Tiyatroya ilgi az

Her ülkenin kendi sanatını uygularken öz değerlerine ve sosyolojik travmalarına göre hareket ettiğini belirten Tiyatro Eylül kurucusu Metin Güler, Türkiye’nin geçmişle gelecek arasında tutunmaya çalışan ambale bir kafayla tiyatro yaptığını söyledi


  • Oluşturulma Tarihi : 19.07.2017 06:42
  • Güncelleme Tarihi : 19.07.2017 06:42
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Tiyatroya ilgi az

NİLGÜN TAZE /ÖZEL HABER

Çocuklara yönelik pedagojik yapısı düzgün oyunlar kurgulayan Tiyatro Eylül, 2015 yılında kurulmasının ardından birbirinden güzel ve kaliteli oyunları sahnelemeye devam ediyor. İzmir profilinden bakıldığında ilginin birçok bölgeye göre az, Anadolu’ya göre çok olduğunu ifade eden Güler, İzmir’in orta seyirde bir tiyatro anlayışına sahip olduğu inancını taşıyor.

Kızları Eylül’ün doğumu ile birlikte çocukların psikolojilerine uygun eserler uyarlayarak gösterime sunan Tiyatro Eylül kurucusu Metin Güler, “Tiyatro Eylül tiyatro hayatımızın çok sonraki durağı ama en özel başlangıcı çünkü kızımızın adını taşıyor. Sınıf öğretmenliği mezunu olmama ve yıllardır tiyatro yapıyor olmama rağmen zorluğunun, öneminin ve sorumluluğunun farkında olduğum için çocuk tiyatrosu yapmaktan öte tutuyordum kendimi. Ama kızımız olduktan sonra ona karşı bir görev biçimine dönüştü çocuk tiyatrosu yapmak. Çünkü o da izleyecek her önüne gelenin tiyatro yaptığı bu dönemdeki o kötü ve iyi oyunları. İstedik ki kızımız ve bütün çocuklar için en azından pedagojik yapısı düzgün bir kaç oyunda biz yapalım. İşte bu içsel dürtü ve sorumlulukla 2015 yılında kızımızın adıyla ve de sadece çocuk tiyatrosu yapmak adına kuruldu Tiyatro Eylül” dedi.

YAŞAM BİÇİMİ

Tiyatronun kendisi için ne ifade ettiğini ve tiyatroya olan ilgisinin nasıl başladığını anlatan Güler, “Tiyatro ilgim 1993 yılında tesadüfen başladı ve bir yaşam biçimine dönüştü. Tiyatro benim için her şeyden öte artık bir meslek. O nedenle duygusal bir bağın ötesinde gerçeğim. Hayatımda ki bütün gerçekler kadar gerekli olan her şeyi ifade ediyor. Olamadığım her şeyi, gidemediğim her yeri ve hayatta en işe yaradığım anı ifade ediyor” açıklamasını yaptı.

İZMİR’DE TİYATRO

Türkiye ve İzmir’de tiyatroya olan ilgiyi değerlendiren Güler, tiyatronun geliştirilebilmesi ve hak ettiği değeri bulabilmesi için neler yapılabileceğini şu şekilde anlattı: “İzmir profilinden baktığımızda ilgi bir çok bölgeye göre az, Anadolu’ya göre çok. O nedenledir ki İzmir orta seyirde kanımca. Ama İstanbul’un arka bahçesi olmaktan kurtulursa tiyatronun başkenti bile olabilecek fiziksel ve insan kaynağı potansiyeline sahip. Anadolu’daki tiyatro hareketlerini yakından takip eden biri olarak söyleyeceğim ise Türkiye’de tiyatroya olan ilginin yok denecek kadar az olmasına rağmen tiyatroların direniyor olması. Oyuncusuyla, yönetmeniyle, tekniğiyle, seyircisiyle, öğrencisiyle, bir kaç yerel yönetimiyle ve İstanbul’dan omuz veren sayılı ustası ile direniyor tiyatrolar. Meslek içindekiler kendi değerlerine sahip çıkarsa bu potansiyelin çoğalacağına inanıyorum.”

