Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili Prof. Dr. Ümit Özlale, küresel ölçekte etkisini artıran Hürmüz kriziyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Krizin klasik bir enerji şokunun ötesine geçtiğini vurgulayan Özlale, yaşanan sürecin “değer zinciri krizi” olarak tarihe geçeceğini ifade etti. Türkiye’nin özellikle Asya’dan ithal edilen ara mallarda yaşanacak olası kesintilerden doğrudan etkileneceğine dikkat çeken Özlale, enerji maliyetlerinden tarıma, sanayiden KOBİ’lere kadar geniş bir alanda etkilerin hissedileceğini belirtti.
HÜRMÜZ’DEKİ KRİZ TÜM DÜNYAYI ETKİLİYOR
Geçmişte yaşananlar ile günümüzde yaşanan krizi kıyaslayan Özlale, şuan yaşanan krizin tarihe değer zinciri krizi olarak geçeceğini açıkladı. Türkiye açısından en büyük sorunun Asya’dan ithal edilen ara mallarda yaşlanacağını belirten Özlale, “Operasyonel verimliliği önceleyip dirençli olmayı ikinci plana atmanın maliyeti bu çağda çok yüksek. Bu yeni koşullarda dirençlilik verimlilikten daha önemli. Küreselleşme yerini bölgeselleşmeye bırakıyor: COVID’den sonra bu dönem de bize uzun tedarik zincirlerinin kırılganlığını gösterdi. Bölgesel ekonomilerin önem kazandığı, yerinde ya da yakın üretimin ön plana çıktığı bir döneme girdik. 1970’lerdeki krizden farklı bir durum var: 1970’lerde yine aynı coğrafyada ve aynı aktörlerin yer aldığı iki farklı petrol şoku yaşanmıştı. Bu süreç daha farklı ve Hürmüz krizi bugün sona erse bile küresel piyasalar üzerindeki etkisi 1970’ler’den daha şiddetli olacak. Peki neden? Kıyılarımıza yaklaşan bir tsunami var: Çünkü bu kriz tarihe petrol/enerji krizi olarak değil değer zinciri krizi olarak geçecek. Hürmüz’deki tıkanma, petrolden plastiğe, gübreden gıdaya kadar tüm üretim zincirini kesen bir kriz. Bizim için en büyük problemlerden biri Asya’dan ithal ettiğimiz ara mallarının üretiminde yaşanacak kesintiler olacak” dedi.
AKARYAKITTAN VERGİLER KALDIRILMALI
Enerji şokunun etkisini azaltmak için akaryakıttan alınan vergilerin kaldırılması gerektiğini dile getiren Özlale, “Bu krize aynı ezberlerle girilmemeli. Ücretleri baskılayan, talebi daraltan klasik kemer sıkma politikaları şu ana kadar işe yaramadığı gibi bu gelen krizi de yönetemez. Gereksiz kamu harcamalarını kıstıktan sonra doğru destek politikalarıyla önümüzdeki dönemde bütçe açığı vermekten çekinmemeliyiz. Enerji şokunun etkisini azaltmak mümkün: İlk olarak akaryakıttan alınan vergilerin kaldırılması şart. Daha sonra da enerji faturalarında doğru bir sübvansiyon modeli izleyerek kamu maliyesi üzerindeki yük hafifletilmeli. Türkiye, gelir gurubundan bağımsız olarak herkesin eşit şekilde sübvanse edildiği, sanayinin diğer kesimleri sübvanse ettiği modeli bırakmalı. Gelirleri korumadan ekonomi korunamaz: Bu süreçte ücretleri baskılamak yerine gelirleri korumak gerekir. Bu yüzden de asgari ücretin düzenli güncellenmesi, kısa çalışma ödeneği, dar gelirliye doğrudan nakit destek önemli” ifadelerini aktardı.
ÇİFTÇİ VE KOBİLER DESTEKLENMELİ
ABD, İsrail ve İran arasında yaşanan krizin özellikle tarım sektörünü etkilediğini söyleyen Özlale, “Tarım bu krizin merkezinde. Enerji, lojistik ve gübre maliyetlerinin artması kaçınılmaz. Bu yüzden de çiftçiye faizsiz kredi, gübre ve mazot desteği ile borçların yeniden yapılandırılması konularında harekete geçilmeli. KOBİ’ler ve esnaf her zamankinden kırılgan. Doğru kurgulanmış ve şeffaf yürütülecek KGF teminatlı kredi ve Eximbank desteklerinin artırılması önem taşıyor. Bunun duyurulması ve yürürlüğe girmesi için fazla bir zaman yok” şeklinde konuştu.
KRİZ FIRSATLAR İÇERİYOR
Demiryolu ve liman yatırımlarının süreç içerisinde önem kazandığını ifade eden Özlale, “Değer zincirlerinin kısalacağı, Kalkınma Yolu ve Orta Kuşak gibi alternatif ticaret rotalarının önem kazanacağı bir dönem Türkiye için önemli fırsatlar içeriyor. Özellikle demiryolu ve liman yatırımları bu süreçte kritik önem taşıyor. Sanayide stratejik sektörlerin önemi bir kez daha ortaya çıktı: Bu kriz bir kez daha kimya gibi stratejik sektörlerin ülkeler için önemini ortaya çıkardı. Plastikten tekstile, otomotivden ilaca kadar üretimin temel girdileri bu sektörden geliyor. Bu alandaki en küçük aksama, tüm sanayi üretimini durdurabilecek bir domino etkisi yaratıyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönemim yatırım programlarında bu sektörün ülkede geliştirilmesi için daha fazla kaynak ayrılmalı” ifadelerini aktardı.
NÜKLEER ÇÖZÜM DEĞİL
Enerji bağımlılığının nükleer enerjide de devam ettiğini vurgulayan Özlale, “Bütün kurumsal zayıflıklarımızı ve çevre sorunlarını göz ardı etsek bile nükleer şu an için çözüm değil. Türkiye teknoloji ve hammadde açısından nükleerde dışa tam bağımlı. Nükleer enerji elektrikte dışa bağımlılığı azaltsa da uranyum zenginleştirme kapasiten yoksa doğalgaz bağımlılığını azaltırken nükleer yakıt tedarikçilerine bağımlı hale geliyorsun. Yani dışa bağımlılığın azalmıyor” dedi.
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın