CHP'li Gökçen: Polis karşısında savunma olmaz

19 Mart eylemleri nedeniyle tutuklanan gençlerin polisten işkence gördüklerini söylediğini ifade eden Gökçe Gökçen, mahkeme salonunda polis bulunmasına tepki gösterdi

  • Oluşturulma Tarihi :
  • Güncelleme Tarihi :
  • Kaynak: HABER MERKEZİ
CHP'li Gökçen: Polis karşısında savunma olmaz haberinin görseli

BERKAY ERDEN / Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına tepki olarak başlayan eylemlerde İzmir’de “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla tutuklanan 4 gencin yargılandığı davanın duruşması bugün İzmir Adalet Sarayında görüldü. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen ve CHP İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın’ın da gençlere destek vermek amacıyla bulunduğu duruşmanın ardından adliye önünde bir basın açıklaması yapılırken, açıklamaya eski yönetiminin yargılandığı dava için adliyede bulunan İzmir Barosu da destek verdi.

GÖKÇEN: 2 AYRI DAVA TAKİP ETTİK

Tutuklu gençlerin duruşmasının yanı sıra İzmir Barosu eski yönetiminin yargılandığı davayı da takip ettiklerini belirten Gökçen, “İzmir Barosu davasında beraat kararı çıktığını aktararak, “İzmir’de adliyede 2 ayrı dava takip ettik, İzmir barosu eski yönetiminin davası biri, 'Neden Anayasa Mahkemesi kararlarını uyguladın' diye soruyorlar. Bu suç değil tersine Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamamak suçtur. Laikliği savundu diye insanlar yargı tehdidiyle karşılıyor, baro yönetimi Anayasa Mahkemesi kararını uyguladı diye yargılanıyor. Beratla sonlansa da dava bu davanın görülmesinden utanç duyuyoruz. Bu duruşma gerçekleşirken avukat arkadaşlarımız itiraz etti, silahlı polis gözetimi altında duruşma görülemez. Hakim kararıyla duruşmadan çıkartıldılar ancak öğrencilerin yargılandığı diğer duruşma kolluk kuvvetleri varlığıyla sürüyor. Hakim polisin dışarı çıkartılması talebini reddetti” dedi.

GÖKÇEN: İŞKENCE GÖRDÜKLERİNİ SÖYLEDİLER

Gençlerin polis tarafından işkence gördükleri yönünde beyanları olmasına rağmen, mahkeme salonunda polis olmasını eleştiren Gökçen, “Gençler gözaltına alınırken işkenceye uğradık, susuz bırakıldık, ilaçlarımıza erişemedik dediler. Bu kötü muameleyi yaptığını iddia ettiği kişiler mahkemeyi izlerken savunma yapmak zorunda kalıyorlar. Duruşma devam ediyor. Birkaç sene önce Erdoğan diktatör olsaydı ona diktatör diyebilir misinin derlerdi iktidar tarafından, şimdi bu yargılama bunun üzerine. 19 Mart’ta gözaltına alınıp, tutuklandılar. Erdoğan’ı rahatsız eden bir gelişme oldu, gençler sokağa çıktı, itiraz etti, barışçıl protesto hakkını kullandılar. Hala milyonlar sokağa çıkıyor, özlemini ifade ediyor. Rahatsız olunan budur. 4 genç arkadaşımız bu yüzden tutuklu” ifadelerini kullandı.

CUMHURBAŞKANI ARTIK TARAFSIZ DEĞİL

Cumhurbaşkanına hakaret suçunun Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile anlamsızlaştığını belirten Gökçen, “Cumhurbaşkanına hakaret suçu düzenlendiğinde bu makam siyasi değildi, tarafsız statünün korunması için bu düzenleme yapıldı ancak bugün bir partinin temsilcisi Cumhurbaşkanı. Böyle kişiye yönelik hakaret suçu gerçekleşmemektedir. Ona itiraz edecek her gencin ailesinden bile intikam alınması kapsamında karar verilmiştir. Gençler sokağa çıktıktan 9 ay sonra tutuklandılar. Bugün sınavlarına giremediler, akademik hayatları etkilendi. Bazıları ilaçlarına düzenli erişemediğini ifade ediyor. Daha ciddi suçları işleyenlerin kendilerinden çok daha önce tahliye edildiğini söyledi” şeklinde konuştu.

- REKLAM -

TAŞKIN: KEŞKE HUKUK DİPLOMAM OLSAYDI

Cezaevi ve adliyelere çok sık gittiğini belirten Taşkın, hayatın kendilerini zorunlu hukukçu yaptığını söyledi. Türkiye’deki siyaset dilinin mutlaka değişmesi gerektiğini belirten Taşkın, “Ben siyaset bilimi kökenli bir milletvekiliyim. Ancak son dönemde sürekli adliyelerde ve cezaevlerinde bulunduğum için bazen keşke bir de hukuk diploması alsaydım diyorum. Hayat bizi adeta zorunlu olarak hukukçu yapıyor. Çünkü gençlerimiz yargılanıyor. Daha önce cezaevinde ziyaret ettiğim dört genç arkadaşımızı ve bugün savunmalarını yapan diğer gençleri gördüğümde gurur duydum. Bu gençlerin yeri cezaevleri değil; üniversiteler, eğitim kurumları ve kendi geleceklerini inşa edecekleri alanlardır. Tutuklamayla, hatta soruşturmayla dahi anılmamaları gereken gençler bunlar. Empati çok önemli. Bir anne ya da babanın, çocuğunu kelepçeli halde görmesinin ne kadar ağır bir acı olduğunu herkesin anlaması gerekir. Siyasi mücadelelerimiz, siyasi ayrılıklarımız nedeniyle rakiplerimizi düşmanlaştırarak kimseye bu kötülüğü yapmamalıyız. Bugün süreç o kadar hızlandı ki aynı anda iki davayı takip ettik. Geçmiş dönem yönetimiyle gurur duyduğumuz İzmir Barosu’nun, anayasayı savunduğu için yargılandığı davada beraat kararı verilmesi Türkiye adına, hukuk adına önemli bir kazanımdır. Bu karardan büyük mutluluk duydum. Bir diğer olumlu gelişme ise çoğunluğu üniversite öğrencisi olan gençlerin yargılandığı davada savcının tutuklu arkadaşlar için tahliye talep etmiş olmasıdır. Umarım tüm gençlerimiz bir an önce ailelerine kavuşur, geleceklerini inşa etmeye ve ülkelerine hizmet etmeye devam ederler. Onların kalbini kırmaya, hayatlarını zedelemeye hiç gerek yok. Temel hak ve özgürlüklerini kullanan insanları cezaevi tehdidiyle sınamak ilkel bir yaklaşımdır ve bu topluma yakışmaz. Türkiye’de siyasetin dili değişmeli. Siyaset kurumu hukuka bağlı kalarak topluma zarar veren bu anlayıştan vazgeçmelidir. Çünkü bu toplum, bu seviyenin çok daha ilerisindedir” dedi.

Kaynak: HABER MERKEZİ