İzmir’deki sendika düğümüne bilimsel teşhis: Müdahale değil makul uzlaşı

CHP Genel Merkezi’nin İzmir’deki sendika krizlerine müdahalesini değerlendiren Prof. Dr. Tanju Tosun, bu sürecin yerel yönetim özerkliğine müdahale değil, “İyi niyetli ve makul bir çözüm arayışı” olduğunu söyledi

  • Oluşturulma Tarihi :
  • Güncelleme Tarihi :
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
İzmir’deki sendika düğümüne bilimsel teşhis: Müdahale değil makul uzlaşı haberinin görseli

KEMAL ÖZKURT - ÖZEL HABER - İzmir Büyükşehir Belediyesi ile sendikalar arasında son iki yılda yaşanan krizler, toplu iş sözleşmesi ve ücret tartışmalarının ötesine geçerek belediye yönetiminin kurumsal kapasitesini de tartışmaya açtı. Cemil Tugay’ın göreve gelmesinin ardından özellikle DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası ile yaşanan grev, TİS ve ödeme krizlerinde çözümün belediye içinde üretilememesi, CHP Genel Merkezi’nin devreye girmesiyle sonuçlandı. CHP’li genel başkan yardımcılarının İzmir’e gelerek sendika temsilcileri ve Başkan Tugay’la ayrı ayrı görüşmeler yürütmesi, yerel yönetimin kriz yönetiminde parti merkezine bağımlı hale geldiği eleştirilerini güçlendirdi. Bu tabloya ilişkin değerlendirmede bulunan Siyaset Bilimci Prof. Dr. Tanju Tosun, CHP Genel Merkezi’nin sürece dahil olmasının doğrudan yerel yönetim özerkliğine müdahale olarak okunmaması gerektiğini vurguladı. Türkiye’de yerel yönetimlerin zaten merkezi idarenin geniş vesayet yetkileri altında faaliyet yürüttüğüne dikkat çeken Tosun, bu müdahaleyi “İyi niyetli ve makul bir çözüm arayışı” olarak niteledi. Belediyenin bütçe dengeleri ile emekçi talepleri arasında denge kurmaya çalıştığını belirten Tosun, yaşanan gerilimlerin hizmetlerde aksamalara yol açsa da kalıcı bir olumsuz etki yaratmadığını ifade etti.

tanju tosun

ÖZERKLİĞE MÜDAHALE OLARAK DEĞERLENDİRİLEMEZ

CHP Genel Merkezinin sendika ile belediye arasında yaşanan bu çözüm arayışında devreye girmesinin yerel yönetimlerin özerkliğine müdahale anlamında değerlendirilemeyeceğini söyleyen Tosun, “Türkiye’de merkezi yönetimin yerel yönetimler üzerindeki geniş vesayet yetkilerini dikkate aldığımızda, bir parti genel merkezinin belediye ile sendika arasındaki çözüm arayışında arabulucu ya da hakem olarak devreye girmesi iyiniyetli bir girişimin ötesinde anlam yüklenmemeli. Güçlü yerel yönetim tartışması yapılacaksa, merkezi yönetimin yerel yönetimler üzerindeki vesayet yetkilerinin sınırlandırılması bağlamında meseleler tartışılmalı. Son tahlilde tabii ki yerel yönetimlerden belediyelerin bu tür sorunları hakem ya da arabulucuya ihtiyaç kalmadan çözmeleri ideal olandır. Fakat, çözüm arayışlarının tıkandığı noktada genel merkezin böyle bir işlev üstlenmesi makul olanda uzlaşma konusunda genel merkezin sorun çözme kapasitesi anlamında birikimi ve tecrübeleriyle ilişkilendirilebilir” diye konuştu.

disk

İZMİRLİLER TEK BİR YERDEN OKUMUYOR

Grev ve işçi eylemlerinin kent kamuoyundaki karşılığına ilişkin değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Tanju Tosun, İzmir’de bu sürece dair ortak bir kanaat olmadığını söyledi. İzmirlilerin meseleye farklı açılardan baktığını belirten Tosun, “Grev ve işçi eylemlerine İzmirlilerin bakışı konusunda bir mutabakat yok. Haklı bulanlar da haksız bulanlar da var. Belediye bir yandan işveren olarak bütçe dengelerini, diğer yandan sosyal demokrat bir belediye olarak emekçi taleplerini ve yönetilenlerin reflekslerini gözetmeye çalışıyor. Süreç zaman zaman uzasa ve hizmetlerde aksama yaşansa da çözüme ulaşılıyor. Belediyenin sınırlı kaynakları nedeniyle ücret taleplerinin uzun ve çetin pazarlıklara konu olduğu da unutulmamalı. Bu sürecin İzmirlilerin sahip olduğu siyasi olgunluk çerçevesinde okunduğunu, bu nedenle muhalif kesimde eleştiriler artsa da destekleyenler açısından belirgin bir olumsuz etki yaratmadığını düşünüyorum” dedi.

grev

YEREL DEMOKRASİ BU ÖRNEKLE OKUNAMAZ

Yerel yönetim özerkliği ve demokrasi tartışmalarının bu örnek üzerinden okunamayacağını belirten Prof. Dr. Tanju Tosun, asıl meselenin merkezi yönetimin yerel yönetimler üzerindeki vesayet yetkileri olduğuna dikkat çekti. Tosun, “Türkiye’de yerel yönetimlerin demokratikliği, özerkliği ve katılımcı pratiklerini bu örnek üzerinden incelemek mümkün değil. Özerklik, merkezi yönetimin yerel yönetimler üzerindeki kaynak dağıtımı ve proje onayları gibi vesayetinin azalması olarak düşünülmelidir. Bugün yerel yönetimler yakın dönem tarihinde hiç olmadığı kadar merkezi yönetimin vesayeti altındadır. Yerel yönetim pratiğimiz büyük ölçüde merkezi yönetime bağlı, rutin bürokratik görevleri yerine getiren yapılara dönüşmüştür. Demokratik siyasi kültürün zayıf olduğu bir ülkede vesayet yetkisi tamamen kaldırılsa bile, yerel yönetimlerin popülizm riskinden kolayca çıkamayacağını da unutmamak gerekir” dedi.

chp

GÜVEN KAYBI KALICI HALE GELMİYOR

Süreçlerin uzamasının taraflar arasında güven sorununa yol açıp açmadığına ilişkin değerlendirmede bulunan Prof.Dr. Tanju Tosun, yaşanan gerilimlerin kalıcı bir kırılmaya dönüşmediğini söyledi. Tosun, “Bu tür çözüm arayışlarında sürecin uzaması iki kesim arasında güven kaybı potansiyeli yaratsa da, son noktada uzlaşmaya varılması bu kaybın kurumsallaşmamasıyla sonuçlanıyor. Çünkü son tahlilde yerel yönetim emekçi taleplerine duyarsız kalmıyor” dedi.

Yönetilebilirlik tartışmalarının algılar yerine hizmetler üzerinden yapılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tanju Tosun, kamuoyu ve seçmen nezdindeki imajın bu çerçevede şekillendiğini söyledi. Tosun, “Yönetilebilirlik konusunu algılar üzerinden değil, yurttaşların somut yerel hizmet talepleri ve belediyelerin hizmet sunumları üzerinden değerlendirmek gerekir. Sosyal demokrat seçmenin ağırlıkta olduğu kentlerde bu tartışma, emek örgütlerinin taleplerinden ziyade sunulan yerel hizmetlerden duyulan memnuniyet üzerinden okunmalıdır. Bu yaklaşım, yönetilebilirlik imajına dair daha somut bulgular sunar” dedi.

Kaynak : HABER MERKEZİ

Okumaya Devam Et

Aşağı kaydırmaya devam edebilir veya ilgi alanınıza göre seçim yapabilirsiniz.