Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Türkiye Yüzyılı Buluşmaları” programı kapsamında Diyarbakır’ı ziyaret etti. Kentteki temaslarına Sur ilçesinde bulunan tarihi Ulu Cami’de cuma namazını kılarak başlayan Fidan, namazın ardından bölgedeki esnafı ziyaret edip vatandaşlarla bir araya geldi.
Daha sonra Diyarbakır Valiliği’ne geçen Bakan Fidan, burada şeref defterini imzaladı ve Vali Murat Zorluoğlu ile görüştü.
Fidan’ın programına Vali Zorluoğlu’nun yanı sıra AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Mehmet Galip Ensarioğlu ve Suna Kepolu Ataman, eski Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, AK Parti İl Başkanı Hamit Sümer ile MHP İl Başkanı Hasan Özcoşkun da katıldı.
Bakan Fidan, valilik ziyaretinin ardından AK Parti İl Başkanlığı tarafından düzenlenen “Kardeşlikle Kenetlenen İstikrarla Güçlenen Türkiye” başlıklı toplantıya iştirak etti.
‘DİYARBAKIR HAK ETTİĞİ TARİHSEL YOLCULUĞUNDA DEVAM EDECEK’
Burada konuşma yapan Bakan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Diyarbakır’a büyük önem verdiğini söyleyerek, “Diyarbakır, coğrafyası özel, insanları özel, iklimi özel, her şeyi özel. Tabii zaman zaman tarihte bu oluyor. Bu özel anlar nazara geliyor. Böyle bir 30-40 sene inkıta anına giriyor. Bu tarihsel yürüyüş biraz sekteye uğramış gibi oluyor. Ama sonra tekrar tarihin kendi rotası devam ediyor. Biz inanıyoruz ki özellikle AK Parti’nin son 25 yıldır ortaya koyduğu icraatlarla Diyarbakır, hak ettiği tarihsel yolculuğunda devam edecek. Ekonomik kalkınması, bölgesel gelişmesi, sosyal gelişmesi, ticarete, teknolojiye ev sahipliği yapması ve bölgedeki diğer ekonomik ve kültürel havzalarla olan ilişkisi giderek daha da artacak” dedi.
“Biliyorsunuz, 12 Eylül zihniyeti denen bir zihniyet vardı. Özellikle kimlik inkarını, Kürtlerin kimliğini inkar eden bir duruşun neredeyse sembolü haline gelmiş bir zihniyet vardı” diyen Bakan Fidan, şu ifadeleri kullandı:
“Bu zihniyetin hem pratikte hem hukuki zeminde hem zihni zeminde son bulmasını sağlayan, gerçekten AK Parti kadrolarının halk yoluyla, seçim yoluyla iktidara gelmesi oldu. 12 Eylül zihniyetinin ortaya çıkarttığı, kimliği reddeden, belli bir azınlık dışındaki genel yapıyı dışlayan duruş, ülkenin bütünlüğünü, beraberliğini, güvenliğini, ekonomisini, kalkınmasını, aklınıza ölçülebilen ne parametre geliyorsa hepsini geriye götürdü. Hiçbirini ileriye götürmedi. AK Parti iktidarlarıyla beraber, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gerçekten kimlik inkarının ortadan kalkması, bütün vatandaşlarımızın anayasal vatandaşlık çerçevesinde, sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu için kendi etnik kimliğinden, inancından bağımsız olarak eşit muamele görmesi prensibi bizim yaptığımız en büyük siyasal devrim olmuş. Her insanın kimliğini, kültürünü, inancını, durduğu yeri kabul etmek ve bunun içerisinden bir toplumsal bütünleşme ve kaynaşma üretmek önemli. 13 yıl önce aslında bu konu çözülebilirdi. Bütün bunların hepsi bütün sorunların çözüldüğü manasına mı geliyor? Tabii ki gelmiyor. Ama konu sorunun olup olmaması değil. Konu, bir sorunu, toplumsal sorunu, bir siyasal sorunu hangi yöntemle çözmek istediğiniz ile alakalı. Şiddetle mi? Siyasal şiddetle mi, yoksa diyalog yoluyla mı? Türkiye’de siyasal partilerin işleyişi, Meclis’in işleyişi, basının işleyişi, yani herkes kendi bulunduğu yeri ve siyasi pozisyonu siyaset yoluyla, diyalog yoluyla, topluma anlatma yoluyla ilerletmekte imkan sahibi. Bunun yerine siyasal şiddeti, terörü kullandığınız zaman bu bambaşka bir zemin açıyor. Artık burada halklar, onlar, bunlar, kimlikler konuşmuyor. Burada kan var. Burada başka bir dil var.”

