sirkeci'ye kadar eller üzerinde taşınırken, bütün arabalar durup yol verir, kimi sorar; "Kimin cenazesi bu?..." Son derece ağırbaşlı bir yanıt verir tabutun arkasında üzgün yürüyenlerden biri, "Orhan Veli, bir şair..." Rumelihisarına doğru yol alan cenazenin en önünde 'Yaprak' dergisinin çelengi ve arkada diğer çelenkler vardır. Rahatsızlandığı sırada üstünde bulunan ceketin cebinden bir diş fırçasının sarılı olduğu kâğıda yazılmış 'Aşk Resmi Geçidi' isimli şiiri ve cebinden 28 kuruş çıkar.
Haber Merkezi