CHP’li Çelik İmralı çağrısını değerlendirdi: Barış mı, pragmatizm mi?

37. Dönem CHP Genel Başkan Yardımcısı Devrim Barış Çelik İmralı’dan gelen silah bırakma çağrısı sonrası açıklama yaptı.


  • Oluşturulma Tarihi : 28.02.2025 20:56
  • Güncelleme Tarihi : 28.02.2025 20:56
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
CHP’li Çelik İmralı çağrısını değerlendirdi: Barış mı, pragmatizm mi?

Çelik, İmralı’dan gelen silah bırakma çağrısına ilişkin sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada Türkiye’nin son 40 yıldır devam eden çatışmaların ardından önemli bir dönüm noktasına geldiğini belirterek, bu gelişmenin sadece Kürt sorununun çözümüne yönelik değil, aynı zamanda Türkiye’nin demokratikleşme süreci için de yeni bir fırsat sunduğunu ifade etti.

Çelik açıklamasında şu ifadelere yer verdi;

"Türk Siyasetinde Yeni Dönemeç: Barış mı, Pragmatizm mi?

Türkiye, son 40 yıllık sürecin sonucunda, ülkenin geleceğini şekillendirecek siyasi gelişmelerin yaşandığı/yaşanacağı bir zaman diliminde. Bu öyle bir dönem ki siyasal ve toplumsal dinamikler açısından kritik kararlar ve keskin dönemeçlerle vuku buluyor.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin beklenmedik çıkışı sonrasında gelen Öcalan’ın çağrısı, sadece Kürt sorununun çözümüne yönelik bir perspektif sunmakla kalmayıp, aynı zamanda Türkiye'nin demokratikleşme sürecine dair derinlemesine bir tartışmayı da beraberinde getireceği anlaşılıyor. Öncelikle barış için sorunun tümüyle çözümüne dair cesur bir adım mı atılıyor, yoksa her zamanki AKP pragmatizmiyle Sayın Erdoğan’ın önünü açacak alternatif bir yol mu aranıyor?

Bu çağrıdan kısa bir süre önce Cumhuriyet Halk Partisi’nin 7nci Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye’deki siyasal dönüşümün otoriterleşme eğilimleri ve demokratik kurumların zayıflaması üzerine odaklanan eleştirel bir analiz yayınladı. İşte bu analiz, aslında bu konuyla ilgili bize bir bakış açısı, daha doğrusu bir zemin oluşturuyor. Kılıçdaroğlu’nun “diktaya evrilen otoriter bir rejim” tespiti, günümüz siyasal iklimi ve bu çağrıyla gelen demokratik bir çözüm zemini yaratma potansiyeliyle uyumlu görünmüyor. Zira, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümün ancak demokratik bir ortamda mümkün olabileceği de aşikar. Önceki genel başkanımızın işaret ettiği ve CHP'nin geleneksel olarak savunduğu, kuvvetler ayrılığına dayalı demokratik sistemin güçlendirilmesi gerektiği tezi, çözüm sürecinin başarısı için hayati önem taşımaktadır.

Nitekim Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel CHP’nin Kürt meselesine yaklaşımını ve çözüm sürecindeki pozisyonunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Özel, CHP’nin demokratik çözüm vurgusunu yineleyerek, terörle arasına kesin bir mesafe koymuş ve toplumsal rıza ile mağduriyetlerin giderilmesinin önemini vurgulamıştır. Bu yaklaşım, CHP'nin çözüm sürecinde aktif ve yapıcı bir rol üstlenme arzusunu yansıtmaktadır. Bu tutum, CHP'nin tarihsel olarak benimsediği, sorunların diyalog ve uzlaşı yoluyla çözülmesi gerektiği anlayışıyla örtüşmektedir.

Bu bağlamda, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesi, CHP açısından sürecin temel dayanaklarından biridir ve CHP'nin geleneksel çizgisi, bu ilke doğrultusunda, her zaman barışçıl ve demokratik çözümlerden yana olmuştur.

Genel olarak değerlendirildiğinde bu çağrı, Kürt sorununun çözümünde yeni bir paradigma değişikliğine işaret etmektedir. Şiddet yerine diyalog ve müzakereyi ön plana çıkaran bir yaklaşım, çözüm sürecine ivme kazandırabilir. Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde önemli bir fırsat sunmaktadır. Hukuk devleti ilkelerine saygı, insan hakları ve özgürlüklerin korunması, çözümün temel unsurları olmalıdır. Kürt sorununun çözümü, geniş bir toplumsal mutabakatı gerektirmektedir. Şehit aileleri, gaziler, mağdurlar ve tüm toplum kesimlerinin katılımıyla, adil ve kalıcı bir çözüm bulunmalıdır.

Çözüm sürecinde tüm siyasi aktörlerin yapıcı ve sorumluluk sahibi bir rol üstlenmesi gerekmektedir. CHP’nin, demokratik ilkeler doğrultusunda çözüm sürecine katkı sağlaması, sürecin başarıya ulaşmasında kritik bir öneme sahiptir. Ayrıca Kürt sorunu, aynı zamanda bölgesel ve uluslararası boyutları da olan bir sorundur. Bu süreçte, bölgesel ve uluslararası aktörlerle işbirliği yapılması, sürecin desteklenmesi açısından önemlidir.

Öcalan’ın çağrısı, AKP iktidarı tarafından siyasi pragmatizme kurban edilmezse Türkiye’nin iktisadi, siyasi ve toplumsal geleceği açısından önemli bir dönemeç olabilir. Bu çağrının değerlendirilmesi, amasız fakatsız terörün bitirilmesi ve silahların bırakılması sonucunda Türkiye’nin demokratikleşme sürecine katkı sağlayarak, toplumsal barışın güçlenmesine yardımcı olabilir.

Bu süreçte, Atatürk'ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesi ve CHP’nin geleneksel çizgisi, bizler için yol gösterici olmalıdır”

HABER MERKEZİ

Yazarımız Kim ?

HABER MERKEZİ