Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, tarım sektöründe çalışan milyonlarca emekçinin karşı karşıya kaldığı ağır ve güvencesiz çalışma koşullarını gündeme taşıdı. Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda mevsimlik tarım işçilerinin özellikle yaz aylarında uzun çalışma süreleri ve yüksek sıcaklıklar nedeniyle ciddi risklerle karşı karşıya kaldığını belirten Türeli, temmuz ayında tarım ve ormancılık iş kolunda çalışırken en az 45 kişinin hayatını kaybettiğini ifade etti. Türeli, kayıt dışı ve güvencesiz çalışma nedeniyle gerçek tablonun resmi iş kazası istatistiklerine tam olarak yansımadığına dikkat çekerek, tarım sektörünün kayıt altına alınması ve çalışanların sosyal güvenlik sistemine dahil edilmesi çağrısında bulundu.
EN AZ 45 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
Tarım sektöründe çalışan ailelerin1-12 saat çalıştıklarını belirten Türeli, “Ülkemizde sayıları resmi verilerle dahi tam tespit edilemeyen milyonlarca emekçi, yıllardır süregelen güvencesizlik içinde çalışma hayatını sürdürmektedir. Her yıl mevsimlik işçi olarak tarım sektöründe çalışan aileler, aşırı sıcaklarda günde1-12 saate varan sürelerde çalıştırılmaktadır. Basına yansıyan istatistiklere göre temmuz ayında en az 45 yurttaşımız, tarım ve ormancılık iş kolunda çalışırken hayatını kaybetmiştir. Hükümetin bu alana bakışı ne yazık ki hakları esas alan bir çerçevede şekillenmemektedir. Kayıt dışı ve güvencesiz çalışma koşulları nedeniyle emekçiler, resmi iş kazası istatistiklerinde bile yer almamaktadır” diye aktardı.
“SEKTÖRÜN KAYIT ALTINA ALINMASI ERTELENEMEZ BİR ZORUNLULUK”
Sözlerinin devamında ise Türeli, şu ifadelere yer verdi: “Bu yüzden söz konusu sektörün kayıt altına alınması ve sosyal güvenlik sistemine dâhil edilmesi ertelenemez bir zorunluluktur. Devletin temel sorumluluğu, emeğiyle geçinen yurttaşların çalışma güvenliğini sağlamak ve meslek hastalıklarına karşı güvence vermek; üretim zincirinin görünmez ve korunmasız halkası olan mevsimlik tarım işçisinin yanında yer almaktır. Mevsimlik tarım işçilerinin sorunları, sosyal ve ekonomik haklar temelinde bütüncül biçimde ele alınmalıdır. Bu tablo karşısında sessiz kalınması, sosyal hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır.”