TİYATRO SEVGİSİ

Oyunlarında en çok hangi temaları işlediklerini ve ne tür tepkiler aldıklarını açıklayan Güler, “İnsan odaklı bütün temalara değiniyoruz. Bütün her şey insan için. Ama bağırmadan, göze sokmadan, ajit-prop söylemlerden uzak, didaktik anlatımdan kaçınarak daha yalın anlatımları uygulamaya çalışıyoruz. Sanat estetiğinden faydalanarak belki bedbegler alıyoruz elbette. O da insana dair bütün yansımaları içeriyor. Ama genelde olumlu dönüşler oluyor bunlar çünkü olmayanı anlatmıyoruz. Anne babalar çocuklarına tiyatro sevgisi kazandırabilmek için ilk olarak onlara tiyatro sevgisi kazandırmaktan vazgeçsinler. Çünkü o sevgiyi kazandırma biçimi yoktur pek. Ancak teknik olarak en azından doğru oyunlara götürebilirler. Böylelikle çocuklarını en azından tiyatrodan soğutmazlar” ifadelerini kullandı.

KARA DÜZEN TİYATRO

Türkiye’yi diğer gelişmiş ülkelerle kıyasladığında ne tür farklılıklar gördüğünü açıklayan Güler şu ifadeleri kullandı: “Her ülke kendi sanatını uygularken elbette kendi ritüellerini, öz değerlerini, sosyolojik travmalarını unutmayarak hareket eder. Bunun yarattığı farklılıkları göz önünde tutmazsak, altyapı, donanım, teknik koşullar, mekan olarak çok gerideyiz. Ne geleneksel yapımıza iyi tutunmuşuz, ne de çağdaş motifleri iyi analiz etmişiz. Geçmişle gelecek arasında tutunmaya çalışan ambale bir kafayla kara düzen bir yapıyla tiyatro yapmaya devam ediyoruz” şeklinde konuştu.

REALİTEYE DAYALI TİYATRO

Güler, en çok sevdiği tiyatro oyuncularının toplumunun gerçeklerine sırtını dönmeyen, sanatçı olmanın sorumluluğu ile dik durmayı beceren oyuncular olduğunu söyleyerek şu açıklamaları yaptı:  “Sorgulayan ve yorumlayan, eh birazda sahneye yakışan kim varsa tüm tiyatroya gönül vermiş ustaları seviyorum. Ben kendimle örtüşmeyen, derinliğine varacak yolu olan, ben olmayan kısaca üstüne katabileceğim, kendimden eksilteceğim rolleri daha çok seviyorum. Tiyatrocuların deyimiyle dişi rolleri. Oynamadığım fakat oynamak istediğim çok rol var. Oynamadığım ve henüz oynanmamış bütün oyunlar belki. Ama illaki bir isim gerekirse, Hamlet.”

HAYATA GEÇİŞ

1999 yılında Menemen Belediye Başkanı Tahir Şahin ile birlikte Menemen Belediyesi Tiyatrosu (MEBET)’i hayata kazandırdıklarını, sonrasında Aliağa Halk Eğitim Merkezi Tiyatrosu’nu hayata geçirdiklerini açıklayan Güler, “Bu iki önemli tiyatronun yanı sıra 80. Yıl Gençlik Tiyatrosu, Aliağa Sanat Tiyatrosu, Karşıyaka Düş Oyuncuları ve Dyo Renkler Sahnesi’ni tiyatro dünyasına kazandırdım.  Şu anda MEBET, Ege Halk Tiyatrosu ve Tiyatro Eylül’ün Genel Sanat Yönetmenliğini yapıyorum. Ayrıca kurumlarda tiyatro eğitmenliğini sürdürüyorum. Tüm bu çalışmalarımın yanı sıra oyun yazarlığı da yapmaya çalışıyorum. Çatlaklar Oteli 1, Çatlaklar Oteli 2, Çatlaklar Oteli 3, Tayfa, Sessiz, Yol Geçen Hanı, Çevreci Afacanlar, Tospik ile Uzun Kulak ve Burası Şey adlı oyunları yazdım ve yönettim” dedi.

