Sayfa Yükleniyor...
Kadının yalnız başına yolculuğa çıkması uygun değildir. Bu yolculuk isterse umre ya da hac için olsun fark etmez. Kadının hac umre ya da başka bir yere gidebilmesi için yanında bir mahremi olması gerekir. Dolayısıyla kadın umreye gidecekse yanında mutlaka bir mahreminin olmalıdır. Kadının kayınpederi de babası, kardeşi, abisi, kocası, dayısı gibi birinci derecede mahremi olduğu için, onunla beraber Umre yolculuğa gidebilir.
Teheccüd namazı kaç rekat kılınmalıdır?
Teheccüd namazının rekatları hususunda farklı ifadelerin yer aldığı sahih rivayetler vardır. Bu rivayetlerde Allah Resulünün 4, 8, 11, 13 rekat teheccüd kıldığı anlatılır. Hz. Peygamber bazen 4, bazen 8, bazen de 11 veya 13 rekat kılmıştır.
Fakat Hanefi mezhebi, 11 rekat rivayeti en kavi rivayet olarak görmüş ve görüşünü bu istikamette belirlemiştir. Buna göre, 11 rekatın 3 rekatı vitir, geriye kalan 8 rekat ise teheccüd namazıdır. Dolayısıyla teheccüd namazı kılınacaksa, 8 rekat kılınmalıdır.
Yalnız bu kesin hatlarla yapılmış bir sınırlandırma değildir. Yani farz namazlarda olduğu gibi, 8den az veya çok olursa, teheccüd olmaz denilemez. Bu nafile bir namazdır. Onun için bir insan teheccüd adına kaç rekat kılarsa kılsın, o makbuldür. Ama Allah Resulü, bunu genellikle 8 rekat olarak kılmıştır.
Bebeğe isim koyarken illaki Arapça ya da Kuranda olan bir ismi mi koymak gerekir?
Çocuklara isim koyarken koyulan ismin illaki Arapça bir isim veya Kuran da geçmiş olması gerekmez. Bir ismin manası güzel olduktan sonra Arapça, Türkçe, Farsça, Kürtçe olmasında dini bir sakınca yoktur. Ama isim koyarken Kuran-ı Kerimde geçen bir ismi veya peygamberlerin ve sahabelerin ve evliyaların ismini tercih etmek daha doğru ve güzeldir. Yani önemli olan hangi dilde olması değil, koyulan ismin mana olarak güzel olması ve çocuğu toplum içinde rencide etmemesi ve aynı zamanda dine muhalif bir ismin olmamasıdır.
Mesela: Kuran da Ebu Lehebin ismi de geçmektedir ve Kuran Ebu Leheb hakkında hiç de iyi bahsetmemektedir. Kuran da geçiyor diye çocuğumuza Ebu Leheb ismini veremeyiz.
Unutmayalım ki kıyamet gününde herkes ismiyle çağrılacaktır. O halde isim koyarken bu hakikati göz önünde bulundurmak gerekir.
Dini yanlış anlatan kitabı satmak caiz mi?
İslamiyeti yanlış anlatarak okuyucularının dini bağlarını koparıp, İslamdan uzaklaştırmayı gaye edinen kitapları alıp satmak caiz olmaz. İslamı yanlış anlatan veya bozmayı, değiştirmeyi gaye edinen kitapları satmak bir anlamda onlara yardımcı olmak anlamına geldiği için bu kitapları satmak caiz değildir.
Aynı şekilde İnsanları dinsizleştirmeyi hedef alan kitapları da satmak caiz değildir. Bu gibi kitaplardan elde edilen kazanç da haram olur, meşruluk arz etmez.
Nitekim Hazreti Peygamber bir hadisinde, Hayra sebep olan hayrı yapmış gibi, şerre sebep olan da şerri işlemiş gibi olur buyurmaktadır. Kendisi dinsizliğin aleyhinde de olsa dinsizliği müdafaa eden kitapların yayılmasına sebep olan kimse sanki aynı fikri müdafaa ediyormuş gibi bir duruma girer, mesuliyete ortak olur. Bunun için bu kitapları satması dinen uygun değildir.
GÜNÜN AYETİ
O gün, herkesin kendi derdine düşüp çabalayacağı ve herkesin işlediğinin haksızlığa uğratılmadan kendisine ödeneceği bir gündür.
GÜNÜN DUASI
Ey Rabbim bana cennetin kokusunu duyur ve onun nimetlerinden nasiplendir ve bana ateşin kokusunu duyurma.
GÜNÜN HADİSİ
Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın. Buhari, Edeb 12
GÜNÜN SÖZÜ
Dostuna sana düşmanlık edebilecek kadar kuvvet verme. Sadi Şirazi
GÜNÜN NÜKTESİ
Tartışma bitmiştir
İmamı Azam Ebu Hanife çok güçlü bir zekAya sahipti. Hariciler Hz. Ali ile Hz. Muaviye arasında cereyan eden Sıffi savaşından sonraki hakem olayı nedeniyle, hakemi kabul edenleri dinden çıkmakla suçluyorlardı. Onlara göre tek hakem Kuran-ı Kerim olmalıydı. Bir gün bir gurup harici İmamı Azamın yanına gelirler.
-Biz seninle hakem olayını tartışmaya geldik, derler. İmamı Azam:
-Ama siz çok kalabalıksınız hanginizle tartışayım ki aranızdan bir sözcü seçin, der.
İçlerinden zekasına ve ilmine güvenen bir harici, Ben seninle tartışırım der. İmamı Azam bunu kabul eder ama arkasından ekler:
-İyi ama biz seninle tartıştık diyelim kimin galip olduğu, kimin de mağlup nasıl belli olacak aranızdan bir tane de hakem seçin der.
İçlerinden birisi adil olduğunu söyleyerek hakem olabileceğini söyler. Bunu üzerine İmamı Azam kısaca şöyle der:
-Tartışma bitmiştir.