Sayfa Yükleniyor...
Coğrafi ve tarihi güzelliklerin saymakla bitmediği üç tarafı denizlerle çevrili İzmir’de suyun altında da bu güzelliklerin arkası kesilmiyor. Dalış etkinlikleri için İzmir’i seçecek kişilerin görebilecekleri hakkında bilgiler veren Dalış Eğitmeni Gözde Karadede, ayrıca dalış eğitimlerinin çocukların öz disiplinini geliştirdiğini belirtti.
Muhabir-Berkay Erden / Sahip olduğu yeryüzü güzellikleriyle yerli ve yabancı birçok kişinin yaşamak veya gezmek için tercih ettiği İzmir’de mavi suların altında da bambaşka bir dünya yatıyor. Üç tarafı denizlerle çevrili olan kent dalış sevdalıları için pek çok dalış noktası sunarken; yapılan bu dalışlarda suyun altındaki volkanik temelli coğrafi yapılar ve renkli canlı dünyası dalgıçlara unutulmayacak manzaralar sunabiliyor. İzmir’in dalış sporu için sahip olduğu bu avantajlardan bahseden Dalış Eğitmeni Gözde Karadede, yaptığı açıklama ile İzmir’in denizlerinin altında yatan güzelliklerden söz ederek; aynı zamanda dalış eğitiminin çocuklar için faydalarına değindi.
İzmir’deki popüler dalış bölgelerinden bahseden Karadede, Karaburun’da dalış gerçekleştirecek kişilerin nadir türlerle karşılaşabileceğinden bahsetti. Konuşmasında İzmir’in su altı canlılığından örnekler veren Dalış eğitmeni; “İzmir özellikle İzmir’de yaşayanlar için dalışa çok uygun bir şehir. Dalış noktaları şehir merkezine çok yakın ancak diğer şehirlerden de dalgıçlar İzmir’e çok fazla geliyor. Karaburun, Çeşme, Seferihisar’da dalış yapmaya çok elverişli noktalar var. İzmir’in suyunun altında volkanik bir coğrafi yapı var buradaki kayalar canlılık için çok elverişli. Denizin akciğerleri dediğimiz çayırlar var mesela İzmir bölgesinde bunlar çok yoğun bulunuyor. Bu çayırlar da başka canlıların yaşamı için uygun ortam oluşturuyor. İzmir’in suyu Akdeniz’e göre biraz soğuktur ama genelde canlılık açısından oldukça renklidir. Bir dalgıç için suyun altında neyle karşılaşılabileceği tamamen sürprizdir ancak Ege’de hem bölgenin yerli canlıları ile karşılaşılabildiği gibi örneğin Karaburun bir geçiş bölgesidir. Mola mola balığı normalde görülmesi zor bir balıktır ancak geçiş döneminde Karaburun’da daldığınız zaman bu balıkla karşılaşabilme ihtimaliniz var” dedi.
Dalış sporu yapacaklar için İzmir’de bazı vapurların yapay resif oluşturmak amacıyla batırıldığını belirten Karadede, bu batıkların özelliklerinden bahsetti. Kullanım ömrü biten vapurların bu şekilde değerlendirildiğini söyleyen Karadede, “Karaburun’da 9 Eylül vapuru ile Alaybey vapuru var batık olarak bunlar yapay resif oluşturulması için bilerek batırılmış gemiler. Bu batıklar bulundukları bölgedeki canlıların oralarda yuvalanmasını sağlarlar. Bu vapurlar kullanım ömrünü bitirince hizmetlerine bu şekilde devam ettirildiler. Karaburun’daki batıkların ikisi de derinde birini yeni başlayan arkadaşlar belli bir mesafeden görebiliyorlar ama öteki ileri seviye dalgıçlara uygun. Yine Çeşme’de Monem Batığı var 75 metre boyunda oldukça uzun bir batık. Bu batık 18 metre derinlikte olduğu için hem başlangıç seviyesi hem de ileri seviye dalgıçlar için oldukça elverişli” ifadelerini kullandı.
Dalışa meraklı insanların mutlaka bunu deneyimlemesi gerektiğini dile getiren Dalış Eğitmeni, dalış sırasında asla yalnız olunmaması gerektiğinin altını çizdi. Türkiye’deki dalış eğitimi sistemi hakkında bilgilerini aktaran Gözde Karadede, “Dalış merkezleri balık çiftleri veya gemi trafiği olan yerlerde dalış yapmazlar ancak tek başınıza bir dalış gerçekleştiriyorsanız bunların yanın da bir de dalışa yasak bölgeleri biliyor olmanız lazım. Dalışta tek başınıza dalmak gibi bir şey söz konusu olamaz hep biri ile dalmak zorundasınız eğitim seviyeniz ne olursa olsun bir dalış eşiniz olmak zorunda. Farklı sistemler var mesela Türkiye’de Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu CMAS sertifikası veriyor 1 yıldız 2 yıldız 3 yıldız diye gider bu sistem ama dünya çapında daha fazla geçerliliği olan sistemler de var. Sistemlere göre farklılık gösterse de ortalama 3 ila 4 gün içinde bir kişi başlangıç seviyesi sertifikasını alabilir. Bu giriş seviyesi sertifika ile 18 metreye gündüz dalış yapabiliyor oluyorsunuz bu da az önce saydığım Monem Batığı veya deniz çayırları gibi şeyleri görmeniz için yeterli oluyor. Ama kişi daha derine dalmak istiyorsa daha ileri seviye eğitim almak zorunda ancak bunun da bir sınırı var. Kanunlarla ve limitlerle belirlenen sınır 30 metre. Bundan daha aşağıya dalamazsınız. Şu an kurs fiyatları ortalama 15 bin lira diyebilirim. Her merak edenin kurs alamsına da gerek yok sadece nasıl bir şey olduğunu görmek isteyenler için tanıtım dalışları düzenleniyor. Bu tanıtım veya deneme dalışı dediğimiz dalışlarda Türkiye’de 5 metre geçilmez. 12 yaş ve üzeri olmak kaydı ile yeterli sağlık seviyesinde olan herkes bu dalışlara katılabilir” diyerek paylaşımlarda bulundu.
Dalış disiplinin çocuklar için çok faydalı olduğunu söyleyen Karadede, ebeveynlerin bu konuyu değerlendirmesi gerektiğini dile getirdi. Genç yaşta dalış sporu ile tanışmasının kendisine de çok olumlu etkilediğini aktaran Dalış Eğitmeni Gözde Karadede konuşmasını şu sözler ile noktaladı; “Dalış aktivitesi gençler için özellikle çok önemli. Dalış eğitimi için eskiden en az 14 yaş sınırı vardı bu değiştirildi 12 yaşa düşürüldü. Bu çocukların öz disiplinini geliştirmesi için harika bir fırsat. Çocuklar bambaşka bir dünya ile tanışıyorlar ve bu tanışmayı belli kuralları ve disiplini takip ederek yapmak zorundalar. Ben 14 yaşında başlamış bir insan olarak bunun faydasını çok gördüm. Bu eğitimden hoşlanan çocuk bunu ilerde meslek olarak da yapabilir.”
BERKAY ERDEN