Başkasına ait herhangi bir malı veya eşyasını kullanmak o kişinin iznine bağlıdır. Kişi izin vermese onun hiçbir malını veya eşyasını kullanmayız. Örneğin birinin internetini ona haber vermeden kullanmak caiz değildir. Çünkü internet ağlarında ücreti ödeyen bu hizmetin sahibi olmaktadır. Dolayısıyla kişi bu işi kendisi için yapmış ve kendisi kullanıyordur. Sahibi olan bir malı kullanmak o malın sahibinin iznine bağlı olduğundan ondan habersiz internetini kullanmak caiz değildir. Kaldı ki internet konusu hem malını izinsiz kullandığımız kişiye karşı hem de şirketin sahibine karşı bir sorumluluktur. Kişinin malını ondan izinsiz kullanmamız bir kul hakkıdır. Aynı şekilde diyelim ki şirket belli şartlarla ve sınırsız limitlerle bu işi sadece bir kişi veya eve tahsisi etmişse bu kurallara da riayet etmemek doğru değildir. Kısaca başkasının internetini habersiz kullanmak uygun değildir.
Evimizden Kâbe imamına televizyon vasıtası ile uymak caiz mi?
İslâm Fıkhı, imama uyarak cemaatle kılınacak namaz hususunda birtakım ölçüler ve esaslar koymuştur. Namazın sahih olabilmesi için bu ölçülere ve prensiplere uymak gerekir. Buna göre cemaatle kılınan namazın sahih olabilmesi için imamla cemaati arasında umuma ait, arabaların gelip geçeceği kadar genişlikte bir caddenin, ya da büyükçe bir ırmağın bulunmaması gerekir. Namaz kılınan yer boş bir arazide ise, ara yere üç saf girecek kadar bir açıklığın bulunmaması gerekir. Yani imama uyularak kılınana namazın sahih olabilmesi için bir anlamda imamla cemaatin aynı mekanda namaz kılması gerekir. Televizyon bu mekân birliğini sağlamadığından dahası yayınının gitmesi ya da elektriğin kesilmesi bir olası olduğundan bu ihtimal gerçekleşmesi durumunda imam ile cemaatin irtibatı kopacağından televizyon vasıtası ile bir imama tabi olarak namaz kılmak uygun değildir. O halde Kâbe’nin ya da Mescidi Nebevinin İmamına veya bir başka imama televizyondan tabi olmak caiz değildir.
Kızgınlıkla yapılan yemini bozmak caiz mi?
Yemin, bir işi yapmak veya yapmamak hususunda ileri sürülen bir iddiayı kuvvetlendirmek için Allah’ın isim veya sıfatlarından birisini şahit tutarak verilen sözdür. Bu yeminin geçerli olması için yemin eden kişinin akil baliğ olması ve Allah’ın adını zikrederek yapması gerekir. Ayrıca bu yemini tehdit altında yapmamış olması gerekir. Bu bağlamda yerine getirilmesi mümkün ve mubah olan bir şeyi, ileride yapacağına veya yapmayacağına dair yemin eden kişi bu yeminini yerine getirmelidir. Şayet yemini bozarsa da onun kefaretini vermek zorundadır. Buna göre sinirli haldeyken yemin eden kimse yemini ederken aklı başındaysa ve ettiği yemini hatırlıyorsa bu yemin geçerlidir. Yemini bozmaması gerekir. Şayet yemini bozarsa ceza olarak da yemin kefareti vermesi gerekir.
Mehri düğünden sonra vermek şartı ile nikâh kıymak caiz mi?
Bir evlilikte mehrin verilmesi, peşin olabileceği gibi aynı şekilde konuşulması ve kadının kabul etmesi halinde sonra da verilebilir. Evlenen erkek evleneceği kadına mehri peşin olarak verebilir; buna İslam fıkhında muaccel (peşin) mehir denir. Koca aynı şekilde peşin hiçbir şey vermeyip borçlanabilir, fıkıhta buna da müeccel (ertelenmiş) mehir adı verilir. Mehrin bir kısmının peşin, bir kısmının ertelenmiş, borçlanılmış olması da mümkündür. Mehir para ve eşya olabileceği gibi ziynet eşyası da olabilir. Dolayısıyla nikâhı kıyarken kadın kabul ederse Mehri nikâhtan sonra verme de dini sakınca yoktur. Bu şekilde de kıyılan nikâh geçerlidir.
Günün Ayeti
“Her birinize ölüm gelip, “Rabbim! Ne olur bana azıcık daha süre tanısan da gönüllü yardımlarda bulunsam ve iyi kişilerden olsam!” diye yalvarmadan önce size verdiğimiz rızıklardan başkaları için de harcayın.”
Münafikun, 63/10.
Günün Hadisi
Kul, kardeşinin yardımında olduğu sürece, Allah da onun yardımcısı olur.”
(Ebû Dâvûd, “Edeb”, 60)
Günün Sözü
Gecenin ne kadar uzun olduğunu ancak hastalar bilir.
(Sadi)
Günün Duası
Allah’ım bugün de beni ve ailemi evimize sağlıklı ve imanlı dönebilmeyi nasip eyle.
Bunları biliyor muyuz?
Neuzübillah Nedir?
İmanı, ibadeti ve ahlakı tehlikeye sokacak şeylerden veya yaratılmışların şerlerinden Allah’a sığınmak amacıyla söylenen “Allah’a sığınırız; Allah korusun.” anlamında dua sözüdür.
Günün Nüktesi
Acıma duygusu ve merhamet…
Üsâme İbni Zeyd’den rivayet edildiğine göre,
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e, ölmek üzere olan kızının oğlunu verdikleri zaman, Hz. Peygamber’in gözleri doldu.
Bunun üzerine Sa’d İbni Ubâde:
– Ey Allahın Resûlü! Bu ne haldir? dedi.
Hz. Peygamber de:
– “Bu, Allah’ın, kullarının kalbine koyduğu acıma duygusu, rahmettir. Allah, acımasını bilen kullarına merhamet eder” buyurdu.
(Buhârî, “Cenâiz”, 33.)