CHP Milli Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, İzmir temasları kapsamında genel merkezin atadığı mevcut il binası yerine, Çağatay Güç ve ekibi tarafından faaliyete geçirilen alternatif seçilmiş il başkanlığı binasını ziyaret etti. Burada düzenlediği basın toplantısında Türkiye'nin milli güvenlik politikalarından NATO Zirvesi'ne kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulunan Bağcıoğlu, Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesinde yaşanan gelişmelerin kaygı verici olduğunu söyledi. Türkiye'nin ittifak yükümlülüklerini yerine getirirken egemenlik haklarından, Montrö Sözleşmesi'nin sağladığı stratejik kazanımlardan, Karadeniz’deki güvenlik dengesinden ve Kıbrıs Türkü'nün haklarından taviz vermemesi gerektiğini belirten Bağcıoğlu, milli savunma sanayisi ve hava savunma sistemlerine ilişkin eleştirilerde bulundu. “Asıl övünmemiz gereken başarı, zirvenin tamamen yerli ve milli hava savunma sistemleriyle güvenliğinin sağlanabilmesi olurdu” diyen Bağcıoğlu, milli güvenlik politikalarının uzun vadeli stratejik planlamayla yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
NATO’DA TÜRKİYE’NİN HAKLARI KORUNMALI
NATO Zirvesi öncesinde Türkiye’nin milli çıkarlarının her zamankinden daha dikkatli korunması gerektiğini vurgulayan CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, ittifak içerisindeki gelişmelerin yakından takip edildiğini söyledi. Türkiye’nin NATO içindeki yükümlülüklerini yerine getirirken egemenlik haklarından ve ulusal güvenlik önceliklerinden taviz vermemesi gerektiğini belirten Bağcıoğlu, Karadeniz’deki güvenlik dengesi, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin korunması ve Kıbrıs Türk halkının haklarının Türkiye açısından vazgeçilmez başlıklar olduğunu ifade etti. Bağcıoğlu, “Türkiye’nin güvenliği sadece sınırlarımızın korunmasıyla sınırlı değildir. Karadeniz’deki istikrarın sürdürülmesi, Montrö rejiminin korunması ve Doğu Akdeniz’deki haklarımızın kararlılıkla savunulması milli güvenliğimizin temel unsurlarıdır. NATO’da alınacak kararlar bu hassasiyetler gözetilerek değerlendirilmelidir” dedi.
YERLİ SAVUNMA SANAYİİ GÜÇLENDİRİLMELİ
Türkiye’nin savunma alanındaki en önemli önceliğinin yerli ve milli teknolojilerin güçlendirilmesi olduğunu dile getiren Bağcıoğlu, savunma sanayi projelerinin ihtiyaç duyduğu kaynakların gecikmeden sağlanması gerektiğini söyledi. Hava savunma sistemlerinin stratejik önemine dikkat çeken Bağcıoğlu, “Asıl övünmemiz gereken başarı, NATO Zirvesi’nin güvenliğinin tamamen yerli ve milli hava savunma sistemleriyle sağlanabilmesidir. Savunma sanayiinde elde edilen kazanımların sürdürülebilir olması için yatırımların kararlılıkla devam etmesi gerekiyor. Milli güvenlik konusunda günü kurtaran değil, geleceği planlayan politikalar izlenmelidir” diye konuştu.
KARADENİZ’DEKİ TEHDİT BÜYÜYOR
Karadeniz’de son dönemde yaşanan gelişmelerin Türkiye açısından ciddi güvenlik riskleri oluşturduğunu belirten Bağcıoğlu, Rusya-Ukrayna savaşının etkilerinin bölgeyi daha kırılgan hale getirdiğini söyledi. Ticaret gemilerine yönelik insansız hava aracı saldırılarının arttığına dikkat çeken Bağcıoğlu, bu durumun Karadeniz’deki ticaret güvenliğini de tehdit ettiğini ifade etti. Türkiye’nin Montrö Sözleşmesi sayesinde bölgede dengeyi koruyan önemli bir aktör olduğunu vurgulayan Bağcıoğlu, “Karadeniz’de güvenliğin korunması Türkiye’nin milli çıkarları açısından hayati önem taşıyor. Bölgede yaşanan her gelişme yakından takip edilmeli ve gerekli diplomatik adımlar kararlılıkla atılmalıdır” diye konuştu.
DOĞU AKDENİZ VE MISIR MESAJI
Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmelere de değinen Bağcıoğlu, Türkiye’nin bölgedeki hak ve menfaatlerinden taviz vermemesi gerektiğini söyledi. Mısır ile ilişkilerin geliştirilmesini önemsediklerini belirten Bağcıoğlu, bunun Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki stratejik konumunu güçlendireceğini ifade etti. Bağcıoğlu, “Doğu Akdeniz’de dengeler sürekli değişiyor. Türkiye’nin hem diplomatik hem de askeri anlamda güçlü duruşunu sürdürmesi gerekiyor. Kıbrıs Türkü’nün haklarını ve Mavi Vatan’daki kazanımlarımızı koruyacak her adım milli güvenliğimiz açısından büyük önem taşıyor” dedi.
ORTA DOĞU’DAKİ GELİŞMELER YAKINDAN İZLENMELİ
İsrail-İran gerilimi, Suriye’deki gelişmeler ve Hürmüz Boğazı’nda yaşanan risklerin Türkiye’yi doğrudan etkileyebileceğini belirten Bağcıoğlu, dış politikada öngörülü ve planlı hareket edilmesi gerektiğini söyledi. Bölgedeki her krizin Türkiye’nin enerji güvenliği, ticaret yolları ve sınır güvenliği üzerinde etkileri bulunduğunu ifade eden Bağcıoğlu, “Türkiye bulunduğu coğrafya nedeniyle gelişmeleri uzaktan izleyebilecek bir ülke değildir. Milli güvenlik politikalarının kısa vadeli değil, uzun vadeli stratejik planlamalarla yürütülmesi gerekiyor. Bölgedeki tüm gelişmeler ülkemizin çıkarları doğrultusunda dikkatle takip edilmelidir” diye konuştu.
MİLLİ GÜVENLİK GÜNDEMİMİZDEN DÜŞMEYECEK
Milli güvenlik alanında yaşanan sorunların takipçisi olmaya devam edeceklerini belirten Bağcıoğlu, askeri sağlık sistemi, personel politikaları, savunma sanayisi ve şehit aileleri ile gazilerin sorunlarının çözüm beklediğini söyledi. Bağcıoğlu, “Askeri eğitim sisteminden personel teminine, hava savunmasından savunma sanayisine kadar milli güvenliği ilgilendiren tüm konuları gündemde tutmayı sürdüreceğiz. Şehit ailelerimizin ve gazilerimizin sorunlarının çözümü, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kurumsal yapısının güçlendirilmesi ve milli savunma kapasitemizin artırılması için çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın