- Siyaset
- 10.05.2025 16:10
Başbakan Ahmet Davutoğlu ve ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'in Dolmabahçe'deki Başbakanlık Ofisi'nde gerçekleşen görüşmesi sona erdi
Davutoğlu ve Biden, görüşmenin ardından ortak basın açıklaması yaptı. Davutoğlu, Bugün çok değerli bir dostumuzu, stratejik ortağımız, model ortağımız ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'i ülkemizde ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Türkiye ABD ilişkileri soğuk savaş döneminde de sonrasında da hep çok özel çok farkı tam bir ortak strateji ve vizyona dayalı yapılandırılmış bir ilişkidir. Dolayısıyla kritik tarihi dönemlerde bu ilişki önemli rol oynamıştır. Türkiye ABD'yi her zaman stratejik ortak olma ve dost olmanın yanı sıra sadece askeri değil ekonomik bakımdan da büyük ortak çıkarların temsil edildiği bir ilişki olarak görmüştür dedi.
ORTAK HASSASİYETİMİZ VAR
Davutoğlu konuşmasında, Sultanahmet'e giderek 12 Ocak saldırısında hayatını kaybedenler için karanfil bırakmasını ve teröre karşı gösterdiği dayanışma için Biden'e teşekkür etti. Davutoğlu, Görüşmede teröre karşı ortak bir tavır alma konusunda aynı yaklaşımı benimsediğimizi teyit ettik. Türkiye için terör hangi etnik temel ya da kültürel temele dayanmış olursa olsun hangi ülkeyi hedef almış olursa olsun insanlık suçudur. Biz, DEAŞ, PKK, DHKP-C, El Nusra, gibi terör örgütleri arasında bir fark görmedik. ABD ile bu terör örgütlerine karşı ortak davranma konusunda hassasiyetimiz var. Bu çerçevede görüşlerimizin ortak bir temele dayandığını görmekten memnuniyet duyuyoruz. Terör bugün bir ülkeyi aynı anda tek başına tehdit etmiyor. Çevre ülkelerdeki gelişmeler de terörü tetikleyen sonuçlar doyuruyor ifadelerini kullandı.
BÜTÜN KRİTİK BÖLGELERİ ELE ALDIK
Görüşmeye dair Bugün haritalar üzerinde tek tek bütün kritik bölgeleri ele aldık diyen Ahmet Davutoğlu şöyle konuştu:
Türkiye olarak ulusal güvenlik kaygılarımızı Sayın Biden'e açık ve net bir şekilde ifade ettim. Türkiye sınırları boyunca ki, Irak ve Suriye boyunca sınırlarımızın ötesinde malesef bir devlet otoritesi yok. Türkiye Suriye'de aynı anda 3 risk unsurunu birlikte bir tehdit olarak görmektedir. Birincisi rejimdir. Barbarca zulümleriyle mülteci akınlarına sebebiyet vermiştir. İkincisi DEAŞ'tır, ki onlarda barbarca terör eylemleriyle insanlık suçu işlemiştir. Üçüncüsü de YPG'dir. Çünkü YPG de aynı şekilde bulunduğu kontrol ettiği bölgelerde Arap ve Türkmenleri ve kendisi gibi düşünmeyen Kürtleri tam bir etnik temizlik mantığıyla temizlemeye kalkmış ve Türkiye içinde teröre destek olacak faaliyetler içinde bulunmuştur. Dolayısıyla bu üç unsuru da biz tehdit olarak görüyoruz, gerektiğinde bu üç unsura karşı ulusal güvenliğimizin gerektirdiği her türlü adımı atma konusunda kararlı bir tutum sergiliyoruz.
İNSANLIK SUÇUNUN İŞLENDİĞİ YÖNTEMLERE KARŞIYIZ
Başbakan Davutoğlu, Türkiye'nin ulusal güvenlik sıkıntılarını bu şekilde anlattıktan sonra Sayın Biden ile Suriye'deki geçiş suretiyle ilgili kanaatlerimizi paylaştık. Önümüzdeki dönemde Suriye'deki barış görüşmeleri esnasında iki hususu ortak bir zeminde görüyoruz. Birincisi Suriye muhalefetinin temsili konusunda hiçbir bulanıklık olmamasıdır. Türkiye olarak biz, ki ABD'nin de bu görüşü paylaşmasından memnuniyet duyuyoruz, muhalefet safında net olarak sadece meşru Suriye muhalefetinin olması önemlidir. Yine bu görüşmeler sürerken Madaya başta olmak üzere insanlık suçunun işlendiği kuşatmalar altında insanların aç ve susuz bırakıldığı yöntemlere karşı da aynı insani yaklaşımı sergiliyoruz dedi.
YPG, PKK'NIN BİR PARÇASIDIR VE ONDAN DESTEK ALMAKTADIR
Türkiye'nin hedefi sınırlarımızdaki bütün DEAŞ unsurlarının temizlenmesidir, kesinlikle sınırlarımızda DEAŞ unsuru görmek istemiyoruz diyen Başbakan Davutoğlu, Son dönemde Suriye ılımlı muhalefetinin DEAŞ'a karşı yürüttüğü mücadele bu bakımdan Türkiye ve ABD olarak desteklenen mücadeledir. Ancak yine bu mücadele esnasında, Rusya'nın hava operasyonlarını bu mücadeleye engel olmaması, sekteye uğratmaması konusunda da ortak kaygılarımız paylaştık. Biz sınırımızda ne DEAŞ ne PKK, ne de rejim unsurlarının paramiliter güçlerini görmek istemiyoruz. Bu Suriye'deki geçiş konusunda DEAŞ'a verilecek destek konusundaki ortak tutumumuzu tekrar gözden geçirdik. Burada önem verdiğimiz husus şudur; YPG, PKK'nın bir parçasıdır ve PKK'dan açık bir şekilde destek almaktadır. Aynı şekilde Suriye sınırı hassasiyeti dolayısıyla Nusaybin, Silopi gibi Cizre gibi doğrudan sınıra komşu ya da Telabyad-Akçakale gibi neredeyse şehirlerin ortadan bölündüğü konjektürde Suriye'den Türkiye'ye dönük her türlü terörist sızmasını her türlü silah aktarımını doğrudan Türkiye'ye yönelik düşmanca bir tavır olarak telakki ettiğimiz Sayın Biden ile paylaştım ifadelerini kullandı.
BAŞİKADA BULUNUŞUMUZUN TEK HEDEFİ VAR
Görüşme'de Başika'daki Türkiye'nin eğitim kampı çerçevesinde yaşanan gelişmelerin de ele alınarak değerlendirildiğini kaydeden Davutoğlu, Irak'ta PKK'nın mevcudiyeti Türkiye'nin Irak'ta PKK ve DEAŞ'a karşı etkin bir mücadelede yer almasını gerekli kılmaktadır. Biden 2014'te de geldiğinde üzerinde durmuştuk. DEAŞ'a karşı Türkiye'nin aktif destek vermesi gerektiği konusunda. Biz bu aktif desteği göstermek için Musul'un kurtarılması yönende bir eğitim kampı kurmuştuk. Bunun Irak hükümeti tarafından yanlış yorumlanmasını doğrusu uluslararası koalisyonun DEAŞ'a karşı yürüttüğü mücadele bağlamında da doğru görmüyoruz. Orada Türkiye Irak toprak bütünlüğüne Irak'ın egemenliğine saygı çerçevesinde bulunmaktadır. Orada bulunuşumuzun tek hedefi vardı; DEAŞ'ın Musul'dan ve Türkiye'ye yakın mücavir bölgelerden uzaklaştırılmasıdır. Bu konuda da ABD ile perspektifimiz aynıdır. DEAŞ'ın Irak ve Suriye'de etkisi kırılana kadar halkın desteğine sahip meşru yönetim güçlerinin kontrolünü sağlayana kadar bu mücadelede çalışmaya devam edeceğiz diye konuştu. (DHA/İSTANBUL)