KÜLTÜR-SANAT

Victoria Williamson’dan yeni distopya: Her Şey Küle Döndüğünde

İskoç yazar Victoria Williamson’ın ilk distopyası Her Şey Küle Döndüğünde, iklim krizi sonrası zehirli topraklarda hayatta kalma mücadelesi veren Adina’nın hikayesini anlatıyor ve teknoloji şirketlerinin gezegenimizi şekillendirme olasılıklarını sorgulatıyor

İskoç yazar Victoria Williamson, iklim krizinin gölgesinde geçen ilk distopyası ‘Her Şey Küle Döndüğünde’ ile okurları karanlık bir geleceğe davet ediyor. Türkçesi Tülin Sadıkoğlu tarafından yapılan kitap, Müren Beykan’ın editörlüğünde yayımlandı.

Kitapta, Afrika’daki büyük çevresel yıkımın ardından tamamen zehirli topraklarda inşa edilen ‘Beşinci Cennet’te genç Adina’nın hayatta kalma mücadelesi anlatılıyor. Bir patlama sonucu halkının ölümüne yol açan Adina, suçluluk, nefret ve hayatta kalma üçgeninde sevdiklerini kurtarmak için mücadele ediyor. Yanında Dejen, Otienno, kardeşleri Tash ve Chiku ile kehanetleriyle Baba Weseka bulunuyor.

DİSTOPİK BİR DÜNYA

Williamson, eserinde gözü dönmüş teknoloji şirketlerinin gezegenimizi nasıl şekillendirebileceğini ve insan hayatlarının nasıl değişebileceğini düşündürüyor. Distopya, hem toksik dünyanın tehditleri hem de karakterlerin içsel çatışmaları üzerinden gerilimli ve düşündürücü bir okuma deneyimi sunuyor.

Okurlar, Her Şey Küle Döndüğünde ile hem iklim krizinin olası sonuçlarını hem de insanın hayatta kalma ve suçlulukla yüzleşme çabalarını distopik bir dünyada keşfediyor.