SAĞLIK

Köpük ambalajlar halk sağlığı sorunudur

Köpük ambalaj atıklarının çevreyi kirletmenin ötesinde ciddi bir halk sağlığı tehdidine dönüştüğünü belirten Ali Bakır, üretici firmaların sorumluluk alması ve sıfır atık politikasının sahada etkin biçimde uygulanması çağrısında bulundu

Kentlerde giderek büyüyen atık sorunu, köpük ambalajlar üzerinden yeni bir boyut kazanıyor. Hafif yapıları nedeniyle kolayca çevreye yayılan, köpük ambalaj atıklarının kendi mahallesinde de ciddi bir çevre ve halk sağlığı tehdidi oluşturduğunu belirten Tersane Mahallesi Muhtarı Ali Bakır, mevcut yükün belediyelere bırakıldığını vurgulayarak üretici ve satıcı firmaların sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi. Sıfır Atık uygulamasının sahada gerçek anlamda hayata geçirilmesi gerektiğini söyleyen Bakır, önüne geçilmemesi durumunda köpük ambalajların bir çevre felaketine yol açabileceğini vurguladı.

BAŞ EDİLEMEZ HALE GELDİ

Köpük ambalaj atıklarının baş edilemez bir sorun haline geldiğini söyleyen Bakır, bu ambalajların halk sağlığını tehdit ettiğini söyledi. Fazla yer kaplamaları ve geri dönüşüm değerlerinin düşük olması nedeniyle yakılarak veya parçalanarak doğaya karıştırıldığına dikkat çeken Bakır, “Mahallemizde ve genel olarak kentimizde son dönemde ciddi bir çevre sorunu ile karşı karşıyayız. Özellikle beyaz eşya, elektronik, inşaat ve gıda sektörlerinde yoğun olarak kullanılan polistiren yani köpük ambalaj atıkları, artık yerel yönetimlerin baş etmekte zorlandığı bir atık türü haline gelmiş durumda. Bu köpük ambalajlar atık haline geldiğinde çöp konteynerlerinde büyük yer kaplıyor. Hafif olmaları nedeniyle en küçük rüzgârda çevreye savruluyor, dere yataklarına ve su yollarına karışıyor. Zamanla parçalanarak mikro plastiklere dönüşüyor ve hem doğaya hem de insan sağlığına ciddi zarar veriyor. Ne yazık ki teknik yetersizlikler ve geri dönüşüm değerinin düşük olması sebebiyle bazı yerlerde bu atıkların açık alanlarda yakılarak bertaraf edildiğini görüyoruz. Bu durum karbon siyahı ve karbonmonoksit gibi zararlı gazların açığa çıkmasına neden oluyor. Bu sadece çevre sorunu değil, aynı zamanda bir halk sağlığı meselesidir” dedi.

FİRMALAR SORUMLULUK ALMALI

Kanun ve yönetmeliklere göre sorumluluğun ambalajı üreten, taşıyan ve satan firmalarda olduğunu ifade eden Bakır, “2872 Sayılı Çevre Kanunu’nun ‘Kirleten Öder’ ilkesi açık. Kirlenmenin önlenmesi ve giderilmesi için yapılan harcamaların kirleten tarafından karşılanması gerekiyor. Ayrıca Ambalaj Atıkları Kontrolü Yönetmeliği’nde yer alan ‘Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu’ ilkesi de çok net. Ambalajı üreten, piyasaya süren, ithal eden ve özellikle e-ticaret yoluyla satış yapan firmalar bu atıkların toplanmasından sorumlu tutulmalıdır. Ancak mevcut uygulamada bütün yük yerel yönetimlerin omuzlarına bırakılmış durumda. Belediyeler zaten sınırlı imkânlarla hizmet verirken, ekonomik değeri düşük ve hacmi yüksek bu atıklarla baş etmekte zorlanıyor. Bu sürdürülebilir bir durum değil” diye konuştu.

SIFIR ATIK SAHADA UYGULANMALI

Sorunun çözümü için bütüncül bir yaklaşım izlenmesi gerektiğini ifade eden Bakır, sıfır atık politikasının sahada gerçek anlamda uygulamaya geçmesi gerektiğini söyledi. Sürecin baştan sona sıkı takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Bakır, sözlerini şu şekilde bitirdi: “Öncelikle köpük ambalaj atıklarının oluşumu en baştan azaltılmalı. Kaçınılmaz durumlarda ise geri kazanım sistemi etkin şekilde işletilmeli. Ambalajlar daha tasarım aşamasındayken çevreye en az zarar verecek şekilde üretilmeli ve bu zorunluluk denetlenmeli. Piyasaya ürün süren firmaların, ambalaj atıklarını toplama ve geri dönüştürme yükümlülükleri sıkı şekilde takip edilmeli. Teknik olarak geri kazanımı mümkün olmayan ambalajların ise piyasaya sürülmesine izin verilmemeli. Biz ‘Sıfır Atık’ yaklaşımının sahada gerçekten uygulanmasını istiyoruz. Bakanlığımızın bu konuda kapsamlı ve hızlı adımlar atmasını bekliyoruz. Aksi halde köpük ambalaj atıkları büyüyerek devam eden bir çevre felaketine dönüşecektir.”