Beynindeki 8 santimetrelik tümör hibrit yöntemle başarıyla çıkarıldı


  • Oluşturulma : 15.07.2026 10:59
  • Güncelleme : 15.07.2026 10:59
  • Kaynak : DHA
12 görüntülenme

Uşak'ta yaşayan 47 yaşındaki, iki çocuk annesi Songül Bacak'ın beyninde tespit edilen yaklaşık 8 santimetrelik tümör, Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde uygulanan hibrit yöntem sayesinde başarıyla çıkarıldı. Girişimsel Radyoloji ile Beyin ve Sinir Cerrahisi ekiplerinin birlikte yürüttüğü tedavide, ilk aşamada anjiyografi yöntemiyle tümörü besleyen damarlar kapatıldı. Ardından yaklaşık 6 saat süren operasyonla tümör tamamen temizlendi. Sağlığına yeniden kavuşan Bacak, "Dünyaya yeniden gelmiş gibi hissediyorum" sözleriyle yaşadığı mutluluğu dile getirdi.

Yaklaşık iki yıldır kısa süreli baygınlık hissi, baş ağrısı, mide bulantısı ve gözünün önünden hayaller geçmesi gibi şikayetler yaşayan Songül Bacak, bu belirtilerin nöbet olduğunu bilmeden yaşamını sürdürdü. Şikayetlerinin şiddetlenmesi üzerine hastaneye başvuran Bacak'ın yapılan tetkiklerinde beyninde yaklaşık 8 santimetre büyüklüğünde bir tümör olduğu belirlendi. Daha sonra sevk edildiği SBÜ İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde multidisipliner bir yaklaşımla tedavi planlandı. Girişimsel Radyoloji ve Beyin Cerrahisi ekiplerinin 7 Temmuz'da birlikte gerçekleştirdiği operasyonun ardından Bacak sağlığına kavuştu.

Yaşadığı süreci anlatan Songül Bacak, beyninde tümör olduğunu öğrendiğinde korkmadığını, doktorlarına duyduğu güven sayesinde ameliyata gönül rahatlığıyla girdiğini belirterek, "İki yıldır başım ağrıyordu, midem bulanıyordu ve anlık hayaller görüyordum. Meğer bunlar birer nöbetmiş, buraya gelince öğrendim. Doktorum bana tüm riskleri en başında anlattı ama bana o kadar büyük bir güven verdi ki hiç korkmadan ameliyata girdim. Ameliyattan çıkıp gözümü açtığımda dünyaya yeniden gelmiş gibi hissettim. Çok mutluyum. Biri 27, diğeri 22 yaşında iki çocuğum var. 28 yıllık evliyim. Yaşamayı, çocuklarımı ve eşimi çok seviyorum. Daha yaşayacak güzel günlerimiz var. Şu an kendi başıma yürüyebiliyorum, çok iyiyim" dedi.

Eşinin başarılı operasyonun ardından sağlığına kavuşmasının aile için büyük bir sevinç olduğunu ifade eden Ferhat Bacak ise, "Beyin ameliyatı olacağını duyunca tabii ki çok korktuk, ölüm riski de dahil her şeyi göze alarak imza attık. Doktorlarımıza güvendik. Şükürler olsun o belayı atlattık, şu an çok memnunuz" diye konuştu.

Operasyonun ilk aşamasını gerçekleştiren Girişimsel Radyoloji Uzmanı Dr. Serhat Akış, büyük boyutlu tümörlerde ameliyat sırasında oluşabilecek kanama riskini azaltmak amacıyla hibrit yöntemi tercih ettiklerini söyledi. Türkiye'de ve dünyada sınırlı sayıda merkezde uygulanabilen bu yönteme ilişkin bilgi veren Dr. Akış, "Hastamızın başında yaklaşık 8 santimetrelik çok büyük bir tümör vardı. Bu büyüklükteki lezyonları doğrudan ameliyata almak ciddi kanama riskleri barındırır. Bu nedenle ameliyat öncesinde girişimsel radyolojide beyin anjiyografisi yöntemiyle beyin damarlarının haritalamasını yaptık. Gelişmiş anjiyografi cihazlarımızı kullanarak, sağlıklı dokulara hiçbir zarar vermeden sadece tümörü besleyen damarlara ulaştık ve bu damarları özel kapatma cihazlarıyla tıkadık. Böylece tümörü bir anlamda ameliyata hazırlamış olduk. Bu yöntem ameliyattaki kanamayı azalttığı gibi cerrahın canlı doku ile ölü dokuyu ayırt etmesini kolaylaştırarak çok daha güvenli ve konforlu bir ameliyat imkanı sunuyor" ifadelerini kullandı.

Yaklaşık 6 saat süren ameliyatı gerçekleştiren Beyin ve Sinir Cerrahisi Eğitim Kliniği Sorumlusu Doç. Dr. Alper Tabanlı da operasyonun 7 Temmuz'da başarıyla tamamlandığını belirtti. Tabanlı, girişimsel radyoloji desteği sayesinde ameliyatın daha güvenli koşullarda gerçekleştirildiğini ifade ederek, şöyle devam etti:

"Hastamız geldiğinde tetkiklerde 8-9 santimetrelik oldukça büyük bir lezyon gördük. Eskiden bu yöntemler olmadan da bu tümörleri doğrudan ameliyatla çıkarıyorduk ancak risk son derece yüksekti. Girişimsel radyoloji uzmanımızla koordineli çalışarak önce tümörün kanlanmasını azalttık. Bu sayede ameliyat süresi kısaldı, kanama miktarı azaldı ve genel anestezinin getireceği riskler en aza indi. Ameliyat sonrası yaptığımız kontrollerde tümörün arkada hiçbir kalıntı (nüks) bırakılmadan tamamen temizlendiğini saptadık. Hastamız özellikli bir hasta, beyninde başka küçük lezyonlar da var. Bu nedenle genetik araştırmaları sürüyor. Kendisini 1'inci ve 6'ncı aylarda yakın takibe alacağız."