Saksılarda yetişen ağaçları sabırla sanat eserine dönüştürüyorlar


  • Oluşturulma : 17.09.2026 12:07
  • Güncelleme : 17.09.2026 12:07
  • Kaynak : AA
29 görüntülenme

Ağaç sanatı (bonsai) icra edenler, saksılarda yetişen ağaçları budama ve telleme yöntemleriyle şekil vererek adeta nakış gibi işliyorlar.

Kökeni milattan önceki yıllara uzanan ve doğadaki ağaçların biçimlerini estetik kurallarla taklit etme esasına dayanan ağaç sanatı, ağacın sağlığını koruyarak form kazandırma aşamasında bazen onlarca yıl süren bir sabır ve emek gerektiriyor.

Bonsai sanatının doğru tanıtılması, felsefesinin kitlelere aktarılması ve bir ağaç türü değil, bir yetiştirme sanatı olduğu bilincinin yerleşmesi amacıyla kurulan Ulusal Bonsai Sanatı Derneği, bu alandaki sanatçıları tek çatı altında topluyor.

Dernek çatısı altında çeşitli illerde sergiler, eğitimler ve atölye çalışmaları gerçekleştirilirken, Yalova'da 2024 yılı mart ayında ziyarete açılan müze ise Türkiye'de bu sanatın kurumsal gelişiminde önemli bir mihenk taşı oluşturuyor.

"Türkiye'de ilgi artıyor"

Ulusal Bonsai Sanatı Derneği Başkanı Ferit Aydın, bonsainin göçebe toplulukların ağaçları yanlarında taşıma ihtiyacından doğduğunu, Çin'den Japonya'ya geçtikten sonra bir sanat disiplinine dönüştüğünü ve tüm dünyaya yayıldığını söyledi.

Bonsai uygulamasının sabır, zaman ve yoğun emek gerektirdiğini belirten Aydın, bu sürecin uygulayıcılar için aynı zamanda bir içsel terbiye aracı olduğunu kaydetti.

Aydın, ağaç ile kurulan bağın sanatın zorluklarını ortadan kaldırdığını ifade ederek, şunları söyledi:

"Dışarıdan çok meşakkatli görünüyor ve üzerinde çok fazla emek var ancak o bağı kurabilirseniz meşakkat kavramı kalmıyor. Bizler ağacı şekillendirirken ağaç da bize sabrı ve şekillenmeyi öğretiyor. Doğadaki halini saksı ortamında taklit ediyoruz. Kök budaması, dal budaması ve tellerle şekil verilmesi gibi teknikler öğrenildikten sonra süreç bir keyfe ve terapiye dönüşüyor. Bu durum bir ressamın bitmeyen tablosu gibi."

Ağacın türüne ve yaşına göre adaptasyon sürecinin 2 ila 10 yıl arasında sürdüğünü anlatan Aydın, Türkiye'de bu sanata ilginin her geçen gün arttığını, açılan müze ve eğitim atölyeleriyle bonsainin özel bir ağaç cinsi değil, bir yetiştirme sanatı olduğu bilincini oluşturmaya çalıştıklarını dile getirdi.

"Cüce bırakılmış veya eziyet edilmiş ağaçlar değildir"

Bonsai sanatçısı Zekai Yaman da doğada bulunan her ağaç türünün bu yöntemle yetiştirilme potansiyeli taşıdığını belirtti.

Bonsainin özel bir tohumu veya ağaç cinsi bulunmadığına dikkati çeken Yaman, şöyle konuştu:

"Ağaçlar saksıda olduğu için küçük kalmazlar, düzenli budama suretiyle küçük kalırlar. Bu ağaçları alıp toprağa diktiğinizde türü neyse o boyutta büyümeye devam eder. Genetiği değiştirilmiş, cüce bırakılmış veya eziyet edilmiş ağaçlar değildir. Temel işlem hem köklerde hem de gövdede yapılan budamadır. Ağacın üzerine teller sarılarak dallara istenen eğim verilir. Türkiye'de delice zeytin, çam, kayın ve gürgen bonsai potansiyeli bulunan oldukça kıymetli türlerdir."

Yaman, ağacın nakış gibi işlenmesi sürecinin çift yönlü bir etkileşim barındırdığına, verilen emeğin kişisel bir olgunlaşma sağladığına işaret etti.

Ulusal Bonsai Sanatı Derneği Kocaeli Temsilcisi Ozan Kemal Türkmen ise bonsai ile uğraşmanın insana olayları akışına bırakmayı ve kontrol edilemeyen durumlara karşı sabır göstermeyi öğrettiğini belirtti.

Ağaç bakımının çocuk yetiştirmeye benzediğini anlatan Türkmen, "Bizim için geçen zaman bir dayanma veya katlanma işi değil, birlikte geçirilen andan keyif alma sürecidir. Estetik kaygıların yanında doğru toprak seçimi, sulama ve bakım gibi zanaat gerektiren pek çok aşama bulunur. Bu yönüyle sabır ve emek isteyen geleneksel el sanatlarıyla büyük benzerlik taşır." ifadelerini kullandı.