- Siyaset
- 19.04.2025 16:01
Eski Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Avrupa Parlamentosu'nun aldığı kararın yanlı bir karar olduğunu belirterek, Tarihi iftiraları bu karar hakikate dönüştürmez dedi
Bekir Bozdağ, Yozgat'ta, basın mensuplarının Avrupa Parlamentosunun almış olduğu kararla ilgili sorularını yanıtladı. Bozdağ, Avrupa parlamentosunun aldığı kararla ilgili olarak, Tarihi gerçeklere terstir. Tarihi iftiraları bu karar hakikate dönüştürmez. Türkiye Cumhuriyeti bakımından bu karar yok hükmünde bir karardır. O yüzden kıymeti harbiyesi yok. Avrupa Parlamentosunun böylesi bir olayda ne kadar tarafgir, ne kadar gerçeklerden uzak, ne kadar yanlı davrandığının göstergesidir. Tarihle, gerçeklerle bir alakası yoktur, sadece iftiralarla irtibatlı bir karardır. Hiçbir parlamento kararı, hiçbir siyasi karar iftiraları hakikate dönüştüremez. Türk milletinin, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve bizim içinden çıktığımız Osmanlı devletinin soykırım diye bir lekesi asla yoktur. Türk milleti tarih boyunca Türk devleti tarih boyunca her türlü millete kucak açmış, onların yaşaması ve yaşatılması için mücadele etmiştir. Bunu söylemek Türk milletine de Türk tarihine de son derece büyük bir haksızlıktır, büyük bir saygısızlıktır. En güzel cevabı Cumhurbaşkanımız vermiştir, onların verdiği kararın Türkiye açısından bir kıymeti yoktur. Bir kulağımızdan girer öbür kulağımızdan çıkar. Türkiye yolunu ve rotasını Türkiyeye, Türk milletine hasımlık güdüsü ile karar alanların yanlı kararları ile değil Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve Türk milletinin menfaatleri, çıkarları gerçekler, hakikatler üzerinden sürdürmeye devam edecektir ifadesinde bulundu.
TERÖRÜ SONA ERDİRME KONUSUNDA KARARLIDIR
Çözüm süreci konusunda da değinen eski Adalet Bakanı Bozdağ, Çözüm Süreci Türkiyenin en önemli projelerinden bir tanesidir diyerek şöyle devam etti: Çünkü 30 yılı aşkın süredir devam eden terör meselesinin tamamen sona erdirilmesi, Türkiyede şiddetin, terörün sona erdirilmesi barışın ikliminin kalıcı olduğu bir dönemin oluşturulması için atılmış tarihi bir adımdır ve hükümetimiz bu adımı kararlıkla herkese ve her şey rağmen sürdürmeye devam edecektir. Etrafımızda 4 senedir Suriye yanarken, Irakta 2003ten beri iç savaş devam ederken Türkiyenin kendi içinde yaşanan bir terörü sona erdirme konusunda adım atması tarihi bir başarıdır. Bunu istemeyenler, sürecin başarıya ulaşmasını arzu etmeyenler her defasında bu süreci baltalamak için uğraştılar, uğraşıyorlar da. Bundan bizim hiç şüphemiz yok. Hem uluslararası çevreler Türkiyede terörün sona ermesini istemiyor hem Türkiyede terörden beslenen, siyaseten beslenen, başka yönlerde terörden beslenen çevreler de bunun bitmesini istemiyor. Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk milleti bu terörü sona erdirme konusunda kararlıdır. Hükümetimiz bu kararlılığın uygulayıcısı olmaya devam edecektir. İnşallah bu konuda ileriki zamanda tamamıyla Türkiyenin gündeminden düşecek bir konu haline gelecektir. Şimdi seçim olduğu için seçime dönük HDP, özelikle Doğu ve Güneydoğuda, kırsalında ve bazı çevrelerde silahın gölgesinde oy toplama derdinde oy toplama çalışmasında olduğuna dair haberler var. Onunla ilgili güvenlik güçlerimiz gerekli tedbirleri alıyor, almaya da devam edecektir ama burada HDPnin bir yüzünü Türkiyeye deşifre etmek bakımından söylüyorum, İstanbulda, Ankarada başka yerlerde barış, özgürlük, hak, hukuk kullanan HDP, Doğu ve Güneydoğunun bazı bölgelerinde terör ve şiddetin dilini siyasetin dili haline getirmiştir. Terörün takviyesi ile siyaset yapmaktadır. Onun için gerçek kimliği ile ortaya çıksın. Kimsin sen, İstanbulda konuşan mı yoksa Ağrıda terör estiren mi, hangi siyaseti temsil ediyorsa bunu ortaya koyması lazım. Biz biliyoruz ki HDP nihayetinde legal bir parti olsa bile terörün desteği ile Türkiyede siyaset yapıyor, bunu herkes de biliyor herkes de ifade ediyor. Ama seçim sürecinde Türkiyenin siyasi istikrarından ve güçlü iktidarından Türkiyenin etrafındaki bunca yangına rağmen yangın yerine dönmemiş olmasından IMFnin kapısından dilenci olmayan bir Türkiyeden rahatsız olan çevreler bu güne kadar AK Partiden kurtulmak için çok yol denediler. Darbe teşebbüsleri, kapatma davası, 27 Nisan Bildirisi, Gezi hadiseleri, Paralel çetenin Türkiye içerisinde yapmak istedikleri, 17-25 Aralık olayları, Çatı aday gibi girişimlerin hiçbiri netice alamadı, alamayacaktır da.
MİLLETİN KİMİ ALKIŞLAYACAĞINI SANDIKTA GÖRECEĞİZ
CHP'nin 'Milletçe alkışlıyoruz' sloganı için ise Bozdağ şu değerlendirmeyi yaptı: CHPnin neyi alkışladığı pek belli değil. Ben şimdi merak ediyorum, bölünmüş yolları mı alkışlıyorlar, yoksa Marmarayı mı alkışlıyorlar havaalanlarını mı alkışlıyorlar, üniversiteleri mi alkışlıyorlar, sağlıktaki dönüşümü mü alkışlıyorlar, bütün Türkiyeyi bütün dünyayı bizim yaptıklarımızı mı görüyor, alkışlıyor. Onlar neyi alkışlıyorlar merak ediyorum. Herhalde Marmarayı alkışlıyorlardır, herhalde bölünmüş yolları alkışlıyorlardır, herhalde üniversiteleri alkışlıyorlardır, sağlıktaki dönüşümü alkışlıyorlardır, ben öyle anlıyorum. CHPnin alkışlanacak neyi var Allah aşkına, bu milletten alkış alınacak hangi icraatın altına attıkları imza var, bir tane göstersinler. Ama biz Allaha şükür milletimizden alkışın en büyüğünü alıyoruz. 2002den bu yana her seçimde milletimizden aldığımız destek bu alkışın sandıkta demokratik bir alkış olduğunu görüyor. Bütün uluslararası çevreler Türkiyenin değişimini, dönüşümünü takdirle karşılıyor, herkes alkışlıyor. Türkiyedeki bu gücün, bu değişimin nereden kaynaklandığını biliyor ve ikili görüşmelerde çoklu görüşmelerde herkes Türkiyenin bu başarılarını takdirle yad ederken bizim muhalefetimiz de Türkiyeyi karalamak için görüşmeler, çalışmalar yapıyorlar, onun için onların alkışını da bizim ihtiyacımız yok, alkışın en büyüğünü milletimiz vuracaktır. Kimi alkışlayacağını sandıkta göreceğiz. (İHA/YOZGAT)