‘ŞİDDET YOLUYLA DEĞİL, DİYALOG YOLUYLA GÖTÜRECEĞİZ’
Bakan Fidan, “Şimdi Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ortaya konan bu kardeşlik sürecinde inşallah biz artık çok uzun zaman önce gerçekten nihayete ermesi gereken bir sorunun sonuna gelip, bundan sonra elimizde varsa herhangi bir sorun ve tartışma alanını medeni bir şekilde, bütün dünyanın yaptığı gibi, Meclis’in çatısı altında, başka siyasal platformlarda, şiddet yoluyla değil diyalog yoluyla götüreceğiz. Diyarbakır ve bölge hak ettiği ekonomik pozisyona ulaşacak diye biz değerlendiriyoruz. İnşallah bütün hedefimiz de o yönde. Sadece Türkiye’deki sorunu değil, ‘terörsüz bölge’ perspektifi adı altında esas itibarıyla Suriye’nin de istikrarını, Irak’ın da istikrarını sağlayacak, siyasal şiddeti ortadan kaldıracak bir düzeni artık bölgemize getirmek lazım” dedi.
‘25 SENE ÖNCEKİ DURUMLA ŞİMDİKİ DURUM İNANILMAZ DERECEDE FARKLI’
Bölgeyi kara yoluyla gezdiğini anlatan Fidan, “Ahlat’taki etkinlikten sonra dedim ki kara yoluyla, kendim araba sürerek arkadaşlarla beraber döneyim. Oradan Van Gölü’nün etrafından Muş’a, Muş’tan Solhan’a, Solhan’dan Bingöl’e, Bingöl’den Elazığ’a, Elazığ’dan Malatya’ya kadar kendim arabayı kullanarak, her tarafa bakarak, durarak geldim. Çünkü şehirlerde bulunuyoruz ama şehirlerarası yollar nasıl? Köyler nasıl? İlçeler nasıl? Yani bunu da yerinde görmek lazım. Gerçekten 25 sene önceki durumla şimdiki durum inanılmaz derecede farklı. Bir defa duble yollar, artık kerpiç evler görmüyoruz. Silvan Barajı’nın durumu ile ilgili de gerçekten çok umut verici bilgiler aldım. Burada barajımızın müştemilatıyla, çevre tünelleriyle beraber bitmesi, Dicle Barajı ve Kralkızı Barajı’nın ilave tesislerinin de bitmesiyle, Bakanımızın söylediği yaklaşık 4 milyon dönüm ilave alanın, yani sıfırdan sulanması değil de daha iyi sulanması ve ürünün 2-2,5 misli artması söz konusu olacak. 2028-2029’dan itibaren de tarım merkezli olan ekonomik gelirin kaç kat çıkacağını düşünüyoruz? Yani birkaç milyar dolarlık bir ilave gelir olacak” açıklamasında bulundu.
‘ÖNÜMÜZDE ÇOK AMA ÇOK GÜZEL GÜNLER VAR’
Bakan Fidan, “İnşallah üzerimizde kara bulut gibi dolaşan bu terör meselesi ortadan kalkar. Bu proje, gerçekten siyasal şiddetin gündemden çıktığı, artık her şeyin medeni bir şekilde anlaşarak, konuşarak halledildiği bir ortama döndüğümüz andan itibaren, şu andaki mevcut kalkınma durumunun, ekonomik durumun katbekat üstünde bir performans sergileyeceğimizi gösteriyor. Önümüzde çok ama çok güzel günler var. Buna yürekten inanıyorum. Bunu mümkün kılan bütün kardeşlerime çok teşekkür ediyorum. Yani bölge halkının bu konuya sonuna kadar sahip çıkması, desteklemesi, aklıselimi ayakta tutması gerçekten önemliydi. Bu konuda ortaya koyduğunuz çaba her türlü takdirin üstünde” dedi.
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın