30 Ekim depreminde hasar gördüğü için boşaltılan ve ardından yıkılan İzmir Büyükşehir Belediyesi ana hizmet binasının yerine yapılacak yeni bina için bakanlık ve koruma kurulu onayları alınarak yapı ruhsatı düzenlenmişti. Yapı ruhsatını 3 Şubat 2026’da imzalayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir’i temsil edecek ve kente yakışan bir belediye binasının en kısa sürede inşa edileceğini açıklamıştı. Ancak AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya, sürecin işleyişine tepki gösterdi. Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ı hedef alan Kaya, yapılacak projelerin kent sakinleri, şehir plancıları, mimarlar, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarıyla ortak akılla belirlenmesi gerektiğini ancak sürecin İzmir’de tam tersi işlediğini, bunun yönetmek değil, bir dayatma olduğunu söyledi.
ORTAK AKILLA YÜRÜTÜLMESİ GEREKİRDİ
Belediye binalarının bir kentin en simgesel yapısı olduğunu ve ortak akılla inşa edilmesi gerektiğini belirten Kaya, “30 Ekim depreminde hasar gören ve yıkılan İzmir Büyükşehir Belediye binasının yerine yapılacak yeni bina için inşaat ruhsatını imzaladı. Kim imzaladı? En üst yerel yöneticimiz. Bir kentin en simgesel kamusal binalarından birini gerçekten böyle mi yaparsınız? Bir belediye binası sıradan bir bina değil; sadece memurların çalıştığı bir ofis değil, kentin hafızasıdır. Kimliği temsil makamıdır. Bu yüzden bu tür yapılar dünyada masa başında değil, ortak akılla ortaya çıkar. Önce yer tartışılır, şehir plancıları konuşur, deprem bilimciler görüş bildirir, mimarlar önerir, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları katılır. Kentte yaşayanlara sorulur. Sonra pek çok yerde mimari proje yarışması açılır. Projeler yarışır, bağımsız jüri denetler. Kent dokusuna en çok yakışan tasarım seçilir. Demokratik yönetilen gelişmiş kentlerde yöntem budur” dedi.
DAYATMA, HİZMET DEĞİL YÜKTÜR
Sürecin İzmir’de tam tersine işlediğini söyleyen Kaya, “Ama bizde süreç tersten işliyor. Önce en üst yerel yöneticimiz imzalıyor. En sonunda da kamuoyu haberdar ediliyor. Bu yönetmek değil, dayatmaktır. 'Ben yaptım oldu' anlayışı ile şehir yönetilmez; şehrin hafızasını ve dinamiklerini yok sayan bir yöntem İzmir’de değer üretmez. Kentliye sormadan yönetmek idarecilik değildir. Dayatma ise hizmet değil, yüktür” diye konuştu.
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın