Sayfa Yükleniyor...
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiyenin çevresindeki ülkelerle kıyaslanmamasını isteyerek, "Ülkemizin denklemde olmadığı hiçbir projenin bölgemizde ve dünyada yürütülebilmesi mümkün değildir" dedi
TOBBda 15 Temmuz kapsamında yabancı sermayeli yatırımcılar ile düzenlenen toplantıda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiyenin içinde yer aldığı coğrafyanın handikap değil, avantaj olduğunu belirterek, Türkiyenin denklemde olmadığı hiçbir projenin bölgesinde ve dünyada yürütülebilmesinin mümkün olmadığını kaydetti.
2017 yılının ilk çeyreğindeki yüzde 5lik büyümenin herkese ümit verdiğini kaydeden Erdoğan, 2017 yılının beklentilerin çok üzerinde bir büyüme ile tamamlanacağına inandığını söyledi.
"BU YILI DA BEKLENTİLERİN ÇOK ÜSTÜNDE BİR BÜYÜME ORANI İLE TAMAMLAYACAĞIMIZA İNANIYORUM"
Gezi olayları ve FETÖnün 17-25 saldırısına rağmen 2013 yılının yüzde 8,5luk bir büyüme ile kapatıldığını, 2014 yılının ise seçimlere rağmen yüzde 5,2lir bir büyüme oranı, 2015 yılında yaşanan iki seçime ve terör olaylarına karşın yüzde 6,1lik büyüme yaşandığını belirten Erdoğan, 2016 yılında ise Türkiyenin yakın tarihinin en ağır travması olan 15 Temmuz ve terör örgütlerine karşı yurt içi ve yurt dışında verilen mücadeleye rağmen yüzde 2,9luk bir büyüme elde edildiğini hatırlattı. Türkiyenin demokrasisi yanında ekonomisi ile yerle yeksan olması bekleyenleri hayal kırıklığına uğrattıklarının altını çizen Erdoğan, "2017 yılı için oldukça iyi bir ekonomik performans sergilediğimizi söyleyebiliriz. Birinci çeyrekteki yüzde 5lik büyüme oranımız hepimize ümit vermiştir. Bu yılı da beklentilerin çok üstünde bir büyüme oranı ile tamamlayacağımıza inanıyorum. İhracatımız yılın ilk 6 ayında yüzde 8,2 artış ile yükseliş trendini sürdürüyor. Borsa İstanbul her gün yeni rekorlar kırıyor. Merkez Bankasındaki döviz rezervimiz 110 milyar dolara ulaşarak yeniden tırmanışa geçti. Turizmde kayıpları telafi etmeye başladığımız bir döneme giriyoruz. Dünyanın 17nci, Avrupanın 6ncı büyük ekonomisi olarak hedeflerimiz doğrultusunda çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz" diye konuştu.
"ÜLKEMİZDE FAALİYET GÖSTEREN ULUSLARARASI FİRMA SAYISININ 5 BİNDEN 51 BİNİN ÜZERİNE ÇIKMIŞ OLMASINDAN MEMNUNİYET DUYUYORUZ"
"Yatırımcıları, girişimcileri, özellikle de uluslararası sermayeyi kalkınmamızın temel unsurlarından birisi olarak görüyoruz" açıklamasında bulunan Erdoğan, uluslararası sermayeyi kurumsallaştırmak suretiyle senede bir defa bir araya gelmenin Türkiye ile uluslararası sermayenin bütünleşmesini sağlayacağını belirtti. Erdoğan, "Türkiye 1980lerden beri özel sektöre dayalı büyüme modeli ile hareket eden bir ülkedir. Bilhassa 2003-2016 yılları arasında çektiği 173 milyar dolarlık uluslararası yatırımla ülkemiz özel sektöre dayalı büyüme modelini başarı ile uygulamıştır. Aynı dönemde ülkemizde faaliyet gösteren uluslararası firma sayısının 5 binden 51 binin üzerine çıkmış olmasından memnuniyet duyuyoruz. Hayata geçirdiğimiz reformlarla yatırımcılar arasındaki yerli-yabancı ayrımını ortadan kaldırarak herkes için cazip yatırım iklimi oluşturduk. Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansını kurarak uluslararası yatırımcıların önünü açtık. Ülkemizin yatırımcılara sunduğu fırsatları iş dünyasına tanıtmak için kurduğumuz bu ajansımız daima sizlerin emrindedir. Bürokratik süreçler başta olmak üzere yatırımcılarımızın işini kolaylaştıracak her türlü faaliyeti yürütmekle görevli bu ajans gerektiğinde şahsımla, Başbakanımızla doğrudan irtibat kurmanızı da temin edecektir. İşadamlarımızdan ricamız yatırımları için ihtiyaç duydukları ilişkileri kurmak, bilgileri alma, işlemleri yürütme konusunda hiçbir aracıya itibar etmedin doğrudan ajansımıza gitmeleridir. TOBB ile Yabancı Sermaye Derneğinin yatırımcılarımızla yakından ilgilendiğini biliyorum. Yurt dışı seyahatlerimde her fırsatta ilgili arkadaşlarımızla birlikte ülkemizde yatırımı olan firmaların temsilcileri ile bir araya gelmeye gayret gösteriyorum. Geçtiğimiz yılı yaşadığımız onca sıkıntıya rağmen tüm bu çabalar sayesinde 12,3 milyar dolarlık uluslararası yatırım ile kapatmıştık. Bu yılın ilk 4 ayında 3,6 milyarlık bir performans ile geçen yılın üstüne çıktık. Yatırım portföyümüzde Amerika ve Avrupa ile birlikte Körfez ve Uzak Doğu Asya ülkelerinin payının da giderek yükseldiğini görüyoruz. Ayrıca yatırımların geldiği alanların çeşitleniyor olması, bilhassa imalat ve enerji sektöründeki artışlar önemlidir. Bununla birlikte Türkiyenin uluslararası yatırımlardan aldığı payın hala yüzde 1in altında olması ülkemizin potansiyeline yakışan bir durum değildir" şeklinde konuştu.
"TÜRKİYE BU NOKTADA ÇOK FARKLI VE GÜÇLÜ BİR ÜLKE"
Türkiyenin dünyanın en ciddi çatışma ve kriz bölgesinde yer almasına rağmen istikrar ve güven ortamının tehlikeye düşmesine asla izin vermemiş bir ülke olduğunu belirten Erdoğan, "Bu Türkiyenin en büyük gücüdür. Türkiyeyi lütfen çevresindeki ülkelerle kıyaslamayın, onlarla karıştırmayın, onlara benzetmeyin. Türkiye bu noktada çok farklı ve güçlü bir ülke. Sahip olduğumuz binlerce yıllık devlet geleneği, yaşadığımız coğrafyadaki bin yıllık varlığımız ve geleceğe ilişkin iddialı hedeflerimizle biz farklı bir ülkeyiz. İşte şurada 3 gündür devam eden Uluslararası Petrol Kongresi var, her şey çok açık ve net ortada. Türkiyede bu kongreye katılan dostlarımızla yaptığımız görüşmelerde iyi niyet mesajlarını kendilerinden dinliyoruz. Böyle yüksek bir katılımın İstanbulda olmuş olması bir gerçeği yansıtıyor, artık dünyada en önemli güç, potansiyel enerji. Bu enerjide de adeta İstanbul bir İpek Yoludur. Bu duruma gelmiştir. Bu İpek Yolu artık her taraftan bir kesişme noktası oluşturmuştur. Buna Güney de dahildir. Böyle bir güce, potansiyele sahip olan Türkiye şuanda yeni arayışların içindedir. 3-T olarak ifade ettiğim, yani tedarik, transit, tüketim noktasında Türkiye adeta bunların üçünü de yakalar konuma gelmiştir. İçinde yer aldığımız coğrafya bizim handikabımız değil, tam aksine avantajımızdır. Çünkü hem siyasi olarak hem ekonomik olarak hem insani olarak bölgenin güvenli olan Türkiyenin farkı işte bu vasfıdır. Ülkemizin denklemde olmadığı hiçbir projenin bölgemizde ve dünyada yürütülebilmesi mümkün değildir. Biz de bu konumumuzu dayatma veya şımarıklık için değil, kendimiz ile birlikte tüm dostlarımızın, kardeşlerimizin huzuru ve refahı için değerlendirmeye çalışıyoruz. Terör örgütleri ile yürüttüğümüz tavizsiz mücadelenin amacı da budur" ifadelerini kullandı. (İHA)
Haber Merkezi