Sayfa Yükleniyor...
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke, İŞKUR'un eylül verilerinde kayıtlı işsizlerin bir ay öncesine göre 1.1 milyon kişi azaldığını bilmesini ile ilgili gazetemize özel açıklamalarda bulundu
CENGİZ ALDEMİR/ANKARA
İŞKUR'un kayıtlı işsiz istatistiklerinde bir ayda büyük değişim görüldüğünü, kendisinde kaydı yer alan işsizlerin sayısını aylık ve birikimli olarak açıklayan İŞKUR'un eylül verilerinde kayıtlı işsizler bir ay öncesine göre 1.1 milyon kişi azaldığını bildirdi.
Ekonomi yönetiminin Orta Vadeli Programda sunum değişikliği ile kişi başına milli geliri yüksek göstermesinin ardından İŞKURun işsizlik sayısını 1 milyon kişi azaltmasıyla ilgili değerlendirmesine muhalefetten tepki geldi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke konu ile ilgili yaptığı açıklamada, Ben bu rakamı beğenmedim, yeni rakam vereceğim demek, sorunu tespit etme cesareti olmadıklarının göstergesidir dedi.
CHPnin ekonomi politikalarından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Böke, Orta Vadeli Programda (OVP) milli gelir yerine, satın alma gücü paritesini kullanarak vatandaşın milli gelirinin bir anda 19 bin dolara çıkarmasının ardından Türkiye İş Kurumunun (İŞKUR) işsizlik rakamlarının 1 ayda 1.1 milyonluk azalmasına ilişkin olarak yaptığı değerlendirmede, istatistiklerin değişim hızına yetişmenin mümkün olmadığını söyledi. Rakamlarla oynamak ne işsizliği azaltır, ne ekonomiyi düzeltir, sadece göz boyar diyen Böke şöyle devam etti:
Ben bu rakamı beğenmedim, yeni rakam vereceğim demek sorunu tespit etme cesareti olmadıklarının göstergesi. İktidarların rakamlar beğenildiği zaman belli bir ölçü, beğenilmediği zaman başka bir ölçü kullanmak gibi bir lüksü yoktur. İktidar, belli bir sorun varsa bunu tespit etmekle ve bu tespiti yaptıktan sonra da çözmekle yükümlüdür. Ama böyle rakamlarla oynayarak gerçeklerden kopan iktidarın gerçeği yönetmesi ve sorunlara gerçek çözümler getirmesi beklenemez.
HAYAL GÜCÜYLE İŞ YAPIYORLAR
İstatiksel raporlama değişiklikleriyle hiçbir sorunun çözülemeyeceğini vurgulayan Böke, Orta gelir tuzağından çıkalım derken kastettiğimiz 10 bin doların üstüne çıkmaktı, altına düşmek değildi. Peki neden düştük? Hukukun üstünlüğünün zedelenmiş olması, demokrasimize yönelik tehdit algısının artmış olması, kurumların bağımsızlığının tehdit altında olması, teknoloji eksikliği, eğitim reformu eksikliği gibi nedenlerden kaynaklanıyor. Ama gerçeklerle değil, hayal gücüyle iş yapan bir iktidar var. O nedenle bu sorunları çözme becerileri yok diye konuştu.
Böke, 2011 yılında 14 bin dolar olacağı taahhüt edilen kişi başı gelirin bu yıl 9 bin dolarlara, 2016da 8 bin 744 dolara düşeceğini ve bu yüzden de bu rakamların OVPde yer almadığını kaydederek şu görüşleri dile getirdi:
OVPde ayrıca sorunlu gözüken bir şey daha var. Orta Vadeli Programın amacı, bütçeye temel oluşturacak makroekonomik büyüklüklere yönelik öngörü oluşturmaktır. Bu öngörüleri yapabilmek için belli varsayımlar yapmak gerekir. Oysa bu Orta Vadeli Programda dünyadaki ve Türkiyedeki gelişmelere göre varsayım belirlemek yerine erişilmesi istenen makroekonomik büyüklükleri mümkün kılacak varsayımlar yapılmış gibi gözüküyor. Yani önce hedef konmuş, o hedefe göre varsayım uygulanmış görünüyor. FED faizinin sınırlı olacağı, dünya ticaretinin artacağı gibi sorunlu küresel varsayımlardan hareket edilmiş. Türkiyede de tasarrufun ve verimliliğin artacağı beklentisi varsayımlar arasında. Oysa güven endeksinin en çok düştüğü alan vatandaşın tasarruf etmeye yönelik beklentisi ve imkanı ile ilgili. Bu varsayımlar sorunlu olduğu için, bir ülkenin ileriye dönük ekonomideki yol haritası olan OVP de, ne yazık ki güvenilirliğini yitirdi.
HERKES CEBİNDEKİ PARAYI BİLİYOR
Aslında değişen bir şey olmadığını, sadece farklı bir tabir kullanarak, vatandaşa milli geliri daha da yükselmiş gibi göstermeye çalıştıklarını anlatan Böke, şunları söyledi:
Yaptıkları belli bir uzunluğu kilometre cinsinden söylemek yerine santimetre cinsinden kullanmak gibi. Yani değişen bir şey yok. Siz istediğiniz kadar vatandaşa milli gelir artmış gibi sanal rakamları ortaya koyun, sonuçta herkes cebindeki parayla ne satın alabileceğini biliyor. Satın alma gücü paritesi ile raporlama yapma tercihini, bu sene geçici bir hükmet olmasına ve kendi programı olmadığına bağlayan açıklamalar ise bakan makamının gerektirdiği sorumlulukla hiç örtüşmüyor. Acaba bu açıklamaya göre hükümeti yok saymak mı gerekiyor?
AKPnin 2011 Seçim Beyannamesinde milli geliri 1,1 trilyon dolara, kişi başı geliri de 14 bin dolara çıkarmayı vaat ettiğini hatırlatan Böke, bu hedefin yüzde 35 gerisinde kalındığına işaret ederek sözlerini şöyle tamamladı:
Orta Vadeli Programda dolar cinsinden milli gelir ve kişi başına düşen gelir ilk kez yayımlanmadı. Hükümetin artık rakamlara makyaj yaparak gerçekleri gizlemek gibi bir şansı kalmadı. Emeklinin, asgari ücretlinin, işsizlerin hali ortada. Gerçekleri görmek için sanal rakamlara değil, sokağa ve günlük yaşantımıza bakmak yeterli. Düşük ücret politikasıyla insanları yoksullaştırarak toplumsal gerilimi arttıran hükümet daha fazla devam edemez. CHP olarak biz sorunları gerçekçi tespit ettiğimiz için çözümlerimiz de gerçekçi. O nedenle seçim beyannamemiz halkta karşılık buldu. Sadece halkımızda değil diğer tüm siyasi partilerde de karşılık bulan bu tespitlerimiz ve reformlar için Türkiyenin kaynağı olduğu gerçeğini de Bakan, 2016 yılı Bütçe Kanununa ilişkin basın toplantısında söylüyor ve bizim 7 Hazirandan beri söylediğimiz gerçeği nihayet kabulleniyor. 1 Kasımdan sonra beyannamemizde yer alan tüm bu vaatleri bir bir hayata geçirmek için tüm deneyimli kadrolarımızla hazırız.
Haber Merkezi