KÜLTÜR-SANAT

Renkler ve umut Filistin için buluştu: Hilalin Işığında: İzmir’den Filistin’e

Türk Kızılay İzmir Şubesi iş birliğiyle düzenlenen ve farklı disiplinlerden sanatçıların eserlerini bir araya getiren ‘Hilalin Işığında: İzmir’den Filistin’e’ yardım amaçlı karma sergisi, düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna tanıtıldı

Türk Kızılay İzmir Şubesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen ‘Hilalin Işığında: İzmir’den Filistin’e’ yardım amaçlı karma sergisinin tanıtım toplantısı, basın mensuplarının katılımıyla gerçekleştirildi. Farklı disiplinlerden sanatçıların eserlerini bir araya getiren serginin, Filistin halkına destek amacıyla düzenlendiği belirtildi. Sergi kapsamında sanatın birleştirici gücüyle dayanışma ve yardımlaşma duygularının ön plana çıkarılmasının hedeflendiği ifade edildi.

Toplantıda konuşan organizasyon Türk Kızılay İzmir İl Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Kerem Fahri Baykalmış, serginin hem sanatsal üretimi görünür kılacağını hem de Filistin’e yönelik insani yardım çalışmalarına katkı sunacağını vurguladı. Etkinliğin, sanatseverler ile yardım faaliyetleri arasında güçlü bir köprü kurmayı amaçladığı kaydedildi.

BÜYÜK BİR İNSANLIK DRAMI

Başkan Baykalmış, açıklamasında şunları aktardı: “Bugünkü toplantımızın ana konusu, insani yardım çalışmalarının kesintisiz şekilde sürdürülmesinin yanı sıra, sanat camiamızın değerli temsilcilerinin katkılarıyla yeni bir farkındalık oluşturmak. Farklı disiplinlerden sanatçıların eserlerinin yer alacağı bu projeyi sizlerle paylaşmak üzere bir araya geldik… Sözlerime başlamadan önce sizlerle bir rakam paylaşmak istiyorum. Ne yazık ki 2021-2026 yılları arasında, hepimizin büyük bir insanlık dramına ve katliama tanıklık ettiği Filistin’de 242 gazeteci hayatını kaybetti. Bu gazeteciler, bölgede yaşanan zulmü dünyaya duyurmak için fedakârca görevlerini yerine getirirken bunun bedelini canlarıyla ödediler. Şehit olan ya da görevleri sırasında yaşamını yitiren yerel ve uluslararası basın mensuplarını saygı ve rahmetle anıyorum. Onların onurlu mücadelelerini yürekten desteklediğimizi de özellikle ifade etmek isterim. Türk Kızılayı, kurulduğu günden bu yana dünyanın birçok noktasında insani yardım faaliyetlerini sürdürmekte ve dünyanın en büyük insani yardım kuruluşlarından biri olarak çalışmalarına devam etmektedir. Filistin’de de zulmün başladığı ilk günden itibaren bölgedeki insanlara ulaşmak adına önemli çalışmalar yürütülmüştür. Bizler, insani yardıma en fazla destek veren milletlerden biri olan Türk milletini temsilen, Türk Kızılayı çatısı altında sahada çalışmalarımızı sürdürüyor; mazlum insanların ihtiyaçlarını karşılamak için gece gündüz gayret gösteriyoruz. Milletimizin destekleri ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güçlü imkânlarıyla yürütülen faaliyetleri bölgeye ulaştırmaya çalışıyoruz. Ancak özellikle şunu belirtmek isterim ki; yapılan yardımların büyüklüğüyle övünmek gibi bir düşüncemiz yoktur. Çünkü ne kadar çok yardım ulaştırabiliyorsak, o kadar çok yardıma muhtaç insanın var olduğu gerçeğiyle karşı karşıyayız. Aslında dünyanın en büyük sorunu yardım ulaştırmak değil; yardıma muhtaç insanların mağduriyetlerini ortadan kaldıracak siyasi iradeyi, aklı ve diplomasiyi ortaya koyabilmektir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti de bu konuda bölgesel ve uluslararası düzeyde üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmek için gerekli gayreti göstermektedir.”

SUYA ERİŞİM SON DERECE ZORLAŞTI

“Genel duruma baktığımızda, Gazze ve Batı Şeria’da yaralı ve kayıp sayısı yaklaşık 261 bine ulaşmış durumda. Gazze Şeridi’nin yaklaşık yüzde 90’ı tahrip olurken, milyon 900 bin insan evini terk etmek zorunda kaldı” bilgilerini paylaşan Başkan Baykalmış, “Gazze’de hayatını kaybedenlerin yüzde 72’sini kadınlar ve çocuklar oluşturuyor. Bölgede temiz ve hijyenik suya erişimde ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Türk Kızılayı, 2024 yılından bugüne kadar bölgeye milyon 660 bin litre içme suyu ulaştırmak için çalışmalar yürüttü. Can kaybı sayısı 68 bin 527’ye ulaşmış durumda. Yaralı sayısı ise70 bini aşmış bulunuyor. Ayrıca3 bin kişinin cenazesine hala ulaşılamadı. Enkaz altında kalan ve yakınları tarafından defnedilemeyen yaklaşık3 bin kişi olduğu belirtiliyor. Fiziki hasar açısından tablo son derece ağır. Gazze’deki konutların yüzde 92’si, ticari tesislerin yüzde 88’i ve yolların yüzde 81’i saldırılar sonucu zarar gördü. Yaklaşık60 bin konut tamamen yıkılırken, 267 bin konut da ağır hasarlı hale geldi. Bunun yanı sıra 493 eğitim tesisi,55 sağlık tesisi,1 fırın,30 ambulans,32 su kuyusu, 247 cami ve 3 kilise saldırılarda hedef alındı. Gıda güvenliği açısından bakıldığında, nüfusun tamamı kriz seviyesinde ya da daha ağır koşullarda yaşam mücadelesi veriyor. Başka bir ifadeyle, Gazze’de yaşayan insanlar açlık tehdidiyle karşı karşıya bulunuyor. Bölge halkının temel geçim kaynakları olan tarım ve balıkçılık da büyük ölçüde zarar gördü. Tarım alanlarının yüzde 82’si, tarımsal su kaynaklarının yüzde 68’i ve seraların yüzde 78’i kullanılamaz hale geldi. Balıkçı teknelerinin yüzde 72’si yok edilirken, büyükbaş hayvanların yüzde 95’i telef oldu. 60 binden fazla çocuğun akut yetersiz beslenme sorunu yaşadığı, bunların yalnızca çok az bir bölümünün hastanelerde tedavi altına alınabildiği biliniyor. Ayrıca 5 yaş altındaki 290 bin çocuk ile hamile veya emziren50 bin kadının acil beslenme desteğine ihtiyaç duyduğu raporlanıyor. Su ve sağlık altyapısı da ağır şekilde etkilenmiş durumda. Su kuyuları, pompa istasyonları ve iletim hatlarının zarar görmesi, ayrıca İsrail’den gelen su hatlarından düzenli su temin edilememesi nedeniyle Gazze Şeridi’nde temiz ve güvenli suya erişim son derece zorlaştı. Bugün bölgede yaşayan insanların önemli bir bölümü, Dünya Sağlık Örgütü’nün kişi başına günlük önerdiği asgari 6 litre su miktarına dahi ulaşamıyor” dedi.

763 ÖĞRETMEN SALDIRILARDA HAYATINI KAYBETTİ

Gazze'nin kuzey bölgelerinde temiz suya erişimin neredeyse tamamen ortadan kalktığını kaydeden Başkan Baykalmış, “Güney Gazze’ye İsrail üzerinden sağlanan su akışı ise yetersiz seviyede kalmaktadır. Su kuyularının yüzde 83’ü hizmet dışı kalırken, yaklaşık 395 bin ton çöp sokaklarda birikmiş durumdadır. Atıkların toplanamaması nedeniyle ciddi bir hijyen krizi yaşanmakta, yaklaşık milyon kişi salgın hastalık riski altında bulunmaktadır. Sağlık alanındaki tablo da son derece ağırdır. Gazze ve Filistin genelinde sağlık tesislerine yönelik en az 445 saldırı gerçekleştirilmiştir. Uluslararası hukuk açısından savaş suçu kapsamında değerlendirilen bu saldırılar sonucunda55 sağlık tesisi zarar görmüştür. Hastanelerin yalnızca yüzde 47’si, birinci basamak sağlık kuruluşlarının yüzde 38’i ve0 sahra hastanesi kısmen hizmet verebilmektedir. Ayrıca30 ambulans saldırılar sonucu kullanılamaz hale gelmiştir. Dünya Sağlık Örgütü, Gazze’de yüz binlerce akut solunum yolu enfeksiyonu ve çeşitli bulaşıcı hastalık vakasının tespit edildiğini raporlamaktadır. Türkiye’nin destekleriyle inşa edilen Filistin Dostluk Hastanesi de İsrail saldırılarında hedef alınmış ve ağır hasar görmüştür.7 Eylül 2025 itibarıyla yaklaşık5 bin 600 hastanın acil olarak yurt dışında tedavi edilmesi gerektiği bildirilmektedir. Eğitim alanında da durum farklı değildir. Okulların yüzde 92’si saldırılar sonucu zarar görmüş ya da kullanılamaz hale gelmiştir. Yaklaşık 658 bin öğrenci ve 23 bin öğretmen okul saldırıları ile eğitim faaliyetlerinin durması nedeniyle doğrudan etkilenmiştir. Birleşmiş Milletler okulları, evlerini terk etmek zorunda kalan Filistinliler için geçici barınma merkezlerine dönüştürülmüştür. Ancak 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana 763 öğretmen saldırılarda hayatını kaybetmiştir” mesajını verdi.

SİSTEMATİK BİR İNSANİ FELAKET

İnternet ve iletişim altyapısının büyük ölçüde zarar görmesi nedeniyle haberleşme ve bilgiye erişimin de ciddi şekilde sekteye uğradığını belirten Başkan Baykalmış, şunları ekledi: “Bu durum, insani yardım faaliyetlerinin koordinasyonunu daha da zorlaştırmaktadır. Bölgedeki insanların temel ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için insani yardım koridorlarının açık tutulması büyük önem taşımaktadır. Ancak Refah ve Kerem Şalom sınır kapıları üzerinden yardım geçişleri uzun süredir sınırlı şekilde gerçekleştirilmektedir. Elimizdeki verilere göre, yaklaşık 2 milyon insanın yaşadığı Gazze’ye günlük ortalama yalnızca 80 yardım tırı giriş yapabilmektedir. Bu sayının mevcut ihtiyaçları karşılamaktan son derece uzak olduğu açıktır. Dünya Sağlık Örgütü ve diğer uluslararası kuruluşların raporları incelendiğinde, insanların yalnızca bombardımanlar nedeniyle değil; eğitim, sağlık, gıda ve temiz su hizmetlerine erişimlerinin engellenmesi sonucunda da yaşamlarını kaybetme riskiyle karşı karşıya bırakıldığı görülmektedir. Bizler bu insani felaketi ve yaşanan trajediyi sizler aracılığıyla milletimizle paylaşmaya çalışıyoruz. Ancak çoğu zaman rakamlara odaklandığımız için yaşananların gerçek boyutunu gözden kaçırabiliyoruz. Oysa detaylara inildiğinde, Gazze Şeridi’nde neredeyse zarar görmemiş bir alanın kalmadığı görülmektedir. Sizlerle paylaşacağımız bilgi ve görsellerde de bu yıkımın boyutlarını açıkça göreceksiniz. Karşı karşıya olduğumuz tablo, çok yönlü ve sistematik bir insani felakettir. Bu nedenle yaşananların toplumumuza doğru şekilde aktarılması konusunda desteklerinizi özellikle önemsiyor ve rica ediyoruz. Bunca zorluğa rağmen Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin desteği, Türk milletinin bağışları ve Türk Kızılayı’nın sahadaki çalışmaları sayesinde bölgede önemli insani yardım faaliyetleri yürütülmeye devam edilmektedir.”

İZMİR KIZILAY’IN FİLİSTİNE YARDIMLARI

Başkan Baykalmış, son olarak ise “İzmir İl Merkezi ve ilçe şubeleri tarafından 2023-2026 yılları arasında Filistin’e yönelik insani yardım çalışmaları kapsamında insani yardım kampanyalarına 6 milyon 267 bin 537 TL, Filistin-Gazze kurban bağışlarına 3 milyon 423 bin TL ve Filistin aşevi çalışmalarına milyon25 bin 976 TL kaynak aktarıldı. Öte yandan, Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu'nun (IFRC) 2025 Uluslararası İkili Yardımlar Raporu’na göre Türk Kızılayı, yardım ulaştırdığı ülke sayısında dünya birincisi, uluslararası ikili yardımların maddi büyüklüğünde ise dünya ikincisi oldu. Toplam19 milyon İsviçre Frangı tutarındaki uluslararası yardımların 26 milyon İsviçre Frangı Filistin ve Gazze’ye ulaştırılırken, Filistin’e yapılan yardımların yüzde 48’i Türk Kızılayı tarafından sağlandı… Bu vesileyle gerek sivil toplum alanında gerekse insani yardım çalışmalarında böylesine önemli bir kurumun parçası olmaktan duyduğum mutluluğu ifade etmek isterim. Kadın kollarımız, gençlik kollarımız, yönetim kurulumuz ve gönüllülerimizle birlikte Filistin’de yaşanan acıyı yüreğimizde hissediyor, bu sorumluluğu ve emaneti taşımaya devam ediyoruz. Orada ulaşabildiğimiz her insanın duasına, umuduna ve hayata tutunma mücadelesine tanıklık ediyoruz. Yapılan her yardımın, uzatılan her elin ve gösterilen her dayanışmanın bir karşılığı olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle üzerimize düşen görevi en iyi şekilde yerine getirme gayreti içerisindeyiz” ifadelerine dikkat çekti.

GÜZEL GÜNLERE DAİR HAYALLER

Sanatçı Nurcan Şahin ise sergiye ilişkin şu duygu düşünceleri aktardı: “Bu süreç, Temas Sanat Grubu ile başladığımız bir yolculuktu. Ancak daha sonra farklı sanatçılardan da son derece olumlu geri dönüşler aldık ve kendi içimizde ‘Gazze İçin Sanatçı Dayanışması’nı oluşturduk. Geleneksel sanatlar ve modern sanatlar başta olmak üzere farklı disiplinlerden birçok sanatçı bu dayanışmaya destek verdi. Sanatçılarımızın ortaya koyduğu enerji ve katkı isteği, bu dayanışmayı somut bir projeye dönüştürme düşüncesini güçlendirdi. Bu noktada ortak paydamızın Türk Kızılayı olduğunu düşündük… Aslında burada yaptığımız şeyin, Gazze’de yaşanan büyük insani dram karşısında tek başına yeterli olmayacağını hepimiz biliyoruz. Oradaki ihtiyaçların büyüklüğü düşünüldüğünde, bizim katkımız belki küçük bir damla gibi görünebilir. Ancak insanların çoğu zaman umutsuzluğa kapılmasına neden olan düşünce de tam olarak budur: ‘Neresinden başlayabiliriz ki?’ Oysa biz her zaman şunu söylüyoruz; tarafımız belli olsun. Sanatçılar olarak insanlığın yanında durduğumuzu, hak, hukuk, adalet ve barıştan yana olduğumuzu ortaya koyabilelim. İzmirli sanatçılar olarak, daha adil ve daha barışçıl bir dünya için sanatın diliyle ne yapabileceğimizi düşündük. Sanatçı sorumluluğunun; barışın, adaletin ve hakkın yanında yer almak olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle renklerimizle, boyalarımızla, fırçalarımızla ve kalemlerimizle bir dayanışma ortaya koymaya karar verdik. İnşallah gerçekleştireceğimiz sergi, yalnızca acının anlatıldığı bir etkinlik olmayacak. Aynı zamanda umudun resmedildiği, dayanışmanın büyütüldüğü ve güzel günlere dair hayallerin paylaşıldığı bir buluşma olacak.”

AYNI AMAÇ ETRAFINDA BULUŞMAK

“Sergide yer alan sanatçılarımız eserlerini tamamen bağış amacıyla hazırladılar; herhangi bir karşılık beklemeden emeklerini ortaya koydular” diyen sanatçı Şahin, “Daha da önemlisi, düşüncelerini ve duygularını yansıttıkları bu eserlerin, insanlık adına verilen bir vicdan mücadelesine tanıklık etmesini istediler. Çünkü hepimiz biliyoruz ki insan olmanın sorumluluğu, yaşananlar karşısında sessiz kalmamakla ve gerektiğinde tavır gösterebilmekle anlam kazanır. Bu sergi de hem hüznü hem umudu hem de geleceğe dair güzel niyetlerimizi bir araya getiren anlamlı bir dayanışma örneği olacaktır. Şu anda yaklaşık 35 sanatçının katılımıyla başlayan bu çalışma her geçen gün büyüyor. Sayının daha da artmasını umut ediyoruz. Çiniden yağlı boya tablolara kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı sanat dallarından eserlerin yer aldığı zengin bir seçki oluşturuluyor. ‘Hilalin Işığında İzmir’den Filistin’e’ adıyla gerçekleştireceğimiz bu sergi, yalnızca bir yardım etkinliği değildir. Elbette elde edilecek gelirler önemli bir katkı sağlayacaktır; ancak asıl amacımız İzmir halkının gündemine Filistin meselesini yeniden taşımak, yaşananları hatırlatmak ve toplumsal farkındalığı güçlendirmektir. Acıların yanı sıra umudun, dayanışmanın ve insanlığın da var olduğunu göstermeye çalışacağız. Bu nedenle, pazartesi akşamı sizleri de aramızda görmekten büyük mutluluk duyacağız. Eserlerimiz ve dayanışmamızla bir kez daha aynı amaç etrafında buluşmayı temenni ediyoruz” mesajını verdi.