AK Parti İzmir İl Başkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Başkanlığı tarafından düzenlenen "İki Coğrafya Tek Ağıt" programı, İzmir İktisat Kongresi Salonu'nda gerçekleştirildi. Gazze ve Srebrenitsa’da yaşanan insanlık dramlarının ortak hafızada buluşturulduğu etkinliğe AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, Srebrenitsa Anneleri Derneği Başkanı Munira Subašić, beraberindeki şehit anneleri, Gazzeli şehit anneleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Program kapsamında katılımcılar, Gazze ve Srebrenitsa temalı resim sergilerini, Srebrenitsalı şehit annelerine ait eşarpların yer aldığı sergiyi ve mektup yarışmasında dereceye giren eserleri ziyaret etti. Etkinlikte konuşan AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, Gazze ve Srebrenitsa’da yaşananların insanlığın ortak hafızasında derin yaralar açtığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
"NEREDE BİR ZULÜM VARSA ONA KARŞI ÇIKMAYI GEREKTİRİR"
"Bugün burada, insanlığın ortak vicdanında derin izler bırakan iki büyük acıyı hatırlamak, hatırlatmak ve bu acılar karşısındaki sorumluluğumuzu bir kez daha ifade etmek üzere bir araya geldik. "İki Coğrafya, Tek Ağıt", yalnızca bir slogan değil, insanlığın yakın tarihine düşülmüş kara sayfaları tanımlamaktadır. Çünkü Gazze'nin acısı da Srebrenitsa'nın sessizliği de birbirinden bağımsız ve başka hadiseler değildir. Her ikisi de insanlığın adalet, vicdan ve merhamet karşısında verdiği sınavın farklı zamanlarda ve farklı coğrafyalarda ortaya çıkan tezahürleridir. Srebrenitsa'da dünyanın gözleri önünde binlerce masum insan katledildi. Burada, aramızda Srebrenitsa’nın anneleri var. Tarihe tanıklık etmiş, bir acıyı, Rabbe karşı teslimiyete, şehadete karşı cennete çeviren şühedamızın eli öpülesi anneleri var. Hepsini yürekten selamlıyorum. Unutulmamalıdır insanlık serüveninin en yaralı yürekleri annelerdir. Onlar yüreğinde hem evlatlarının hem memleketlerinin acısını taşır. Sessizlikleri asil bir isyandır. Duaları arşı titreten birer yakarıştır. Avrupa'nın ortasında yaşanan bu büyük trajedi, yalnızca Bosna halkının değil, bütün insanlığın hafızasına kazındı. Bugün Gazze'de yaşananlar da benzer şekilde vicdan sahibi herkesi derinden yaralamaktadır. Çocukların hayatını kaybettiği, ailelerin parçalandığı, şehirlerin enkaza dönüştüğü bir tablo karşısında Türkiye’nin sessiz kalması mümkün değildir. Bizler kökleri asırlara uzanan büyük bir medeniyetin mirasçısı ve bayrak taşıyıcısıyız. Osmanlı Devleti'nden devraldığımız tarihi birikim ve medeniyet tasavvuru, Türkiye'ye yalnızca köklü bir geçmiş değil, aynı zamanda önemli bir sorumluluk da bırakmıştır. Bu sorumluluk, nerede bir mazlum varsa onun yanında durmayı, nerede bir zulüm varsa ona karşı çıkmayı gerektirir. Bu nedenle Türkiye'nin siyasi, kültürel ve insani hinterlandı yalnızca devletin sınırlarıyla açıklanamaz. Balkanlar'dan Ortadoğu'ya, Kafkaslar'dan Afrika'ya kadar uzanan geniş bir gönül coğrafyasıyla tarihi, kültürel ve insani bağlarımız bulunmaktadır. Bu coğrafyalarda yaşanan acılar bizim için yalnızca bir haber başlığı değil, vicdani bir mesuliyettir. İşte bu yüzden Türkiye, Bosna'da yaşananlara sessiz kalmamıştır. İşte bu yüzden Türkiye, Gazze'de yaşananlara sessiz kalmamaktadır. Ve yine bu yüzden Türkiye, gelecekte de dünyanın herhangi bir yerinde yaşanacak zulüm karşısında adaletin, hakkın ve insanlığın yanında olmaya devam edecektir."
"DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR"
Konuşmasında Türkiye'nin uluslararası alandaki rolüne de değinen Saygılı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "Dünya beşten büyüktür" sözünü hatırlatarak şu değerlendirmelerde bulundu:
"Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ifade ettiği gibi, "Dünya beşten büyüktür" sözü yalnızca uluslararası sisteme yönelik bir eleştiri değil, aynı zamanda adalet merkezli bir medeniyet tasavvurunun da ifadesidir. Çünkü bizim anlayışımızda güç, haklı olmanın sebebi değil, hakkı ve haklıyı korumanın aracıdır. Srebrenitsa'da toprağa düşen masumların hatırası da Gazze'de yaşam mücadelesi veren insanların feryadı da bizlere aynı sorumluluğu yüklemektedir; Adaletin yanında durmak ve insan onurunu savunmak. Çünkü biliyoruz ki dünyanın dört bir yanında mazlumlar başlarını çevirdiklerinde hâlâ aynı yere bakıyorlar. Umudun tükendiği yerde umudu, sessizliğin hâkim olduğu yerde vicdanı ve adaleti temsil eden güçlü bir Türkiye görmek istiyorlar. Bu nedenle Türkiye'nin güçlü olması yalnızca bizim için değil, dünyanın dört bir yanındaki mazlumlar için de hayatidir. Türkiye ne kadar güçlü olursa adalet o kadar güçlü olacaktır. Türkiye ne kadar güçlü olursa barış o kadar kalıcı olacaktır. Türkiye ne kadar güçlü olursa mazlumların umudu da o kadar büyüyecektir. Bugün burada Gazze'nin acısını da Srebrenitsa'nın sessizliğini de aynı vicdanla anıyoruz. Çünkü iki coğrafya farklı olabilir, ancak gözyaşı aynıdır. Acı aynıdır. Vicdan aynıdır. Ve insanlığın sınavı da aynıdır. Bu vesileyle Srebrenitsa Soykırımı'nda hayatını kaybeden kardeşlerimizi rahmetle yâd ediyor, Gazze'de hayatını kaybeden tüm masumları saygı, rahmet ve dualarla anıyoruz. Srebrenitsa'nın sessiz çığlığını da Gazze'nin yükselen feryadını da unutmayacağız, unutturmayacağız. Adaletin geciktiği her yerde adaletin, vicdanın susturulmaya çalışıldığı her yerde vicdanın, mazlumların yalnız bırakıldığı her yerde insanlığın sesi olmaya devam edeceğiz."