İzmir’de içme suyu kalitesi ve altyapı tartışmaları sürerken, AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya, kentte yürütülen su politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kaya, İZSU’nun “musluk suyu içilebilir” yönündeki açıklamalarına eleştiriler yönelterek, bu tür söylemlerle değil somut, ölçülebilir ve uzun vadeli altyapı yatırımlarıyla yönetilen bir su politikasına ihtiyaç olduğunu ifade etti. Su meselesinin bir algı ya da reklam konusu değil, doğrudan halk sağlığını ilgilendiren temel bir hizmet alanı olduğunu vurgulayan Kaya, İzmir’in ciddi bir altyapı dönüşümüne ihtiyaç duyduğunu belirtti. Gerçekçi, bilimsel ve uzun vadeli bir altyapı devrimi gerektiğini ifade eden Kaya, "Bu iş sloganla, algıyla, 'merak etmeyin' açıklamalarıyla yönetilmez. Bilim, planlama ve ciddiyet ister. Ama ne yazık ki bugün İzmir'de gerçek tablo çok ağır. Vatandaş artık kuru açıklama değil, musluğunu güvenle açabileceği bir şehir istiyor" dedi.

YÜZDE 32’LİK SU KAYBI
Şehrin altyapısının eski ve şebekenin yorgun olduğuna dikkat çeken Kaya, kayıp kaçak oranlarının ürkütücü seviyelere ulaştığını ifade ederek, “Deniz, evinde musluk suyu içebiliyor musun? İZSU Genel Müdürlüğü zaman zaman çıkıp 'Musluklarınızda akan suyu gönül rahatlığıyla içebilirsiniz' diyor. İnsan gerçekten merak ediyor. Bu açıklamaları yapanlar acaba evlerinde ne zaman en son musluk suyu içti? İzmirli hemşerilerimize soruyorum; kimler evindeki musluktan güvenli su içebiliyor? Çünkü İzmir'de vatandaşın önemli bir kısmı bırakın içmeyi, musluk suyuyla çay demlemeye bile tereddüt ediyor. Oysa su meselesi, reklam işi değil, halk sağlığı meselesi. Su ve kanalizasyon altyapısı bir şehrin vitrini değil hayat damarıdır. Bu iş sloganla, algıyla, 'merak etmeyin' açıklamalarıyla yönetilmez. Bilim, planlama ve ciddiyet ister. Ama ne yazık ki bugün İzmir'de gerçek tablo çok ağır. Şehrin altyapısı eski, şebeke yorgun, kayıp kaçak oranı ürkütücü seviyede. Düşünün, İzmir'deki suyun yüzde 32'si kaynağından çıkıp vatandaşa ulaşana kadar yer altında kayboluyor. Yani her üç bardak suyun biri musluğa ulaşmadan yok oluyor. Ve bunun ekonomik karşılığı son 6 yılda yaklaşık 7,5 milyar liralık içme suyu kaybı. Üstelik bu zarar dönüp dolaşıp vatandaşın sırtına yükleniyor. Su faturaları kabarıyor ama sorun çözülmüyor” diye konuştu.
ALTYAPI DEVRİMİNE İHTİYAÇ VAR
Arıtma tesislerinin yetersizliği ve yağmur suyu ile kanalizasyon hatlarının ayrıştırılmasındaki eksikliklere vurgu yapan Kaya, “2026 yılındayız. Arıtma tesislerimiz yetersiz. Yağmur suyu, kanalizasyon ayrışması tamamlanmamış. Olması gereken ayrıştırma kanalı uzunluğu 5 bin kilometre. Peki bugün İzmir'de bu ne kadar? Sadece 850 kilometre. Kısacası İzmir'in 'musluk suyu içilebilir' propagandasına değil; gerçekçi, bilimsel, uzun vadeli bir altyapı devrimine ihtiyacı var. Çünkü vatandaş artık kuru açıklama değil, musluğunu güvenle açabileceği bir şehir istiyor” diye belirtti.
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın