BERKAY ERDEN / ÖZEL HABER - İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) istifa ettiğini duyurması kent gündeminde bomba etkisi yaratmaya devam ediyor. CHP’nin 38. Kurultayı hakkında mahkemenin verdiği “mutlak butlan” kararı sonrası parti içinde mücadele yürütmenin sonuç vermediğini belirterek CHP’ye geri dönme umuduyla partisinden istifa ettiğini açıklayan Tugay’ın bu kararı kamuoyunda farklı şekillerde yorumlanırken, konunun uzmanları ise konuyu yerel siyaset ve parti içi gelişmeler açısından yorumladı. Siyaset Bilimci Dr. Zekiye Seda Sönmez, Başkan Tugay’ın örgütle yeterli bağı bulunmadığının ortaya çıktığını ifade ederken Siyaset Bilimci Prof. Dr. Tanju Tosun ise istifaların yerel siyasette dengeleri bozabileceğini söyledi.

“KARARI GÜÇLÜ BİR DURUŞ DEĞİL”
Tugay’ın istifa kararının kriz yönetimi açısından sorgulanması gerektiğini söyleyen Sönmez, “Cemil Tugay’ın istifasını sıradan bir görev bırakma kararı olarak okumak eksik kalır. Bu karar, aynı zamanda siyasal liderlik kapasitesinin ve kriz yönetimi becerisinin sorgulanmasına neden olan bir gelişmedir. Siyaset bilimi literatüründe liderlik, başarı dönemlerinde görünür olmak kadar kriz dönemlerinde sorumluluk alabilme yeteneğiyle de ölçülür. Bu nedenle istifa, birçok durumda çözüm üretmekten çok siyasi sorumluluktan kaçış olarak yorumlanır. İzmir seçmeni bir belediye başkanını zor zamanlarda masadan kalksın diye değil, sorunlarla mücadele etsin diye seçer. Eğer siyaset ilk fırtınada gemiyi terk etmek olacaksa, o zaman liderlik iddiasının da yeniden tartışılması gerekir. Tugay’ın kararı tam da bu nedenle güçlü bir siyasi duruş değil, aksine yönetim zafiyetinin dışa vurumu olarak okunabilir. Robert Michels’in ‘Oligarşinin Tunç Yasası’ teorisi, siyasal örgütlerde yöneticilerin zamanla tabandan koptuğunu söyler. İzmir’de son dönemde yaşanan tartışmalar da yerel yönetim ile örgüt arasındaki mesafenin açıldığını göstermektedir. Tugay’ın istifası, bu kopuşun ulaştığı noktayı ortaya koymuştur. Çünkü güçlü liderler örgütleriyle birlikte mücadele eder, zayıf liderler ise kriz büyüdüğünde sahneden çekilmeyi tercih eder” diye konuştu.
“SEÇMENDE GÜVEN KAYBI OLUŞABİLİR”
Tugay’ın istifasının seçmenin CHP’nin yönetim anlayışını sorgulamasına neden olabileceğini söyleyen Sönmez, “Bu gelişmenin CHP’de hemen bir çözülme yaratacağını söylemek doğru olmaz. Ancak partinin özellikle yerel yönetim anlayışına ilişkin ciddi soru işaretleri doğurduğu açıktır. CHP son yıllarda Türkiye’nin birinci partisi olma iddiasını taşırken, en güçlü olduğu kentlerden birinde ortaya çıkan bu tablo seçmen nezdinde güven kaybına yol açabilir. Daha da önemlisi, bu istifa CHP içerisindeki liderlik tartışmalarını yeniden alevlendirecektir. Çünkü siyaset boşluk kabul etmez. Güçlü bir siyasi aktörün bırakmış olduğu alan kısa sürede yeni güç mücadelelerine sahne olur. İzmir’de bugün konuşulan yalnızca bir belediye başkanının ayrılığı değil, CHP’nin kentteki siyasi aklın ve yönetim modelinin iflas edip etmediğidir” şeklinde konuştu.
“TUGAY’IN İSTİFASI BİR KAYIP DEĞİL”
Duyurulan istifanın beklenmedik bir durum olmadığını ve Parti açısından bir kayıp olmadığını söyleyen Sönmez, “Mesele Cemil Tugay’ın şahsından çok daha büyüktür. Tartışılan şey bir kişinin istifası değil, CHP’nin yerel yönetimlerde ortaya koyduğu siyasal performansın sürdürülebilir olup olmadığıdır. Eğer parti bu sorulara ikna edici cevaplar veremezse, asıl risk birkaç yöneticinin ayrılması değil, seçmenin sandıkta sessiz bir şekilde uzaklaşması olacaktır. Türk siyasetinde partileri asıl sarsan şey yüksek sesli istifalar değil, seçmenin güvenini kaybetmeleridir. Ez cümle söylemek gerekirse, Cemil Tugay’ın istifası, aslında sürpriz bir gelişme değil. Çünkü kendisi hiçbir zaman CHP’nin köklü örgüt kültüründen gelen bir siyasetçi profili çizmedi. Parti disipliniyle bağ kurmak yerine bireysel çıkışlarıyla gündeme geldi ve bu da onu örgütle uyumsuz hale getirdi. Tugay’ın siyasette kalıcı bir kumaşı olmadığını, örgütle bağ kuramayan bir figür olduğunu bu süreç net biçimde ortaya koydu. CHP’nin geleceği, örgüt kültürünü içselleştirmiş, disiplinli ve tabanla güçlü bağ kurabilen isimlerle şekillenecektir, Tugay’ın istifası ise bu açıdan bir kayıp değil, aksine partinin kendi kimliğini koruması adına bir arınma olarak görülmelidir” diye konuştu.

TOSUN: BAĞIMSIZ SİYASET ZOR
Türkiye’de bağımsız siyaset yürütmenin zor olduğunu dile getiren Tosun, “Bunun kişisel bir karar olduğu kanaatindeyim. Ancak bu kararın bazı belediye başkanlarını da etkilemesi mümkün. Dolayısıyla yeni ayrılıklar yaşanabilir. Nitekim biliyorsunuz, 2-3 belediye meclis üyesi istifa etti. Çeşme Belediye Başkanı da istifa etmiş durumda. Ancak Türkiye’de bir siyasi parti örgütü çatısı altında siyaset yapmak, özellikle seçilmiş belediye başkanları açısından her zaman daha avantajlıdır. Çünkü siyaseti kolektif bir yapı içinde yürütmek önemlidir. Türkiye siyasetinde bağımsız kalıp yerel ya da ulusal düzeyde siyaset yapan isimlerin etkisi ve işlevi genellikle daha sınırlı oluyor. Bu nedenle, eğer kısa vadede yeni bir parti kurulur ve oraya geçiş yapılırsa tablo farklı olabilir” dedi.
“AK PARTİ’NİN ETKİSİ ARTABİLİR”
Yaşanan ve yaşanması muhtemel istifaların yerel siyasette dengeleri değiştirebileceğini aktaran Tosun, “Ancak yeni parti kurulması uzun zaman alır ve bu süreç uzarsa, istifa edenlerin bağımsız olarak devam etmeleri halinde İzmir’de yerel siyasette dengelerin nasıl şekilleneceğini öngörmek kolay değil. Çünkü şu anda bazı belediye başkanlarının ayrıldığı, bazılarının ise partide kaldığı bir tablo ortaya çıkabilir. Zaten iki taraf arasında bir gerilim söz konusu. Ayrılanlarla ayrılmayanlar arasında yeni gerilimlerin ortaya çıkması da mümkün. Bu durum özellikle belediye meclislerinin işleyişinde bazı sıkıntılara yol açabilir. Bugüne kadar CHP’nin sayısal çoğunluğu oldukça yüksek olduğu için karar alma süreçleri daha rahat ilerliyordu. Ancak ciddi bir bölünme yaşanırsa belediye meclislerinde karar almak da zorlaşabilir. Bu da göz önünde bulundurulması gereken risklerden biri. Bir diğer konu ise bunun seçmene nasıl yansıyacağıdır. Diyelim ki bazı belediye başkanları istifa etmedi. Bu isimler partinin belediye başkanı olarak seçilmiş olsalar da bulundukları bölgelerde aynı zamanda önemli kanaat önderleridir. Seçmen üzerinde etkileri vardır. Dolayısıyla seçmenin nasıl bir tutum sergileyeceği de önemli. Önümüzdeki dönemde bu gelişmeler İzmir’deki yerel siyaset dengelerini etkileyebilir. Kısa vadede yeni bir partileşme gerçekleşmezse, solda yaşanabilecek bir parçalanma Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kent siyasetindeki etkisini artırabilir” diye konuştu.
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın