Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün milli mücadelenin meşalesini yakarak gençliğe armağan ettiği9 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı yurdun dört bir yanında büyük bir coşkuyla kutlanıyor. Ancak bayram heyecanının yaşandığı bugün, gençlerin içinde bulunduğu sosyo-ekonomik çıkmazlar ve karıştıkları şiddet olayları geleceğe dair endişeleri de beraberinde getiriyor. Gençlik algısında yaşanan bu kırılmayı değerlendiren Sosyolog Doç. Dr. İrfan Özet,9 Mayıs’ın temsil ettiği tarihsel idealler ile günümüz gerçekliği arasında derin bir toplumsal kopuş yaşandığını belirtti. Erken Cumhuriyet döneminde9 Mayıs imgesinin gençliği idealler, misyonlar ve sorumluluklarla yüklü bir gelecek söylemi etrafında kurguladığını hatırlatan Özet, “Erken Cumhuriyet’in9 Mayıs imgesi üzerinden açtığı ve bir asrı geride bırakan gençlik sayfası, takvimler ilerledikçe reel dünyanın koyduğu sınırlarla her geçen gün farklılaşan bir hikaye düzeyinde karşımıza çıkmakta” dedi. Ekonomik güvencesizlik ve kurumsal güvensizliğin yeni nesillerde yapısal bir yabancılaşma yarattığını ifade eden Özet, genç kuşakların yaşadığı bu anlam krizinin yer yer radikal şiddet eylemleri ve öfke patlamalarıyla dışa vurduğunu söyledi.
ERKEN CUMHURİYET GENÇLİĞİ MİSYONLA DONATMIŞTI
Erken Cumhuriyet döneminde9 Mayıs imgesine yüklenen anlamlar ile gençliğe verilen toplumsal sorumlulukları aktaran Doç. Dr. İrfan Özet, “Erken Cumhuriyet ve devrimler Türkiye’sinde9 Mayıs’a yüklenen imgeler, esasında geleneksel siyasal düzenlerden ulus-devletler sistemine doğru yaşanan dönüşümlerin en ileri düzeyini temsil etmekteydi. Dağılan imparatorluklar dünyasında adeta küllerinden doğan yeni ulusa kimlik, onur ve kolektif misyonlar aşılama adına bir dizi toplumsal program hayata geçirildi. Atatürk başta olmak üzere Cumhuriyet seçkinleri de, yeni kurulan rejimin geleceğini yeni bir hafıza ve misyonla donattıkları gençliğe emanet etmişlerdir. Cumhuriyet misyonuyla bütünleşen gençliğin ortaya koyacağı toplumsal dinamizmle, taşraya hâkim dogmatik ve ataerkil kültürün yeni toplumsal bedende metastas yapma imkanları geriletilmiş olacaktı. Bu dinamizm aynı zamanda kırsal Anadolu’da açılacak Köy Enstitüleri ve okullarda alacakları sorumluluklarla gençliğin, yeni kurumları taşranın kalbine kadar taşıyacağı bir kapsama karşılık gelmekteydi. Dolayısıyla erken Cumhuriyet safhasında gençlik idealler, misyonlar ve sorumluluklarla yüklü bir gelecek söylemi etrafında kurgulanıyordu” dedi.
12 EYLÜL VE LİBERALİZM PASİF ALICI YARATTI
Soğuk Savaş dönemi ve sonrasında yaşanan kırılmaları, özellikle2 Eylül askeri darbesinin genç kuşaklar üzerinde bıraktığı depolitizasyon mirasını değerlendiren Özet, “Söz konusu mistik söylemin reel dünyanın koşulları karşısında çekildiği sınırlara, bugünlere gelmeden daha Soğuk Savaş dönemlerinden itibaren rastlamaktayız. Döneme özgü konjonktür çerçevesinde önce söylemsel düzeyde kutuplaşan gençlik, peyderpey kitlesel şiddet eylemlerine varan bir toplumsal yarılmanın aktörü haline gelecekti. Ancak Soğuk Savaş’ın 'anti-komünizm'den 'anti-faşizm'e uzanan kutuplaşma hattını nötralize etme adına2 Eylül kurmaylarının yöneldiği reçete ise, çok daha travmatik bir miras bırakıyordu. Darbe mekaniği etrafında devlet şiddeti, topyekûn ve sistematik bir şekilde neredeyse tüm toplumsal kesimlere yönelerek genç kuşaklarda depolitizasyon eğilimlerini kök salmaktaydı. Bununla birlikte aynı dönemlerde uygulanan liberal politikalarla gençliğin ideolojik hareketlerin taşıyıcı gücü olmasının ötesinde, kapitalist tüketim döngüsünün pasif bir alıcısına dönüşmesi öngörülmekteydi” diye konuştu.
GÜVENCESİZLİK YABANCILAŞMA VE ANOMİ YARATIYOR
Günümüz Türkiye'sinde yaşanan yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve kurumsal güvensizlik gibi yapısal sorunların gençleri güvencesiz bir yaşama ittiğini belirten Özet, “Yaşanan dönüşüme ayak uyduramayan, statü ve refah alanlarında yer alamayan genç tabakalar ise, bugün literatürde prekaryalaşma olarak adlandırılan güvencesiz ve rizikolarla dolu yaşamın göbeğinde yer almaktaydı. Aynı zamanlarda bu çerçeveye yapısal düzeyde deneyimlenen hayat pahalılığı, yüksek enflasyon, kurumlara güvensizlik gibi aktüel Türkiye’nin sorun alanları eklendiğinde, gençlerdeki toplumsal yabancılaşma ve anomi eğilimleri de ivme kazanmakta. Daha somut bir ifadeyle toplumsal istikrarı sağlayan norm ve kurumlarına yönelik güven duygusunu yitirilmesiyle gelişen nihilizmi ve bireysel izolasyonu yer yer radikal şiddet eylemleri ve öfke patlamalarıyla dışa vuran profiller giderek artmakta” ifadelerini kullandı.
POTANSİYEL MÜLTECİ DÜZEYİNE BÜRÜNDÜLER
Genç nesillerin geleceksizlik kaygısı karşısında geliştirdiği tepkiselliği ve9 Mayıs imgesinin bir asırlık sürecini özetleyen Özet, “Gençliğin söz konusu tepkiselliğinde daha yumuşak tonları ise gelecekle ilgili tasarımlarını farklı ülkelerde gören, bünyesindeki topluma yabancılaşmış ve potansiyel mülteci düzeyine bürünen tabakalarında görmekteyiz. Gelinen noktada erken Cumhuriyet’in9 Mayıs imgesi üzerinden açtığı ve bir asrı geride bırakan gençlik sayfası, takvimler ilerledikçe reel dünyanın koyduğu sınırlarla her geçen gün farklılaşan bir hikaye düzeyinde karşımıza çıkmakta” dedi.