SANATLA İÇ İÇE

Bugüne kadar birçok kısa oyun yazdığını, yazdığı bütün oyunlarının sahnelendiğini ifade eden Güler, “Bunlar içerisinden Çatlaklar Oteli isimli oyunum başka ekipler tarafından da defalarca sahnelendi. Gençlik Oyuncuları’nda yönetmenlik ve oyunculuk yaptım. Ankara Birlik Tiyatrosu’nda profesyonelleşerek Anadolu turnelerine katıldım. Birçok dizi de ve ‘Köşe’ adlı film de rol aldım. Bir sınıf öğretmeni olarak ise köşe yazarlığı ve radyo programcılığı dışında ‘Kırmızı Siyah Saatler’ adlı şiir ve müzik dinletilerinin yayımlanmasını gerçekleştirdim” diye konuştu.

TİYATRO VE ESERLER

Menemen Belediyesi ‘İnadına Tiyatro Festivali’nin koordinatörlüğünü yapan Güler, Kıyı Ege ve Ege Tiyatrolar Birliği’nin de kurucu başkanlığını sürdürmekte olduğunu açıklayarak, “Erkan Yücel Tiyatro Ödülleri ‘En İyi Oyun (Komşu Köyün Delisi)’ Yönetmeni 2008, Milas Belediyesi Nebi Uslu Özel Ödülü 2014, Anadolu Tiyatro Ödülleri “Yılın Tiyatro Adamı” 2014, 1. Engel’SİZ Sanat Ödülleri “Değer Ödülü” 2015 yılında aldığım ödüller arasında yer alıyor” şeklinde konuştu.

METİN GÜLER KİMDİR?

1980 Tunceli’de doğan Metin Güler, bütün zorunlu eğitimini 1985 yılında başlayan İzmir yolculuğunda tamamladı. 1993 yılında ilk olarak Asarlık Halkevi’nde tiyatroya başlayan Güler sırasıyla, Lise Tiyatrosu, Espiye Şiir Tiyatrosu, Tiyatral Tiyatro Topluluğu, Şiar Tiyatro Topluluğu, Yaşam Sahnesi, Gölge Oyuncuları, T.Ü. Eğitim Fakültesi Tiyatrosu, Edirne Çocuk Esirgeme Tiyatrosu, Edirne Halk Eğitim Merkezi Tiyatrolarında çalıştı. Bugüne kadar Keşanlı Ali Destanı, Azizname, Bir Anarşistin Kaza Sonucu Ölümü, Sevgili Doktor, Taziye, Kadınlık Bizde Kalsın, Ada, Aşk Grevi, Kuvay-i Milliye Destanı, Ödenmeyecek Ödemiyoruz, Çıkmaz Sokak, Komşu Köyün Delisi, Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım, Şu Çılgın Türkler, Akrep, Kaç Baba Kaç, Hangisi Karısı, Hayrola Karyola, Kızıl Ötesi Aydınlık, Jul Sezar, Duvarların Ötesi, Sessiz Çığlık, Entrikalı Dolap Komedyası, Hadi Öldürsene Canikom, Ali Ayşe’yi Seviyor, Duvar, Sınır, Pişti, Naaş-ı Muhteremler, Dokuz Canlı, Pırtlatan Bal, Kadıncıklar, Ocak, Kör dövüşü, Kitap Kurtları, Otogargara  gibi 90 kadar oyun yöneterek bir çoğunda da yer aldı. Bugüne kadar sergilediği oyunlardan ise aldığı birçok ödülü bulunuyor.

Haber Merkezi